BAE ve Suudi Arabistan Yemen krizinde güvenlik iş birliğini arıyor
BAE Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayid, Yemen'deki çatışmaların bölgesel güvenliği zorladığı bir dönemde Suudi Arabistan'a resmi bir ziyaret…
Omar Farouk ·

Diplomatik temasların arka planı
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayid, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın daveti üzerine Riyad'a gidiyor. Söz konusu ziyaret, iki ülke arasındaki Yemen ortaklığının zayıfladığı ve bölgesel önceliklerin farklılaştığı bir süreçte üst düzey bir iletişim kanalı açma amacı taşıyor.
Yetkililer, Yemen'deki çatışmaların Ağustos ayından bu yana 800'den fazla can kaybına yol açtığını belirtiyor. Bu durum, diplomatik görüşmelerin hem insani hem de güvenlik boyutunu ön plana çıkarıyor. Yemen'deki istikrarsızlık, yerel bir savaş olmanın ötesinde bölgesel ticaret yolları için de ciddi bir risk teşkil ediyor.
Güvenlik mimarisinde yeni arayışlar
Riyad yönetimi, Husilere karşı yürütülen operasyonlarda daha geniş bir destek arayışını sürdürüyor. Kaynaklar, planlanan bir hava harekatının son aşamada durdurulmasının ardından Suudi Arabistan'ın müttefiklerinden daha fazla katkı beklediğini ifade ediyor. Şu ana kadar İngiltere ve Fransa'nın sınırlı destek sağladığı, ancak geniş kapsamlı bir koalisyonun henüz oluşmadığı kaydediliyor.
Siyasi danışmanlar, bu ziyareti ikili ilişkilerin ötesinde yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin parçası olarak değerlendiriyor. Körfez ülkeleri ve İsrail'in, Husilere karşı ortak çıkarlar etrafında birleştiği ancak bunun doğrudan İran karşıtı bir cepheye dönüşmediği gözlemleniyor. Görüşmelerin somut bir istihbarat veya hava savunma iş birliğine evrilip evrilmeyeceği ise merak konusu.
Stratejik belirsizlikler ve riskler
BAE ve Suudi Arabistan arasındaki ilişki, Yemen'deki koalisyonun yapısının değişmesiyle farklı bir evreye girdi. Riyad, Husilerin altyapı ve ticaret rotalarına yönelik saldırıları nedeniyle baskı altında kalırken, Abu Dabi'nin kendi stratejik manevra alanını koruma eğiliminde olduğu belirtiliyor. İki başkent arasındaki görüş ayrılıkları, bölgesel güç dengelerinin nasıl kurulacağına dair farklı yaklaşımlardan kaynaklanıyor.
Ziyaretin pratik bir koordinasyonla sonuçlanması durumunda, enerji altyapısı ve deniz ticaret yollarındaki risk algısının azalması bekleniyor. Aksi takdirde, Yemen'deki çatışmaların yarattığı belirsizlik yatırımcılar ve lojistik sektörü için kalıcı bir risk unsuru olmaya devam edecek. Husilerin saldırılarını artırması halinde ise Riyad'ın daha geniş bir destek olmadan tek başına hareket etme zorunluluğu, bölgesel gerilimi tırmandırabilir.