Preveze Deniz Zaferi'ni anlatan dev mozaik pano bugün nerede?

28 Eylül, Preveze Deniz Zaferi'nin 488. yıldönümüydü. Türkiye'de her yıl bu tarih, Deniz Kuvvetleri Günü olarak kutlanıyor. Peki neydi bu zaferin önemi?

Atlas Newsdesk ·

Preveze Deniz Zaferi'ni anlatan dev mozaik pano bugün nerede?

Adil BALİ

1538'de Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması ile Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması karşı karşıya geldi. Preveze'deki deniz muharebesi, Osmanlı donanmasının Akdeniz'deki üstünlüğünü pekiştiren önemli bir dönüm noktası olarak kabul edildi.

Preveze Deniz Savaşı deyince yıllardır okullarda bize öğretilen iki isim vardır aklımızın bir tarafında: Osmanlı Donanması'nın komutanı Barbaros Hayreddin Paşa ve Haçlı Donanması'nın komutanı Andrea Doria.

XVI. yüzyılın başlarında Akdeniz'in şöhret yapmış iki büyük denizcisi...

Barbaros Hayreddin Paşa denizde yetişmiş, ağabeyi Oruç Reis'in yanında denizciliği öğrenmiş, büyük bir denizci ve devlet adamı olmuştu. Andrea Doria da aynı dönemin en güçlü denizcilerinden biriydi.

Preveze'yi anlatan çok sayıda kitap, yazı ve belge var.

Ama benim asıl anlatmak istediğim başka bir şey.

Preveze Deniz Zaferi'ni anlatan ve yıllarca Heybeliada'nın simgelerinden biri olan 210 metrekarelik dev mozaik pano bugün nerede?

Şimdi asıl konuya başlayalım

Eski tarihten biraz daha yeni tarihe doğru ilerleyelim.

Çocukluğumdan beri vapur iskeleye yanaştığında hayranlıkla seyrettiğim Heybeliada Deniz Harp Okulu'nun ön cephesini boydan boya kaplayan, ressam Ferruh Başağa'nın yaptığı “Preveze Deniz Savaşı” konulu dev mozaik pano artık yerinde yok.

1950'li yıllarda okul binasının cephesine yerleştirilen ve yaklaşık 7 x 30 metre, yani 210 metrekare büyüklüğündeki pano, yıllarca Heybeliada İskelesi'nden geçenlerin gözlerinin önündeydi.

Vapura binerken...

Vapurdan inerken...

Adadan ayrılırken...

İskeleden bakıldığında bütün heybetiyle karşınızda dururdu.

Deniz Harp Okulu'nun, Deniz Lisesi'nin ve bir bakıma Heybeliada'nın simgesi haline gelmişti.

Ama bugün orada değil.

Pano, 2001 yılında üzerinde bulunduğu binayla birlikte yıkıldı.

Ve ne yazık ki panodan bir bölüm dahi kurtarılamadı. Dönemin haberlerinde, eserin sökülüp başka bir yere taşınması için çeşitli girişimlerde bulunulduğu, ancak maliyet ve teknik güçlükler nedeniyle bunun gerçekleştirilemediği aktarılıyor.

Sökülmediği için mi yıkıldı?

22 Eylül 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki haberin başlığı bu hikâyeyi çok kısa anlatıyordu:

“Preveze Savaşı Panosu Sökülemediği İçin Yıkıldı.”

Dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı açıklamasında, 1999 Marmara Depremi'nde hasar gören ve güvenlik açısından sorun oluşturduğu belirtilen binanın, Deniz Lisesi'nin yeniden yapılanması kapsamında yıkıldığı ifade edilmişti.

Ancak panonun kaderi binanın kaderiyle aynı olmak zorunda değildi.

Çünkü eserin kurtarılması için girişimler olmuştu.

Ressam Ferruh Başağa'nın yakınlarından ve dönemin yazılarından aktarılan bilgilere göre, pano 6 Aralık 2000 tarihinde Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğü'ne bağışlandı. Amaç, dev eserin bulunduğu yerden sökülmesi, taşınması ve restore edilerek korunmasıydı.

Ne var ki 15 Mayıs 2001'de bina yıkıldığında pano hâlâ yerindeydi.

Gerek sökümün teknik zorluğu gerekse taşıma ve restorasyon maliyetinin yüksekliği nedeniyle eser kurtarılamadı.

Ve 210 metrekarelik bir sanat eseri, binanın molozları arasında yok oldu.

Bu olayla ilgili dönemin Mimarlar Odası belgelerinde de panonun bina ile birlikte yıkıldığı ve eserin korunma biçimine ilişkin bilgi ve belgelerin Koruma Kurulu tarafından talep edildiği görülüyor.

Deniz Som'un çağrısı

Rahmetli Cumhuriyet yazarı Deniz Som, 17 Mayıs 2001 tarihli “Vaziyet” köşesinde panonun hâlâ binanın cephesinde durduğunu, sökülüp başka yere taşınabilmesi için ciddi bir maliyet gerektiğini yazıyor ve eserin korunması için çağrıda bulunuyordu.

Özetle söylediği şuydu:

“Panoyu biz yıkmayalım.”

Bugünden geriye baktığımızda bu cümle insanın aklında daha da fazla kalıyor.

Çünkü pano artık yok.

Bir zamanlar Heybeliada vapur iskelesinden görülen o dev eser, bugün yalnızca fotoğraflarda, kitaplarda ve hafızalarda yaşıyor.

46 yıl boyunca Heybeliada'nın duvarındaydı

1955'lerden 2001'e kadar yaklaşık 46 yıl boyunca aynı cephede duran bu eser, yalnızca bir sanat çalışması değildi.

Heybeliada'ya denizden gelen herkesin gördüğü bir karşılama duvarıydı.

Çocukluğumda benim için de öyleydi.

Vapur yaklaşırdı.

Önce okulun binaları görünürdü.

Sonra dev pano...

Preveze Savaşı'nı anlatan figürler, deniz ve savaş sahnesi...

Ve vapur iskeleye yanaşırken pano bir süre daha gözünüzün önünde kalırdı.

Bugün aynı yere baktığınızda o görüntü yok.

Bir binayı yıkabilirsiniz. Ama o binanın hafızasını geri getirmek o kadar kolay değil.

Peki pano tamamen kayboldu mu?

Burada hikâyenin ilginç bir devamı var.

Heybeliada'daki özgün pano kurtarılamadı. Ancak Ferruh Başağa'nın eserinin yeniden yaşatılması amacıyla daha sonra İstanbul Deniz Müzesi için bir replikası hazırlandı.

İznik Vakfı tarafından, sanatçının mirasçılarından izin alınarak yapılan bu çalışma, Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde yeniden canlandırıldı. Kaynaklarda, 210 metrekarelik özgün eserin Heybeliada'daki binayla birlikte 2001 yılında yok olduğu, Deniz Müzesi'ndeki çalışmanın ise onun replikası olduğu belirtiliyor.

Yani bugün Preveze panosunu görmek mümkün.

Ama Heybeliada'daki panoyu değil.

Bu ayrım önemli.

Çünkü bir eserin kopyasını yeniden yapmak, özgün eserin bulunduğu yeri ve taşıdığı hafızayı geri getirmiyor.

Deniz Lisesi de artık yok

Aradan geçen yıllarda Heybeliada'nın denizcilik tarihinde bir başka büyük değişiklik daha yaşandı.

Çocukluğumuzda “Deniz Harp Okulu”, daha sonra “Deniz Lisesi” olarak bildiğimiz okul, 2016 yılında askerî liselerin kapatılmasıyla eğitim faaliyetlerine son verdi. 31 Temmuz 2016 tarihli düzenlemeyle Deniz Lisesi de kapatılan askerî liseler arasında yer aldı.

Böylece Heybeliada'nın kıyısından yıllarca yükselen o okulun öğrenci sesleri de kesildi.

Bugün geriye baktığımızda bir zamanlar vapurdan görülen dev mozaik pano da yok, o panonun önünde eğitim gören Deniz Lisesi de artık öğrenci yetiştirmiyor.

Heybeliada'nın denizcilik hafızasından bir dönem daha eksildi.

Bir fotoğraf, bir pano, bir ada hafızası

Bugün elimizde fotoğraflar var.

Eski kartpostallar...

Gazete kupürleri...

Kitaplar...

Ve bizim çocukluk hafızamız.

Benim için Ferruh Başağa'nın Preveze panosu bunların hepsinden biraz daha fazlası.

Çünkü o pano yalnızca bir sanat eseri değildi.

Heybeliada'ya denizden bakarken gördüğümüz yüzlerden biriydi.

Yıllarca vapurdan bize baktı.

Şimdi biz ona fotoğraflardan bakıyoruz.

Aradaki fark işte bu kadar büyük.

2026'da Preveze Deniz Zaferi'nin yıldönümünde, Heybeliada'da artık olmayan o 210 metrekarelik panoyu yeniden hatırlamak istedim.

Çünkü bazen bir kentin, bir adanın veya bir yapının hafızasını korumak için önce neyi kaybettiğimizi hatırlamamız gerekiyor.

Ve benim sorum hâlâ aynı:

Bir sanat eserini koruyamadığımızda, aslında neyi kaybetmiş oluyoruz?

More stories

Son haberler