Netanyahu'nun 'gizli' BAE ziyaretinin perde arkası
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun pazar günü Abu Dabi'ye gizli tutulan bir ziyaret düzenlediği ve BAE lideri Muhammed bin Zayed'den 7 Ekim…
Atlas Newsdesk ·

Netanyahu, 7 Ekim istihbaratı tartışması sürerken Abu Dabi’de BAE lideriyle yaklaşık 1 saat görüştü.
BAE’nin resmi açıklaması, pazar günkü görüşmede İsrail ile BAE arasındaki ikili ilişkilerin ve bunları geliştirme yollarının ele alındığını bildirdi. Ziyaretin gizli tutulması, İsrail’de 28 Ekim seçimleri yaklaşırken güvenlik kurumları ve siyasi sorumluluk tartışmasını yeniden öne çıkardı.
Bir saatlik Abu Dabi görüşmesi
İsrail basınındaki haberlere göre Netanyahu, pazar öğleden sonra BAE’ye gitti ve Muhammed bin Zayed ile havaalanında yaklaşık 1 saat görüştü. Görüşmenin yeri ve süresi, ziyaretin olağan bir diplomatik programdan çok sınırlı katılımlı bir temas olarak yürütüldüğünü gösterdi.
Tek kaynaklı haberlerde ziyaretin ana gerekçesinin, BAE liderinin 7 Ekim 2023 öncesinde Netanyahu’yu Hamas saldırısı konusunda uyardığı iddiaları olduğu öne sürüldü. Aynı haberlere göre Netanyahu’nun ofisi, Muhammed bin Zayed’den bu iddiaları yalanlayan bir açıklama yapılmasını istedi.
BAE kanadının bu talebe olumlu yanıt vermediği, konuyu İsrail iç siyasetiyle bağlantılı gördüğü ve seçim öncesinde tartışmanın parçası olmak istemediği aktarıldı. Bu çerçeve, Abu Dabi’nin resmi açıklamasındaki ikili ilişkiler vurgusuyla İsrail’deki haberlerin işaret ettiği siyasi gündem arasındaki farkı büyüttü.
7 Ekim uyarısı tartışması
İsrail’deki tartışmanın başlangıç noktası, 9 Eylül’de yayımlanan ve Muhammed bin Zayed’in saldırılardan 10 gün önce Netanyahu’yu aradığı iddiasını içeren haber oldu. Haberde BAE liderinin Hamas’ın “büyük bir sürpriz” hazırladığı yönünde uyarı yaptığı öne sürüldü.
Netanyahu bu iddiayı “siyasi motivasyonlu” olarak niteleyerek reddetti. Daha sonra ABD merkezli yayınlarda da benzer iddialar yer aldı; bir haberde BAE’den geldiği öne sürülen uyarının İsrail güvenlik teşkilatıyla paylaşılmadığı iddia edildi.
Üç gün önce yayımlanan başka bir haberde ise Mısır istihbarat şefinin saldırılardan 11 gün önce İsrail’e gittiği ve İsrailli yetkilileri yaklaşan Hamas saldırısına karşı uyardığı yazıldı. Bu iddialar bağımsız şekilde doğrulanmış resmi belgelerle desteklenmediği için siyasi sonuçları, seçim kampanyasında tarafların bunları nasıl kullanacağına bağlı kalıyor.
Uçuşlar ve sansür şikayeti
Netanyahu’nun Muhammed bin Zayed ile görüşmesinden sonra, İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan bazı ülkelerin de temsil edildiği daha geniş bir Orta Doğu toplantısına katıldığı öne sürüldü. İsrail kamu yayıncısının askeri sansür onayından geçtiği belirtilen haberinde, aynı zaman aralığında Abu Dabi’ye Libya’dan bir hükümet uçağı, Fas’tan Hercules tipi bir uçak, Katar’dan askeri bir uçak ve Riyad’dan gelen bir BAE hükümet uçağının indiği aktarıldı.
Toplantıda İran’a karşı bölgesel işbirliğinin ele alındığı iddia edildi. Bu iddia tek kaynaklı olduğu için, görüşmenin kapsamı ve katılımcı ülkelerin siyasi düzeyi resmi açıklamalarla netleşmiş değil.
Netanyahu’nun ofisi pazartesi akşamı, ziyaret dönüş yolundayken haberi duyuran İsrail televizyonu hakkında IDF Askeri Sansür Birimi’ne şikayette bulunulduğunu açıkladı. Ofis, yayının başbakanın güvenliğini riske attığını savundu ve iç güvenlik servisi Şin Bet’in hukuki işlem talep ettiğini bildirdi.
Aynı açıklama, Sara Netanyahu’nun da heyette bulunduğunu ortaya koydu. Heyette Mossad Direktörü Roman Gofman, Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Shmuel Ben-Ezra, Askeri Sekreter Tümgeneral Guy Markizeno ve Şin Bet Güvenlik Birimi Başkanı yer aldı; Sara Netanyahu’nun katılım gerekçesi açıklanmadı.
Seçim takvimi baskıyı artırıyor
Hamas’ın 7 Ekim 2023’te Gazze sınırındaki İsrail yerleşimlerine yönelik saldırısı, 28 Ekim seçimleri öncesinde Netanyahu yönetiminin en kırılgan başlığı olmayı sürdürüyor. Tartışmanın merkezinde, hükümetin saldırılar öncesinde yeterli istihbarata sahip olup olmadığı ve olası uyarıların güvenlik kurumlarına aktarılıp aktarılmadığı bulunuyor.
Eğer BAE açık bir yalanlama yayımlarsa, Netanyahu hükümeti seçim öncesi savunma hattını güçlendirebilir; bölgesel diplomasi kanalı daha düşük gerilimle devam eder ve enerji piyasalarında İran bağlantılı risk primi sınırlı kalabilir. Böyle bir senaryoda istihbarat ve güvenlik kurumları üzerindeki baskı, uyarıların kaynağından çok İsrail içindeki değerlendirme zincirine kayar.
Eğer BAE sessiz kalır veya yeni iddialar resmi belgelerle desteklenirse, Netanyahu üzerindeki siyasi baskı artar; bölgesel ortaklar İsrail iç siyasetine çekilmemek için temaslarını daha örtülü yürütebilir. Bu durumda savunma, istihbarat ve diplomasi alanındaki kurumlar için asıl mekanizma, İran’a karşı işbirliğinin kamuya açık siyasi maliyetle nasıl dengeleneceği olur.