Irak'ta ABD üslerinin kapanmasıyla milisler için kritik süreç
Irak yönetimi, ABD'nin son büyük üssünü kapatmasıyla birlikte, silahlı grupların 30 Eylül'e kadar silahsızlanmasını talep ediyor.
Omar Farouk ·

Silahsızlanma için son tarih
Irak'ta yirmi yılı aşkın süredir devam eden askeri varlığın ardından, ABD'nin ülkedeki son büyük üssünü kapatmasıyla birlikte yeni bir dönem başlıyor. Bağdat yönetimi, silahlı grupların 30 Eylül tarihine kadar ellerindeki mühimmatı teslim etmeleri gerektiğini duyurdu.
Başbakan Ali el-Zaidi, bu kararı Temmuz ayında Washington'a yaptığı resmi ziyarette gündeme getirmişti. ABD yönetimi, bölgedeki askeri varlığın artık gerekli olmadığını ifade ederken, Zaidi ise belirlenen tarihten sonra silahlı yapıların meşruiyetinin kalmayacağını vurguladı.
Güvenlik ve bölgesel dengeler
Irak'ta on binlerce savaşçısı bulunan ve dış destekli olduğu belirtilen paramiliter gruplar, hükümetin otoritesi için ciddi bir sınav teşkil ediyor. Yetkililer, son dönemde diplomatik tesislere ve askeri noktalara yönelik saldırıların arttığına dikkat çekiyor.
Güvenlik kaynakları, özellikle insansız hava araçları ve uzun menzilli füzelerin kullanımındaki artışın, bölgedeki risk seviyesini yükselttiğini belirtiyor. Suudi Arabistan'a yönelik bir saldırı girişimi, Irak topraklarının enerji hatları için bir tehdit unsuru haline gelebileceğini gösterdi.
Ekonomik ve siyasi belirsizlikler
Başbakan Zaidi'nin iş dünyasından gelen geçmişi ve sahibi olduğu finansal kuruluşlar, Washington ile olan ilişkilerinde farklı bir boyut oluşturuyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın geçmişte Zaidi'nin bankasına yönelik bazı kısıtlamalar getirdiği bilinse de, mevcut süreçte taraflar arasında bir iş birliği arayışı öne çıkıyor.
Irak askeri sözcüsü Tümgeneral Saad Maan, bazı grupların silah bırakma sürecine uyum sağladığını iddia ederken, diğer taraftan bazı milis liderleri bu talebi reddederek silahlı varlıklarını egemenlik gerekçesiyle savunmaya devam ediyor.
Gelecek senaryoları
Eğer 30 Eylül itibarıyla silahsızlanma süreci başarıyla tamamlanırsa, bölgedeki enerji sevkiyatı ve lojistik merkezler üzerindeki baskının azalması bekleniyor. Bu durum, Irak'ın uluslararası arenadaki konumunu güçlendirebilir.
Buna karşın, silahlı grupların ellerindeki gelişmiş mühimmatı koruması, Irak'ın bölgesel çatışmaların bir parçası olmaya devam etmesi riskini taşıyor. Söz konusu belirsizlik, enerji piyasaları ve diplomatik güvenlik maliyetleri üzerinde uzun vadeli bir baskı oluşturmaya aday görünüyor.