Mekke Anlaşması TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Ortak Savunma Anlaşması, TBMM Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi. Anlaşma tartışmaları sürüyor.

Mekke Anlaşması, TBMM Dışişleri Komisyonu’ndan geçti; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan için ortak savunma onay süreci ilerledi.
Kanun teklifi, üç ülkeyi anlaşmanın çekirdek tarafları olarak tanımlayan ve dış kaynaklı silahlı saldırıyı ortak saldırı sayan çerçeveyi Türkiye’de yasama sürecine taşıyor. Komisyondaki toplantıda Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, milletvekillerinin anlaşmaya ilişkin sorularını yanıtladı.
Komisyondan geçen ortak metin
Teklif, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında ortak savunma için imzalanan Mekke Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunmasını düzenliyor. Komisyon toplantısında yapılan oylamanın ardından metin kabul edildi.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, metne göre tüm tarafların kendi onay süreçlerini tamamlamasına bağlı. Bu hüküm, komisyon kabulünün tek başına yürürlük anlamına gelmediğini ve sürecin üç başkentteki ulusal prosedürlere bağlı kaldığını gösteriyor.
Ortak saldırı hükmü
Anlaşmanın 1. maddesi, taraflardan birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edildiğinde tarafların bu tehdidi bertaraf etmek için gerekli tüm yöntemleri kullanacağını öngörüyor. Metin, güvenlik işbirliğini yalnızca askeri saldırı anıyla sınırlamıyor; egemenlik ve sınır güvenliği risklerini de kapsama alıyor.
2. madde, dış kaynaklı silahlı saldırının niteliğini daha açık tanımlıyor. Metinde, "Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilir" ifadesi yer alıyor.
Bu düzenleme, anlaşmanın karşılıklı savunma mantığının merkezini oluşturuyor. Bir tarafın saldırıya uğraması halinde diğer ülkelerin karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edeceği belirtiliyor.
Askeri ve sanayi boyutu
6. madde, ortak tatbikatlar, eğitimler, personel değişimi ve silahlı kuvvetler arasında birlikte çalışabilirliği artıracak faaliyetleri kapsıyor. Bu başlık, anlaşmanın yalnızca siyasi taahhüt değil, askeri kurumlar arasında düzenli çalışma alanı yaratmayı hedeflediğini gösteriyor.
3. ve 7. maddeler savunma sanayii tarafını ele alıyor. Metne göre taraflar teknoloji transferi, ortak Ar-Ge projeleri, ortak üretim ve savunma sanayii alanında yakın işbirliği yapabilecek.
10. madde lojistik destek için ayrı bir alan açıyor. Savaş, barış veya olağanüstü durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer askeri teçhizat desteği sağlanması öngörülüyor.
Suudi Arabistan merkezli yapı
8. madde, dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarından oluşacak bir Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi kurulmasını düzenliyor. Komite, anlaşmanın uygulanmasını yönetecek ve yeni üyelerin katılımını değerlendirecek.
Metne göre komite, merkezi Suudi Arabistan’da olacak bir sekretarya tarafından desteklenecek. İlk genel sekreterin Pakistanlı olacağı da anlaşmada yer alan kurumsal ayrıntılar arasında bulunuyor.
4. ve 5. maddeler güvenlik ve terörle mücadele işbirliğini kapsıyor. Tarafların uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacağı, terörizmin tüm türlerine karşı operasyonel işbirliğini artıracağı ve ortak güvenlik değerlendirmeleri yapacağı belirtiliyor.
9. madde, istihbarat ve güvenlik bilgilerinin paylaşılmasına imkan tanıyor. Bu hüküm, askeri işbirliğinin yanında güvenlik bürokrasileri arasında bilgi akışını da anlaşmanın parçası haline getiriyor.
On yıllık çekilme eşiği
Anlaşma, tarafların daha önce imzaladığı uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklere zarar vermeyeceğini belirtiyor. Bu ifade, metnin mevcut uluslararası taahhütlerle birlikte uygulanacak bir çerçeve olarak tasarlandığını gösteriyor.
Taraflar, yürürlüğe girişten sonraki ilk 10 yıl boyunca anlaşmadan ayrılamayacak. 10 yılın ardından çekilme hakkı, en az üç ay önceden yazılı bildirim yapılması koşuluyla kullanılabilecek.
Onay süreçleri tamamlanırsa anlaşma, üç ülke arasında savunma planlaması, eğitim, lojistik ve sanayi işbirliği için daha kurumsal bir zemin yaratacak. Süreç uzarsa uygulama, komite ve sekretaryanın kurulmasından önce ulusal onay takvimlerine bağlı kalacak.
Metin, bütçe yükü, kuvvet tahsisi, savunma sanayii projelerinin kapsamı veya ekonomik etkiler için rakam içermiyor. Bu nedenle anlaşmanın küresel güvenlik dengelerine, savunma sanayii tedarik zincirlerine ve üç ülkenin askeri kapasitesine etkisi, onayların tamamlanması ve uygulama kararlarının açıklanmasıyla daha netleşecek.
More stories
- Hindistan'ı vuran Arnab Kasırgası Andhra Pradesh'te can aldı
- Bakan Tekin: Anadolu'da Michelin yıldızlı restoran arıyorsanız bu bizim ayıbımızdır
- TBMM Başkanlığı'ndan Kabine'ye 'Yanıt Verin' çağrısı
- Starlink kısıtlaması sonrası Nokia'dan Ukrayna hamlesi
- Can Yayınları genel yayın yönetmeni Cem Akaş hayatını kaybetti
- Pasifik Holding başkanı Fatih Erdoğan'ın mal varlığına tedbir
- Külliye'de sürpriz zirve: Erdoğan ve Bahçeli görüşmesi bitti
- Anketten çarpıcı sonuç: Fon ve Borsa krizi enflasyonu bile geride bıraktı
- Türkiye'ye ait F-35 savaş uçakları ABD'deki hava üssünde görüntülendi
- Yeni Parti'den iki bakan hakkında toplam 1 milyar liralık fon iddiası
Son haberler
- Kuzey Akım boru hattına AB mevzuatı 2027 kapısını kapattı
- Yapay zeka pazarında Anthropic ve OpenAI rekabeti kızışıyor
- Bolsonaro, yenilgisinin ve Brezilya'dan kaçmasının ardından Miami'ye ulaştı
- Clariane dokuz aylık organik gelirinde yüzde 4,7 artış açıkladı
- GE Vernova 2026 serbest nakit akışı beklentisini 16-17 milyar dolara çıkardı
- Güney Afrika partileri Cape Town'ın yıllık 30.000 konutluk açığı konusunda bölündü
- Kinross Gold, üretim kesintisi sonrası 3. çeyrek sınavına çıkıyor
- Kenya, 380 milyon dolarlık ticarette Rus yatırımı arıyor

