“Fon Mağduruyum” diyen Nihat Zeybekci: 6 kamu kurumunun ihmali var
Fon skandalında mağdur olduğunu söyleyen AKP’li Nihat Zeybekci’den yeni açıklama geldi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, fon soruşturmalarında yaklaşık altı kamu kurumunun ihmali bulunduğunu öne sürdü.
Zeybekci'nin açıklaması, ortaklıklarının bulunduğu şirketlerin TP2 fonundaki paralarına erişemediğini duyurmasının ardından geldi. Böylece AKP yöneticisi, sermaye piyasası işlemleri hakkındaki soruşturmaları değerlendirirken hem kamu kurumlarına yönelik suçlamalarını hem de şirketlerinin zarar görenler arasında bulunduğu yönündeki beyanını dile getirdi.
Yaklaşık altı kuruma ihmal suçlaması
Zeybekci, görüşlerini Tavas Gençlik Merkezi Konferans Salonu'ndaki AKP ilçe danışma meclisi buluşmasında açıkladı. Konuşmasında uluslararası siyasi ve ekonomik dengelerin dönüşümüne de değindi; yakın çevresindeki çatışmalara karşın Türkiye'nin istikrarlı kaldığını savundu.
Fonlarla bağlantılı süreçte kamu görevlilerinin sorumluluğu bulunduğunu ileri süren Zeybekci, bazı görevliler bakımından ihmalin daha ağır olduğunu söyledi. İddiasını yalnızca çalışanlarla sınırlamadı; kurumların yönetim kademelerine de yönelterek, “Maalesef bazı kamu kurumlarının yönetiminde de hem ihmal hem suistimal vardır” dedi.
Ancak konuşmanın aktarılan bölümünde suçladığı kurumları veya yöneticileri isimlendirmedi. Yaklaşık altı kurumdan söz eden Zeybekci, hangi kurumun hangi işlemde sorumluluğu bulunduğuna ilişkin bir ayrım da sunmadı; açıklamada iddiaları destekleyen denetim bulguları ya da belgeler yer almadı.
Bu nedenle kurumlara yönelik ihmal ve suistimal suçlamaları, Zeybekci'nin değerlendirmesi olarak ele alınmalı. Açıklama, söz konusu suçlamaların soruşturma makamlarınca doğrulandığını veya herhangi bir kamu görevlisi hakkında hukuki sorumluluk tespit edildiğini göstermiyor.
TP2 fonunda şirketlerinin parası kaldı
Zeybekci daha önce, hissedarı olduğu şirketlerin TP2 fonuna yatırdığı tutarlara ulaşamadığını bildirmişti. Gazeteci Aytunç Erkin'in aktardığı önceki beyanında “Mağdur 455 bin kişiden biriyiz” ifadesini kullanmıştı; bu sayı da Zeybekci'nin açıklamasına dayanıyor.
Aktarılan bilgiler, şirketlerin fonda ne kadar parası bulunduğunu, bu tutarlara ne zamandır erişilemediğini veya geri ödeme için bir takvim olup olmadığını içermiyor. Erişilemeyen tutarın tamamının kesinleşmiş zarar olup olmadığı konusunda da bir bilgi verilmiyor.
Zeybekci, Tavas'taki konuşmasında kendi şirketlerini de zarar gören taraflar arasında sayarak önceki açıklamasıyla aynı yönde konuştu. Bununla birlikte şirketlerin adlarını, fondaki paylarını veya yürütülen soruşturmalardaki hukuki konumlarını açıklamadı; dolayısıyla şirketler üzerindeki mali etkinin büyüklüğü mevcut bilgilerle belirlenemiyor.
Bu kişisel ticari bağlantı, açıklamanın değerlendirilmesinde önem taşıyor: Zeybekci yalnızca bir parti yöneticisi olarak değil, paralarına erişemediğini söylediği şirketlerin ortağı olarak da konuşuyor. Kamu kurumlarına yönelttiği suçlamalarla şirketlerinin mağduriyetine ilişkin anlatımı aynı beyan içinde yer alıyor; bunların her biri ayrı doğrulama gerektiriyor.
Zeybekci hukuki sürecin işletilmesini istiyor
Kurumlara yönelik eleştirilerine rağmen Zeybekci, sorumlular hakkında işlem yapılmasının hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Doğrudan talimatlarla hareket edilemeyeceğini savundu; iddiaların ele alınmasında hukuki mekanizmaların çalışmasını istedi.
Zeybekci ayrıca dijital bilgi ve kayıtların bulunduğu bir ortamda işlemlerin saklanamayacağını ileri sürdü. Kendi geçmişine ilişkin de hesap verebilir olduğunu savundu; ancak aktarılan konuşmada bu kişisel savunmanın belirli bir suçlama veya resmî işlemle bağlantısı açıklanmadı.
Açıklamada soruşturmaları yürüten makamların adları, dosyaların aşaması veya beklenen kararların tarihleri bulunmuyor. Bu eksiklik, kamu kurumlarına yönelik siyasi eleştiriler ile soruşturmalarda ortaya konulmuş bulgular arasında ayrım yapılmasını gerekli kılıyor; Zeybekci'nin sözleri tek başına soruşturmaların sonucuna ilişkin bir değerlendirmeye dayanak oluşturmuyor.
İddiaların hukuki karşılığının anlaşılması için ilgili kurumların yanıtları ve soruşturma makamlarının tespitleri belirleyici olacak. Şirketler açısından ise erişilemeyen paranın miktarı, geri alınıp alınamayacağı ve olası ödeme koşulları açıklığa kavuşması gereken başlıca konular olarak duruyor.
More stories
- "Cehennem Necati" davasında karar: Cezası belli oldu
- IMF'den Türkiye'ye uyarı: Kamu maliyesinde şeffaflık çağrısı
- Sarıgül soruşturmasında 3 yeni tutuklama: Yakın korumaya ev hapsi verildi
- Erdoğan imzaladı: Sözleşmeli personelin geçici görevlendirme şartları değişti
- Gazeteciler sokağa çıkıyor: "Artık yeter, nefes alamıyoruz"
- Maden faciasında 3 can kaybı: Bakan Akın Gürlek soruşturma başlatıldığını açıkladı
- Mahkeme MEB'in imam hatip planını durdurdu
- Saray'dan Öcalan açıklaması: "Konut düzenlemesi uygun çalışma ortamı için "
Son haberler
- Grok zorunlu API seçim istemlerinde yüzde 92 Cumhuriyetçileri seçti
- Axios'un İsrail seçimleri iddiası: ABD yönetimi yeni bir lider beklentisinde
- Bihar, kredi planındaki %38,25'lik ilerleme için bankaları uyardı
- Berkshire hisseleri Buffett sonrası düşüşü silerek rekor kırdı
- MTCH2 blokajı laboratuvar ortamında yağ hücresi oluşumunu azalttı
- Kotak Mahindra Bank ikinci çeyrekte kârını yüzde 26 artırdı
- Diş hekimleri meydandan seslendi: Robot değiliz,diş hekimiyiz
- CDC 2026 yılında ABD genelinde 4.588 kızamık vakası bildirdi

