İçeriğe geç
SON HABERLER
Gündem

Mahkeme MEB’in imam hatip planını durdurdu

MEB’in imam hatip ortaokulları için başlattığı “Hazır Bulunuşluk Sınavı” hakkında yürütmeyi durdurma kararı verildi. Uygulama Anayasa’ya aykırı bulundu.

Atlas Newsdesk
Mahkeme MEB'in imam hatip planını durdurdu

İzmir 4. İdare Mahkemesi, imam hatip ortaokullarına öğrenci seçmekte kullanılan Hazır Bulunuşluk Sınavı için yürütmeyi durdurdu.

Karara ilişkin aktarılan bilgilere göre mahkeme, beşinci sınıfa kabulde sınav uygulanmasının yasal dayanağı bulunmadığına ve eğitimde eşitlikle bağdaşmadığına hükmetti. Eğitim-İş’in açtığı davada verilen karar, öğrencilerin okul yönetiminin belirleyeceği sınavla seçilmesine karşı hukuki bir sınır çiziyor.

Beşinci sınıf kabulünde yetki sınırı

Uyuşmazlık, İzmir’deki imam hatip ortaokullarının öğrenci kabulünde kullanılan sınavlardan kaynaklanıyor. Eğitim-İş, İzmir Valiliği ile İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nün uygulamasına karşı hem iptal hem de yürütmenin durdurulması istemiyle idari yargıya başvurdu.

Mahkemenin aktarılan gerekçesinde, ilköğretim kayıtlarına ilişkin kanuni düzenlemelerin bu tür bir seçme sınavına izin vermediği belirtiliyor. Mahkeme ayrıca uygulamanın istisnai bir yetkiyle açıklanamayacağını ve kapsamı belirsiz bir sınavın öğrenci kabulüne dayanak oluşturamayacağını değerlendirdi.

Bu değerlendirmede sınavın adı değil, kayıt sürecinde üstlendiği işlev öne çıkıyor. Hazır bulunuşluğu ölçme amacıyla sunulan uygulamanın öğrenci seçimine dönüşmesi, mahkemenin okul idaresinin yetkisini ve eşitlik ilkesini birlikte ele aldığı noktayı oluşturuyor.

Aktarılan kararda, öğrencilerin beşinci sınıfa alınması için okul yönetiminin takdirine bırakılan bir sınavın hukuka uygun olmadığı belirtildi. Mahkeme, uygulamanın sürmesinin giderilmesi güç sonuçlara yol açabileceğini de yürütmeyi durdurma gerekçeleri arasında saydı.

Sendikanın itirazı, idarenin savunması

Eğitim-İş avukatı Burak Sabuncu, mevcut hükümlerde bu sınav üzerinden kayıt yapılmasına izin verilmediğini savundu. Sabuncu’nun itirazı, öğrencilerin ilkokul sonrasında okul türü esas alınarak sınava tabi tutulmasının anayasal güvencelerle bağdaşmadığı görüşüne dayanıyor.

İzmir Valiliği ve İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ise sendikanın davayı açabilmesi için gereken menfaat bağının bulunmadığını ileri sürdü. İdareler, davacıyla uyuşmazlık arasında kişisel, güncelliğini koruyan ve meşru bir ilişki olmadığı gerekçesiyle başvurunun reddedilmesini istedi.

İdarelerin savunmasında imam hatiplerin hedef alındığı iddiası da yer aldı. Uygulamayı Milli Eğitim Bakanlığı’nın takdir yetkisi kapsamında değerlendiren bu yaklaşımın karşısında, mahkemenin aktarılan gerekçesi yasal yetkinin sınırlarını esas aldı.

Tarafların anlaşmazlığı böylece iki ayrı başlıkta şekillendi: sendikanın yargıya başvurma hakkı ve öğrenci seçme yönteminin hukuki dayanağı. Yürütmenin durdurulmasına ilişkin gerekçeler ise ağırlıkla kayıt koşulları, idarenin yetkisi ve öğrencilerin eşitliği üzerinde yoğunlaşıyor.

Başarı hedefi ve anayasal güvenceler

Uygulamanın gerekçesine ilişkin haberde, akademik başarısı yüksek öğrencilerin imam hatiplere yönlendirilmesinin amaçlandığı ileri sürülüyor. Bu hedef, Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki sınavda ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda imam hatiplerin sonuçlarını iyileştirme arayışıyla ilişkilendiriliyor; ancak bu amaç doğrudan bir bakanlık açıklamasıyla desteklenmiyor.

Mahkemenin aktarılan değerlendirmesi, söz konusu başarı hedefinden farklı bir soruya odaklanıyor: öğrencilerin hangi yasal yetkiye dayanılarak seçilebileceği. Kararda Anayasa’nın 2, 10, 12 ve 42. maddeleri bakımından aykırılık tespiti yapıldığı belirtiliyor.

Kararda ayrıca cumhurbaşkanı ile bakanların yönetmelik düzenleme yetkisinin kanunlara uygunluk şartına bağlı olduğu vurgulanıyor. Bu gerekçe, idari tercihin tek başına öğrenci kayıtlarında yeni bir sınav koşulu getirmek için yeterli görülmediğini ortaya koyuyor.

Öğrenciler ve aileler açısından kararın doğrudan konusu, ortaokula girişte sınav sonucunun kayıt ölçütü olarak kullanılması. İmam hatip ortaokullarının eğitim içeriği ya da merkezi sınavlardaki mevcut performansı hakkında verilmiş bir değerlendirme söz konusu değil; aktarılan hukuki gerekçeler kabul yöntemine ilişkin.

Uygulamanın yeniden düzenlenmesi halinde belirleyici mesele, seçme yönteminin mahkemenin işaret ettiği kanuni dayanak ve eşitlik koşullarını karşılayıp karşılamadığı olacak. Yürütmeyi durdurma kararı, idarenin başarı hedefini değil, bu hedef için başvurduğu kayıt aracını hukuki denetime tabi tutuyor.

More stories

Son haberler