İçeriğe geç
Gündem

İmamoğlu Savunma Yapıyor: Tüm Dünyaya Sesleneceğim!

İBB davasında 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı ikinci celse devam ediyor. Bugüne kadar 325 tutuksuz sanıktan 312’sinin savunması alındı.

Atlas Newsdesk
İmamoğlu Savunma Yapıyor: Tüm Dünyaya Sesleneceğim!

İmamoğlu, Silivri'deki İBB davasında 14 Ekim 2026'da yaptığı ilk savunmada fon iddialarını reddetti ve yargılamayı siyasi olarak niteledi.

Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmalarını finanse etmek amacıyla hukuka aykırı bir fon oluşturduğu suçlamasına karşı çıktı. Böyle bir yapının bulunmadığını söyleyen İmamoğlu, dosyanın kendisini siyasi rekabetten uzaklaştırma amacı taşıdığını ileri sürdü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame, İmamoğlu'na örgüt kurma ve yönetme suçlamasının yanında rüşvet, ihale usulsüzlükleri ve mali işlemlerle ilgili isnatlar yöneltiyor. Savcılığın talep ettiği toplam hapis cezasının alt sınırı 828 yıl iki ay, üst sınırı ise 2.352 yıl; suçlamalar hakkında henüz hüküm verilmiş değil.

Silivri'de savunma aşaması sürüyor

Duruşma aktarımında, 23 Mart 2025'te tutuklanan İmamoğlu'nun da bulunduğu dosyada toplam 436 kişinin yargılandığı, bunlardan 53'ünün tutuklu olduğu belirtiliyor. Aynı aktarım, 12 Ekim'e gelindiğinde tutuksuz yargılanan 325 kişilik grubun 312 üyesinin savunmalarını bitirdiğini kaydediyor.

İmamoğlu'nun kürsüye çıkması, temmuzdaki savunma tartışmasının ardından geldi. O dönemde mahkeme başkanıyla yargılamanın yürütülmesi konusunda anlaşmazlık yaşayan İmamoğlu salondan çıkarılmış, tutanağa susma hakkına başvurduğu kaydedilmişti.

İmamoğlu ise konuşmayı reddetmediğini, itirazlarını aktarmasının engellendiğini savunuyor. Avukatlarının da süre sınırlamasına karşı çıktığı bu uyuşmazlık, bugünkü konuşmasında ifade olanaklarına yönelik eleştirilerinin dayanaklarından birini oluşturdu.

Fon suçlamasına ekonomik maliyet itirazı

İmamoğlu, kendisine yöneltilen fon isnadını reddederken yatırım fonlarına ilişkin soruşturmaların yürütülme biçimini eleştirdi. Tasfiye kapsamına giren fon sayısını 131 olarak verdi; bu fonlarda birikimi bulunan yatırımcıların sayısının 455 bini geçtiğini ileri sürdü.

Fon işlemlerinin, para hareketlerinin ve denetim sorumluluğunun araştırılmasını isteyen İmamoğlu, kendi dosyasındaki uygulamalarla mali soruşturmalar arasında farklı muamele bulunduğunu savundu. Yatırımcı zararlarının bütçeden karşılanması durumunda yükün yeniden yurttaşlara aktarılacağını söyleyerek kamu kaynaklarının kullanımına itiraz etti.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerini seçim kararları, Kur Korumalı Mevduat ve belediyeye yönelik operasyonlarla da ilişkilendirdi. İmamoğlu, siyasi ve adli adımların toplumun geçim koşullarını olumsuz etkilediğini öne sürdü; gelir paylaşımı, konut kiraları ve sosyal yardımları bu çerçevede gündeme getirdi.

Bu değerlendirmesinde refahı yalnızca ekonomik yönetimle değil, yurttaşların yönetime katılabilmesiyle de ilişkilendirdi. İmamoğlu'na göre demokratik güvenceler, seçim yapabilmenin yanında insanların gündelik hayatlarında ekonomik güvenceye sahip olmasını da kapsıyor.

Kent uzlaşısı ve temsil tartışması

Savunmanın diğer bölümünde İmamoğlu, kent uzlaşısını birbirinden farklı toplulukların belediye yönetiminde ortak temsil arayışı olarak anlattı. İstanbul'da 2019 seçimlerinde şekillenen birlikteliğin 2024'te ülke çapında karşılık bulduğunu savunarak bu yaklaşımın ceza soruşturmasına konu edilmesine itiraz etti.

İmamoğlu, Kürt yurttaşlardan seçimlerde destek istenirken belediyelerde sorumluluk üstlenmelerinin engellendiğini ileri sürdü. Mahalle sakinlerinin kendilerini ilgilendiren kararlara katılması gerektiğini belirterek yerel demokrasinin oy verme işlemiyle sınırlanamayacağını söyledi.

Barış görüşmelerine ilişkin olarak ana muhalefetin ve diğer siyasi partilerin katılımını gerekli gördüğünü ifade etti. İmamoğlu, yalnızca iktidarın yürüttüğü bir sürecin yönetim değişikliğinde siyasi desteğini kaybetme riski taşıyacağını savundu; kalıcılık için eşitlik, hukuki güvence ve bölgesel gelir farklarının azaltılmasını istedi.

İmamoğlu ayrıca 2017 referandumunun ardından yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştirerek yetki yoğunlaşmasının kurumların denetim kapasitesini aşındırdığını öne sürdü. Siyasi rekabetin yalnız seçim dönemlerinde değil, kamu yönetiminin günlük kararlarında da hesap verebilirlik sağladığını savundu.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'nun konuşmasını tamamlamasıyla ikinci celsenin kapanacağını bildirdi. Duruşma aktarımındaki takvime göre savunma için dört gün öngörülüyor; bu planın işlemesi halinde üçüncü celseye yaklaşık iki haftalık aradan sonra geçilmesi bekleniyor.

More stories

Son haberler