İçeriğe geç
SON HABERLER
Gündem

Başsavcılık ilk raporla yetinmedi: Denizolgun’un ölümü için ‘Ek rapor’ kararı

Süleymancılar Cemaati’nin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada Bakırköy Cumhuriyet…

Atlas Newsdesk
Başsavcılık ilk raporla yetinmedi: Denizolgun'un ölümü için 'Ek rapor' kararı

Başsavcılık, Ahmet Arif Denizolgun’un ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan önceki bulguları açıklayan ek rapor istedi.

Süleymancılar Cemaati’ne geçmişte liderlik eden, Ulaştırma Bakanlığı görevinde de bulunan Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi değerlendirmelerinin dayanakları yeniden ele alınıyor. Başsavcılığın kuruma ilettiği yazı, göğüste saptanan kanamadan hastalık geçmişine kadar farklı başlıklarda ayrıntılı tıbbi yanıt talep ediyor.

Talebin merkezinde, önceki incelemelerde kaydedilen bulguların kesin ölüm nedenini belirlemek açısından nasıl yorumlandığı bulunuyor. Savcılık, yalnızca tek bir bulguya ilişkin açıklama değil, dosyanın bütünündeki bilgi ve belgeler üzerinden soruların yanıtlanmasını ve ek rapor düzenlenmesini istiyor.

Göğüsteki kanama için iki soru

Başsavcılığın yazısına göre, göğüste görülen kanamanın ne zaman meydana geldiğinin ve travma göstergesi sayılıp sayılamayacağının açıklanması gerekiyor. Bu başlıkta istenen değerlendirme, kanamanın varlığının ötesinde, oluşum zamanı ile niteliğinin belirlenmesine odaklanıyor.

Yazıda ayrıca, Denizolgun’un solunumunun engellenmesi veya boyun ya da göğüs bölgesine baskı yapılması yoluyla öldürüldüğünü gösteren tıbbi kanıt bulunmadığı yönündeki önceki değerlendirmenin gerekçesi soruluyor. Bunlar savcılığın incelenmesini istediği olasılıklar; rapor talebi, söz konusu eylemlerden herhangi birinin gerçekleştiğinin tespit edildiği anlamına gelmiyor.

Bu kapsamda savcılık, ağız ile burnun kapatıldığı bir durumda ağız içinde mutlaka lezyon görülmesi gerekip gerekmediğini soruyor. Göğüste saptanan kanamanın da bu olasılık bakımından travmaya işaret eden bir bulgu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda yanıt isteniyor.

Otopsi bulguları ve hastalık dayanakları

Otopsi raporunda böbrek, karaciğer, akciğer ve kalbin de aralarında bulunduğu organlarda ileri düzeyde otoliz kaydedildiği belirtiliyor. Başsavcılık, bu duruma karşın mikroskop altında yapılan incelemelerden çıkarılan sonuçların hangi değerlendirmeye dayandığının ayrıntılandırılmasını talep ediyor.

Bir başka soru, raporun sonuç kısmındaki hastalık değerlendirmelerine ilişkin. Savcılığın yazısında, dosyada Denizolgun’un sağlık durumunu belgeleyen tıbbi kayıt bulunmadığı belirtilerek hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı kabulünün hangi dayanağa oturduğu soruluyor.

Kan incelemesinde saptanan metoprolol de açıklama istenen başlıklar arasında yer alıyor. Başsavcılık, bu etken maddenin hangi rahatsızlıkların tedavisinde veya hangi koşullarda kullanıldığına ilişkin bilgi talep ediyor; yazı, hastalık değerlendirmesinin gerekçesini ayrıca sorguluyor.

Çiftlikteki zaman çizelgesi inceleniyor

Başsavcılığın aktardığı zaman çizelgesine göre Denizolgun, 6 Eylül 2016’da yaklaşık 17.00’de çiftliğe geldi. Ertesi gün, 7 Eylül’de yaklaşık 19.00’da bir çiftlik çalışanı kendisini yaşamını yitirmiş halde buldu.

Aynı yazıda, 155 hattına yapılan bildirimin 8 Eylül’de yaklaşık 00.30’da gerçekleştiği belirtiliyor. Savcılık, bulunma ile bildirim arasındaki sürenin yanı sıra, Denizolgun’un rahatsızlanmaya başladığı anda fark edilmesi durumunda tıbbi müdahalenin sonucu değiştirip değiştiremeyeceğinin de incelenmesini istiyor.

Bu sorunun yanıtı, erken müdahaleyle yaşamını sürdürmesinin mümkün olup olmadığına ilişkin tıbbi değerlendirmeyi gerektiriyor. Bildirimin geç yapılmasına ilişkin ayrı soruda ise bedendeki çürümenin kanıt elde etme olanağını ortadan kaldırıp kaldırmadığına açıklık getirilmesi talep ediliyor.

Bu başlıklar, birbirinden farklı iki belirsizliğe yöneliyor: müdahalenin yaşamı kurtarma ihtimali ve ölümden sonraki sürecin incelemeye etkisi. Savcılık her ikisi için de Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesini istiyor; talep yazısı bu soruların yanıtlandığını göstermiyor.

İstenen ek raporun, mevcut belgeleri yeniden ele alarak hem önceki tıbbi yorumların gerekçelerini hem de kesin ölüm nedenini açıklaması bekleniyor. Soruşturmadaki tıbbi belirsizlikler açısından belirleyici nokta, kurumun bu sorulara vereceği yanıtların ölüm nedenini hangi bulgularla ilişkilendireceği olacak.

More stories

Son haberler