Trump 37'ye düştü, fatura enflasyondan geldi
Beyaz Saray'ın ikinci döneminde dip nokta: Kasım ara seçimleri öncesi Demokratlar 13 puan önde
Serdar Cebe ·

Serdar Cebe
Washington'da tablo artık tek bir kriz haberiyle açıklanamıyor. Donald Trump'ın onay oranı yüzde 37'ye, onaylamayanların oranı yüzde 63'e çıktı. Bu, temmuzdaki yüzde 40'ın altında ve mayıs–haziranda görülen yüzde 38'lik önceki dip seviyenin de bir puan aşağısında. Yani elimizde ani bir çöküş değil, on dokuz aydır aynı yönde akan bir aşınma var.
Rakamlar Marquette Law School'un ulusal anketinden geliyor. Araştırma 2–9 Eylül 2026'da ülke genelinde 1.023 yetişkinle yapıldı; hata payı artı/eksi 3,3 puan. Küçük bir anket değil, ciddi bir termometre.
Kongre yarışı: "Şimdiye kadarki en büyük fark"
Asıl sarsıcı veri onay oranında değil, sandıkta. Kasım'daki kongre seçimlerinde kesin seçmenlerin yüzde 54'ü Demokrat, yüzde 41'i Cumhuriyetçi adaya oy vereceğini söylüyor. Temmuzda bu fark 51'e 45'ti. Kayıtlı seçmenlerde ise Demokratlar 50'ye 42 önde; temmuzda arada yalnızca iki puan vardı.
Anketin direktörü Charles Franklin, sonucu sonbahar seçimleri açısından Cumhuriyetçiler için "büyük sıkıntı" olarak tanımlıyor ve jenerik oy pusulasında Demokratların bugüne dek ölçülen en yüksek avantajına ulaştığını söylüyor. İki ayda yedi puanlık kayma, ara seçim aritmetiğinde dalga anlamına gelir.
Sekiz başlıkta erime: Hasar nerede birikti ?
Trump'ın onayı politika alanlarına göre ayrıştırıldığında, kaybın nerede yoğunlaştığı netleşiyor.
Sınır güvenliği yüzde 49'la en yüksek başlık; göç yüzde 43'te. Ölçülen diğer altı alanın tamamı yüzde 35'in altında, ekonomi, İran savaşı, akaryakıt fiyatları ve hayat pahalılığı ise yüzde 30'un bile altında. Kritik ayrım şu: sınır ve göçteki onay görece sabit kalırken, diğer başlıklarda zamanla belirgin düşüş yaşandı. İran savaşında onay nisandaki yüzde 32'den bugün yüzde 26'ya indi.
Tabloyu okumanın en dürüst yolu şu: Trump, seçmene vaat ettiği alanda (sınır) hâlâ ayakta duruyor; ancak seçmenin hayatına dokunan alanda (mutfak) taban buluyor. Yüzde 19'luk enflasyon onayı, ikinci dönemin en düşük tekil ölçümü.
Savaşın gerçek maliyeti: Benzin pompasında ödendi
İran savaşı, dış politika dosyası olarak başladı, ekonomik dosya olarak bitiyor. Savaşın başladığı 28 Şubat öncesinde, ocak ayında yetişkinlerin yarısı akaryakıt fiyatlarının son altı ayda gerilediğini söylüyordu. Mayısta yüzde 80'i fiyatların çok arttığını, yüzde 95'i az ya da çok arttığını belirtti. Bu, savaşın kamuoyunda nasıl "enflasyon haberi"ne dönüştüğünün en net kanıtı.
Meşruiyet tarafı da zayıflıyor. Savaşın maliyetine değdiğini söyleyenlerin oranı mayısta yüzde 28 iken bugün yüzde 21. Nisan ayında ateşkes bizzat geniş destek görmüştü: Ateşkesi onaylayanlar yüzde 75, savaş için yeterli gerekçe bulunmadığını söyleyenler ise yüzde 63'tü. Amerikan seçmeni savaşı bitirmeyi onaylıyor, başlatılmış olmasını onaylamıyor.
Türkiye ve bölge için ne anlama geliyor ?
Üç başlık bölgesel okumada öne çıkıyor.
Birincisi , İsrail'e bakış sert biçimde değişti. Mart 2025'te olumlu ve olumsuz görüş yüzde 43'te eşitken, eylülde olumlu yüzde 29'a indi, olumsuz yüzde 59'a çıktı. Bu, Washington'da bölgesel dosyaların iç siyasi maliyetinin yükseldiği anlamına gelir.
İkincisi , Ukrayna konusunda kamuoyu ikiye bölünmüş durumda. Askeri yardımın yetersiz olduğunu söyleyenler yüzde 35, fazla olduğunu söyleyenler yüzde 33. Net bir kamuoyu mandası yok; bu da politikayı kırılgan kılıyor.
Üçüncüsü ve belki en önemlisi: kasımda Kongre'nin el değiştirmesi ihtimali güçlendikçe, Beyaz Saray'ın dış politikada tek başına hareket alanı daralır. Ankara açısından bu, önümüzdeki dönemde muhatabın yalnızca Beyaz Saray değil, savaş yetkisi ve silah satışları dosyalarında sesini yükseltecek bir Kongre olacağı anlamına geliyor.
Sonuç
Trump'ın kaybı bir skandalın değil, birikmiş bir faturanın sonucu. Şubat 2025'te "güçlü onay" verenler yüzde 29, "kısmen onay" verenler yüzde 19'du; eylülde bu tablo tersine döndü: kısmen onay yüzde 22, güçlü onay yalnızca yüzde 15. Yani çekirdek destek erimiyor değil — inceliyor.
Kasıma iki ay kala Beyaz Saray'ın elinde tek bir koz kaldı: fiyatlar. Enflasyon inmezse, yüzde 19 bir dip değil, bir tavan olarak kayıtlara geçecek.