Sonucu Önceden Yazılmış Bir Tiyatro: Rusya, Savaş Gölgesinde Sandık Başında
Ukrayna işgalinin başlangıcından bu yana ilk parlamento seçimlerine hazırlanan Kremlin için zafer garanti.
Serdar Cebe ·

Serdar Cebe
Moskova caddelerindeki reklam panolarında kamuflaj üniformalı asker fotoğrafları ve "Birlikte Kazanacağız" sloganları dalgalanıyor; ancak kentin üzerinde asılı duran hava bir seçim coşkusundan ziyade, kaçınılmaz bir devlet ritüelinin getirdiği ağırbaşlı bir kayıtsızlığı andırıyor.
Rusya, 18-20 Eylül tarihleri arasında, Devlet Duması’nın 450 sandalyesini belirlemek üzere sandık başına gidiyor. Bu oylama, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal emrini vermesinden bu yana ülkede düzenlenen ilk genel parlamento seçimi olma özelliğini taşıyor.
Fakat sandıklar daha kurulmadan sonucun mühürlendiği konusunda ne Moskova'daki diplomatların ne de bizzat Rus seçmenin en ufak bir şüphesi var. Seçim yarışının o denli yapay ve heyecansız olduğu tescillendi ki, devlet televizyonunda yayınlanması planlanan resmi seçim münazaraları, adaylardan hiçbirinin stüdyoya gelmeye tenezzül etmemesi üzerine sessiz sedasız iptal edildi.
Tek Sesli Parlamento: Savaşın Sistemik Destekçileri
Kremlin’in siyasi aygıtı niteliğindeki iktidar partisi Birleşik Rusya (Yedinaya Rossiya) 23 yıldır elinde tuttuğu parlamento çoğunluğunu kaybetme riskiyle kesinlikle karşı karşıya değil.
Seçim pusulasında yer alan diğer partiler —Komünist Parti, aşırı milliyetçi LDPR, Adil Rusya ve Yeni İnsanlar— Batılı analistlerin "sistemik muhalefet" olarak tanımladığı, ipleri Kremlin iç politika dairesinin elinde olan vitrin hareketlerinden ibaret. Bu partilerin tamamı, Ukrayna’daki savaşı ve Kremlin’in askeri harcamalarını koşulsuz bir sadakatle destekliyor.
Savaşı durdurma vaadiyle kampanya yürüten tek yasal siyasi hareket olan liberal Yabloko (Elma) Partisi ise ağustos ayında Rusya Yüksek Mahkemesi tarafından seçimlerden tamamen menedildi. Partinin önde gelen liderlerinden birine, "ordu hakkında yalan haber yaymak" suçlamasıyla 11 yıl ağır hapis cezası verildi. Aleksey Navalni’nin cezaevindeki şüpheli ölümü ve geride kalan bağımsız figürlerin ya hapse atılması ya da sürgüne zorlanmasıyla birlikte, pusulada savaşa karşı tek bir meşru ses dahi bırakılmadı.
Bağımsız seçim gözlem örgütü Golos’un (Kremlin tarafından "yabancı ajan" ilan edilen) eski eş başkanı, durumun vahametini şu sözlerle aktarıyor:
"Bu bir seçim değil; devlet memurlarının, ordu mensuplarının ve bütçe çalışanlarının sadakatini test etmek için tasarlanmış bir biat töreni. Seçeneklerin hepsi aynı askeri botu işaret ederken seçmenin oy kullanması değil, sadece o sandığın önünden geçmiş olması isteniyor."
Yıkıntıların Üzerinde "Hayalet Oylar"
Seçim tiyatrosunun en karanlık perdesi ise Rusya’nın askeri kontrolü altındaki Ukrayna topraklarında sahneleniyor. Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinde oy verme işlemleri, Rus güvenlik servisi FSB ve silahlı askerlerin gözetiminde yürütülüyor.
Zırhlı araçlarla kapı kapı dolaştırılan seyyar sandıklar, Moskova’nın askeri olarak dahi tam kontrol sağlayamadığı topraklar üzerindeki ilhak iddialarına sözde bir hukuki meşruiyet cilası çekmeyi hedefliyor. Kiev yönetimi ve uluslararası toplum, namluların gölgesinde düzenlenen bu oylamaları peşinen "hükümsüz ve yasa dışı" ilan etmiş durumda.
Kremlin’in Asıl Kabusu: Yenilmek Değil, Katılım Oranı
Kremlin Strateji Dairesi için bu seçimdeki asıl tehlike sandıktan bir sürpriz çıkması değil; sandıkların boş kalması. Otoriter rejimlerde yüksek katılım oranı, halkın liderin politikalarını —özellikle de yıpratıcı bir savaşı— zımnen onayladığının en kritik kanıtı olarak sunulur. Katılımın düşmesi ise sessiz, pasif ama derin bir toplumsal hoşnutsuzluğun tescili anlamına gelecek.
Kremlin’in bu korkusu temelsiz değil; zira savaşın faturası Rusya’nın kılcal damarlarına kadar sızmış durumda:
Benzin Kuyrukları: Ukrayna’nın son aylarda Rus rafinerilerine vurduğu hassas dron darbeleri ve Rusya’nın iç piyasayı korumak için dizel ihracatını yasaklaması, ülke genelinde akaryakıt krizini tetikledi. Başkent Moskova’nın dışındaki taşra kentlerinde sürücüler, benzinliklerin önünde saatler süren kuyruklarda bekliyor.
Tükenen Savaş Ekonomisi: Yüksek savunma harcamalarının yarattığı yapay büyüme döngüsü duvara çarptı. Yıllık büyüme yüzde 0 ila 1 bandında sürünürken, çift haneli faizler ve hızla tırmanan enflasyon Rus hanelerinin alım gücünü eritiyor.
Carnegie Rusya Avrasya Merkezi Kıdemli Uzmanı Andrei Kolesnikov, halkın ruh halini bir "tükenmişlik sendromu" olarak tarif ediyor:
"Rus halkı rejime açıkça isyan etmiyor; çünkü bedelinin uzun yıllar hapis olduğunu biliyor. Ancak giderek daha az insan bu militarist gösterinin bir parçası olmak istiyor. Benzin kuyruğunda saatlerce bekleyen, markette her hafta artan fiyatlarla karşılaşan ortalama bir Rus vatandaşının sandığa gitmemesi, yapabileceği tek ve en güvenli protesto biçimidir. Kremlin bölge valilerine 'Ne yapın edin, katılımı yüksek gösterin' talimatı verirken tam olarak bu sessiz grevden korkuyor."
Sandıklar Kapanırken: Zaferin İçi Boş Muhafazası
20 Eylül Pazar akşamı sandıklar kapandığında, devlet televizyonları Birleşik Rusya’nın anayasal çoğunluğu bir kez daha elde ettiğini ilan edecek. Seçim komisyonu muhtemelen yüzde 70’lerin üzerinde bir katılım oranı açıklayacak ve Kremlin, Rus halkının "özel askeri operasyonun" arkasında tek yumruk olduğunu savunacak.
Fakat adayların bile katılmaya zahmet etmediği münazaralar, kapısına kilit vurulmuş muhalefet binaları ve uzayıp giden akaryakıt kuyrukları, tablonun arkasındaki hakikati fısıldıyor: Rusya’da parlamento, halkın iradesini değil; bir savaşa kilitlenmiş ve geriye dönüş rotası kalmamış bir rejimin iç bürokrasisini temsil etmeye devam ediyor.