Kathimerini, Yunanistan'ın Ege senaryolarını yazdı: Ankara-Atina hattında gerilimi artırabilecek üç başlık
Kathimerini gazetesi, Atina'nın Türkiye ile yaşanabilecek olası gerilimlere karşı diplomatik ve askeri senaryolar hazırladığını yazdı.
Atlas Newsdesk ·

Ege gerilimi yeniden tırmanırken Atina, 12 deniz mili seçeneği dahil Türkiye kaynaklı olası hamlelere karşı hazırlık yapıyor.
Yunanistan basınına yansıyan habere göre Atina, Türkiye’nin adaların silahsızlandırılması ve gri bölgeler başlıklarını yeniden öne çıkarmasını yeni bir baskı dönemi olarak okuyor. Haberde aktarılan diplomatik kaynaklar, Yunanistan Başbakanlık Ofisi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın krizden çok kontrollü gerilim aradığı değerlendirmesinin bulunduğunu belirtti.
Girit güneyinde 12 mil
Atina’nın değerlendirdiği seçeneklerden biri, Girit’in güneyinde karasularını Deniz Hukuku kapsamında 12 deniz miline çıkarma adımı. Bu sınır, Yunanistan’ın son diplomatik notasında kendi adaları için saklı tuttuğunu açıkça vurguladığı hak olarak yer aldı.
Habere göre notanın zamanlaması, Türkiye’nin kendi kıta sahanlığı içinde ulusal deniz parkları ilan etmesine verilen yanıtla bağlantılı. Atina, bu tezleri olası bir anlaşmazlığın ileride Uluslararası Adalet Divanı’na taşınması ihtimaline karşı resmi kayda geçirmek istiyor.
Türkiye ise Ege’de 12 deniz mili uygulamasına uzun süredir karşı çıkıyor. Bu nedenle Girit’in güneyindeki sınırlı bir hamle bile Ankara-Atina hattında hukuki tartışmanın sahadaki askeri ve diplomatik temaslarla birlikte yürüdüğü yeni bir eşik oluşturabilir.
Üç deniz dosyası sıralandı
Haberde, önümüzdeki haftalarda gerilimi artırabilecek üç başlık sayıldı. İlk dosya, Yunanistan’ın Deniz Mekansal Planlaması kapsamında deniz alanlarının kullanımını belirleyecek cumhurbaşkanlığı kararnameleri olarak gösterildi.
İkinci başlık, Türkiye’de hazırlandığı açıklanan Mavi Vatan yasa tasarısı. Atina’nın, bu düzenlemenin Türk karasularının ötesindeki seyrüsefer, araştırma ve balıkçılık faaliyetlerine sınırlama getirebileceği yönünde endişe taşıdığı aktarıldı.
Üçüncü dosya, Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantısı projesi Great Sea Interconnector. Proje, Doğu Akdeniz’de enerji altyapısı ile deniz yetki alanı tartışmalarının aynı haritada kesiştiği bir başlık olarak izleniyor.
Yunanistan tarafında konuşulan saha senaryoları arasında 2020’deki Oruç Reis krizini hatırlatan şekilde Meis’in güneyinde Türk araştırma faaliyetlerinin başlaması da bulunuyor. Haberde ayrıca Türk balıkçı filolarının Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölge ilan ettiği alanlarda faaliyet göstermesi ve Türk İHA’larının adalar üzerinde yeniden uçuş yapması olasılıkları sıralandı.
İHA uçuşları yeni eşik
İHA uçuşlarının artması halinde Atina’da daha sert seçeneklerin tartışılabileceği belirtildi. Haberde, önceden uyarı yapılmasının ardından bir Türk İHA’sının düşürülüp düşürülemeyeceğinin Yunanistan’da gündeme gelebileceği aktarıldı.
Savunma boyutunda İsrail’den alınacak Aşil Kalkanı hava ve füze savunma sistemleri ile PULS füze topçu sistemleri ayrı bir gerilim hattı olarak gösteriliyor. Türkiye’nin bu anlaşmayı yakından izlemesi, adaların statüsü ve silahsızlandırma tartışmalarının yeniden açılmasıyla aynı döneme denk geldi.
İletişim kanalları ise tamamen kapanmış değil. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın kısa süre önce Atina’da Yunanistan İstihbarat Servisi EYP Başkanı Themis Demiris ve Başbakan Kiryakos Miçotakis ile görüştüğü aktarıldı.
Miçotakis ile Erdoğan’ın eylül sonunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında görüşme ihtimali için haberde kapının tamamen kapanmadığı, ancak mevcut koşullarda olasılığın düşük görüldüğü belirtildi. Böyle bir temas gerçekleşirse, 2023 sonrasında kurulan düşük gerilim hattının korunup korunamayacağı ilk sınavını deniz yetki alanları üzerinden verecek.
Gerilim diplomatik notalar ve planlama kararlarıyla sınırlı kalırsa, küresel etki daha çok NATO’nun Doğu Akdeniz koordinasyonu ve enerji projelerinin takvimi üzerinden hissedilir. Saha faaliyetleri artarsa Atina için askeri teyakkuz maliyeti, Ankara için diplomatik baskı, bölgesel savunma ve enerji sektörü için ise proje riski büyüyebilir.