İngiltere’de serbest dolaşım tartışması yeniden alevlendi
İngiltere’de Başbakan Andy Burnham ve kabine üyelerinin AB ile serbest dolaşımı müzakere etme fikrini gündeme taşıması siyasi tartışmalara yol açtı.

İngiltere yönetiminde Avrupa Birliği ile ilişkilerin geleceğine dair yeni bir tartışma başladı. Başbakan Andy Burnham'ın Brüksel ile müzakerelerde serbest dolaşım kuralının tamamen dışlanmaması gerektiği yönündeki değerlendirmeleri, iktidar partisinin sınır politikalarını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Burnham, geçmişte serbest dolaşımın önemli zorluklar barındırdığını kabul etmekle birlikte, mevcut göç dinamikleriyle kıyaslandığında bu yöntemin daha yönetilebilir olabileceğini dile getirdi. Taraflar arasındaki diyalog sürecinde hiçbir başlığın peşinen saf dışı bırakılmaması gerektiğini savundu.
Konut Bakanı Angela Rayner da bu yaklaşımı pragmatizm olarak nitelendirerek Başbakan'a tam destek verdi. Rayner, kamuoyuna yaptığı değerlendirmede, temel amacın ülke için en kazançlı çerçeveyi oluşturmak olduğunu ve yapıcı bir diyalog yürütülürken peşin yargılardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Kabine içinde farklı yaklaşımlar
Görüş ayrılıkları iktidar partisinin üst kademelerinde açıkça hissediliyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband ile parti bünyesindeki Avrupa yanlısı kanadı temsil eden Stella Creasy gibi figürler, ekonomik büyümeyi hızlandırmak adına serbest dolaşım konusunun yeniden müzakere edilmesine açık kapı bırakıyor.
Creasy, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve tedarik zincirlerinin işleyişi açısından bu konunun olgun bir zeminde tartışılmasının vaktinin geldiğini ifade etti. Ortak pazar mekanizmalarına yaklaşmanın ekonomik canlılık sağlayabileceği düşüncesi kabine içerisinde zemin kazanıyor.
Buna karşılık İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, Avrupa Birliği ile entegrasyonu artırmanın basit bir süreç olmadığını ve çetin tavizler gerektirdiğini hatırlattı. Ticaretteki bürokratik engelleri azaltmanın, beraberinde getireceği bağlayıcı kurallarla dengelenmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Parti içinden Jonathan Hinder gibi bazı milletvekilleri serbest dolaşımın kesin bir dille reddedilmesini talep ederken, iş dünyasından Richard Walker ise açık sınır politikasının ülkede hâlihazırda iş arayan bir milyona yakın genç vatandaşa fayda sağlamayacağını savundu.
Siyasi tepkiler ve artan riskler
Tartışmanın zeminini ülkedeki göç eğilimleri şekillendiriyor. Ocak 2020 döneminde yaklaşık 900 bin seviyesine ulaşarak rekor kıran net göç rakamları, Brexit referandumu öncesindeki 330 bin bandının oldukça üzerinde seyretmeye devam ediyor.
Muhalefet cephesi ise serbest dolaşım ihtimaline karşı sert bir duruş sergiliyor. Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, seçmen çoğunluğunun sınır kontrollerinden yana oy kullandığını belirterek geçmiş hataların tekrarlanmaması gerektiğini söyledi. Reform UK lideri Nigel Farage da bu adımı referandum iradesine açık bir ihanet olarak değerlendirdi.
Kamuoyu yoklamaları, halkın ekonomik kazanımlar uğruna serbest dolaşımı da kapsayan ortak pazar modellerine daha olumlu baktığına işaret ediyor. Ancak bu hassas konunun özellikle sanayi bölgelerindeki seçmen grupları nezdinde derin siyasi kırılmalara yol açma riski sürüyor.
More stories
- Güney Afrika'da 76.922 kişi HIV önleyici enjeksiyona başladı
- Küresel seçim dalgası uluslararası dengeleri yeniden kuruyor
- Machado'nun dönüşü Venezuela'da yeni bir dönemi sınıyor
- Portekiz polisi konut protestolarındaki 171 yapıyı kaldırdı
- Sırbistan erken seçimlerinde sandığa yoğun katılım dikkat çekiyor
- Fransa'da sendikalar genel grev ve yeni gösteri kararı aldı
- Ebola aşısı klinik denemeleri Kongo'da resmen başlatıldı
- Axios'un İsrail seçimleri iddiası: ABD yönetimi yeni bir lider beklentisinde

