Eski Bakan Denizolgun Soruşturmasında İddianame: 7 Kişiye Hapis Talebi
Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin delil karartma davasında, 7 şüpheli hakkında hapis cezası istendi. Detaylar haberimizde.
Atlas Newsdesk ·

Denizolgun soruşturması, kayıp telefon nedeniyle 7 kişi hakkında hazırlanan iddianamelerle mahkemeye taşındı. Savcılık, cihazı olası delil sayıyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunduğu hatırlatıldı. Dosyada ölümle ilgili ana soruşturmanın "kasten öldürme" suçlaması üzerinden yürütüldüğü belirtildi.
Telefonun teslim zinciri
İddianameye göre Denizolgun'un telefonu olay yerinden alındı, parmak izi incelemesine konu edildi ve daha sonra Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Cihaz için olay sonrasında teknik bilirkişi incelemesi yapılmadığı da dosyaya yansıdı.
Savcılık, telefonun daha sonra tereke eşyaları kapsamında teslim sürecine girdiğini aktardı. İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararıyla eşyaların Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e verilmesine hükmedildiği, teslimin ise avukat A.Ç üzerinden yapıldığı kaydedildi.
Tanık sıfatıyla ifadesi alınan A.Ç, eşyaları bir çuval içinde aldığını ve içeriğini kontrol etmediğini söyledi. İddianameye göre A.Ç, çuvalı Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürerek buradaki çalışana bıraktığını anlattı.
Kısıklı evindeki kayıp cihaz
Denizolgun'a ait telefonun bulunup bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir soruşturmadaki arama evrakları üzerinden de araştırıldı. Savcılık, telefona ait IMEI bilgileri ve fotoğrafların Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildiğini bildirdi.
30 Eylül tarihli tutanağa göre telefon, el konulan cihazlar arasında tespit edilemedi. İddianamede bu sonuç, teslim süreciyle birlikte değerlendirildi ve telefonun şüpheliler tarafından alındıktan sonra ortadan kaldırıldığı iddiasına dayanak gösterildi.
Savcılık, telefonda bulunabilecek mesajların, fotoğrafların veya notların ölüm soruşturmasının aydınlatılması bakımından kanıt niteliği taşıyabileceğini belirtti. Bu nedenle cihazın kaybı, yalnızca eşya teslimine ilişkin bir uyuşmazlık olarak değil, ceza soruşturmasındaki delil bütünlüğü açısından ele alındı.
Beş yıla kadar hapis
İddianamede Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile kardeşi Hilmi Tuna Kuriş, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla şüpheli gösterildi. Her iki isim için 6'şar aydan 5'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Hilmi Tuna Kuriş'in telefonu aldığını kabul ettiği, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in ise tereke eşyalarıyla ilgilenmediği yönünde savunma yaptığı iddianamede yer aldı. Savcılık, buna karşılık telefonun teslim kararında adı geçen kişi olması nedeniyle Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'in muhafaza sorumluluğu bulunduğunu değerlendirdi.
Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti. Böylece kayıp telefon başlığı, Denizolgun'un ölümüne ilişkin ana soruşturmadan ayrı fakat onun delil düzeniyle bağlantılı bir ceza davasına dönüştü.
Doktor ve ATK iddianamesi
Aynı soruşturma kapsamında Denizolgun'un özel doktoru ve 3 Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında da iddianame düzenlendi. Kaynak dosyada toplam 7 kişi için iddianame hazırlandığı belirtilirken, doktor ve ATK görevlilerine yöneltilen suçlamaların ayrıntıları aktarılmadı.
Yargılama aşamasında mahkemenin önündeki temel başlıklardan biri, telefonun tesliminden kaybına uzanan zincirin ceza sorumluluğu doğurup doğurmadığı olacak. Ana ölüm soruşturması bakımından ise cihazda bulunabileceği belirtilen verilerin artık incelenememesi, dosyanın delil değerlendirmesinde ayrıca ele alınacak.