Erdoğan'dan Yemen açıklaması: "Tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek gündeme gelebilir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında Suudi Arabistan'a yönelik Husi tehdidini değerlendirdi.

Atlas Newsdesk ·

Erdoğan'dan Yemen açıklaması: "Tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek gündeme gelebilir"

Erdoğan, BM gündemi öncesi Türkiye’nin İran, Suriye ve Karadeniz dosyalarında diplomasi kanallarını açık tutacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yayımlanan söyleşide Türkiye’nin yakın çevresindeki savaş ve çatışmaların güvenlik, ekonomi ve istikrar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Ankara’nın hedefini, çatışmaların yeni alanlara taşınmasını önlemek ve tarafları müzakere zeminine yaklaştırmak olarak tarif etti.

BM reformu yeniden gündemde

Erdoğan’a göre küresel karar alma yapıları, yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığı bir dönemde mevcut tabloyu yeterince temsil etmiyor. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daha kapsayıcı, işlevsel ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi.

Bu vurgu, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu uluslararası sistem reformu çizgisiyle örtüşüyor. Erdoğan, Genel Kurul iradesinin karar süreçlerine daha güçlü yansıdığı bir düzenin artık ertelenemeyeceğini belirtti.

Hürmüz gerilimi enerjiye uzanıyor

İran, ABD ve İsrail hattındaki gerilim için Erdoğan’ın verdiği mesaj, çatışmayı büyütecek adımlardan kaçınma çağrısına dayandı. ABD Başkanı Trump ile son görüşmesinde diplomasi imkanlarının kullanılmasını gündeme getirdiğini, İranlı muhataplarla da temas kanallarının açık olduğunu söyledi.

Erdoğan, Hürmüz Boğazı çevresindeki tansiyonun enerji arzı ve küresel ticaret üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu ifade etti. Ankara’nın önceliğini ticaret yollarının güvenliği, çatışmanın yayılmaması ve tarafların yeniden masaya dönmesi olarak sıraladı.

Mekke anlaşması caydırıcılık metni

Mekke Ortak Savunma Anlaşması konusunda Erdoğan, düzenlemeyi İran, İsrail veya başka bir ülkeye karşı kurulmuş bir cephe olarak tanımlamadı. Anlaşmanın güvenlik, caydırıcılık ve bölgesel istikrar için ortak sorumluluk anlamına geldiğini söyledi.

Metnin BM Şartı’nın 51’inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını belirten Erdoğan, üç devletten birine saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını aktardı. Verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin talebi ve ihtiyacına göre istihbarat, lojistik, mühimmat veya daha ileri askeri destek şeklinde belirlenebileceğini söyledi.

Bu çerçeve, anlaşmanın otomatik bir askeri müdahale takvimi yaratmadığına işaret ediyor. Erdoğan, Irak, Yemen veya başka bir sahadaki her olay için bugünden hazır bir askeri senaryo yazmanın doğru olmayacağını belirtti.

Washington hattı doğrudan işliyor

Türkiye-ABD ilişkileri konusunda Erdoğan, Başkan Trump ile açık konuşabildiği bir temas zemini bulunduğunu söyledi. Bu iletişimin İran, Gazze, bölgesel güvenlik ve ikili başlıkların aynı görüşmede ele alınmasını kolaylaştırdığını belirtti.

Erdoğan, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tanımlamadığını vurguladı. İsrail yönetimiyle ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu, ancak Türkiye’nin itirazının toplumlara değil uluslararası hukuka aykırı gördüğü politikalara yöneldiğini söyledi.

Suriye dosyasında egemenlik vurgusu

Suriye başlığında Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş varsayımları üzerine kurmadığını ifade etti. Ankara’nın hedefinin Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve devlet kurumlarının güçlenmesi olduğunu belirtti.

İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını bu çerçevede değerlendiren Erdoğan, bu eylemlerin Suriye’nin egemenliğine zarar verdiğini ve istikrarı zorlaştırdığını söyledi. NATO açısından ise varsayımsal çatışmalar yerine diplomasiye yoğunlaşılması gerektiğini savundu.

PKK’nın fesih ve silah bırakma kararları için Erdoğan, asıl ölçünün sahadaki eksiksiz uygulama olduğunu belirtti. Örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiyesi ve sürecin devlet kurumlarınca teyit edilmesi gerektiğini söyledi.

Karadeniz masası açık tutuluyor

Rusya-Ukrayna savaşı için Erdoğan, çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskinin göz ardı edilmediğini ifade etti. Türkiye’nin dört yılı aşkın süredir İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takasları üzerinden temas yürüttüğünü hatırlattı.

Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığı, ticaret yolları ve enerji altyapısının savaş dışında tutulması Ankara’nın öncelikleri arasında yer alıyor. Erdoğan, siyasi irade oluşursa Türkiye’nin yeniden müzakere masasının kurulmasına katkı vermeye hazır olduğunu söyledi.

Çok kutuplu dış politika başlığında Erdoğan, Türkiye’ye Batı ile Doğu arasında zorunlu tercih dayatılmasını doğru bulmadığını belirtti. NATO, Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı, G20, D-8, ASEAN ve Şanghay İşbirliği Örgütü ile farklı düzeylerde temasların sürdüğünü söyledi.

Üç yol Ankara’yı sınayacak

Eğer İran-ABD hattında diplomasi korunursa, enerji arzı ve ticaret yolları üzerindeki baskı sınırlanabilir; bu durum küresel fiyatlamada oynaklığı azaltır. Türkiye açısından temas kurabilen ara aktör konumu güçlenir, enerji ve lojistik sektörleri daha öngörülebilir bir zeminde kalır.

Eğer Hürmüz veya Karadeniz’de güvenlik riski artarsa, küresel ölçekte enerji, navlun ve sigorta maliyetleri baskı görebilir. Türkiye için sınır güvenliği, deniz taşımacılığı ve diplomatik denge daha maliyetli hale gelir; savunma, liman ve enerji altyapısı öne çıkar.

Eğer Suriye’de merkezi yapı güçlenir ve silahlı unsurlar tasfiye sürecine girerse, Ankara’nın güvenlik yükü azalabilir. Aksi yönde bir kırılma, Türkiye’nin sınır hattı, NATO içi koordinasyon ve bölgesel ortaklıklar üzerindeki baskıyı artırır.

More stories