İçeriğe geç
SON HABERLER
Dış Politika

Çatışma bölgelerinde su şebekelerine saldırılar üç katına çıktı

Savaş alanlarındaki su ve kanalizasyon tesislerine yönelik saldırılar 2025 yılında 135 vakayı aşarak çocuk sağlığını ve temel hizmetleri kritik boyutta…

Çatışma bölgelerinde su şebekelerine saldırılar üç katına çıktı

Kriz bölgelerinde temiz suya erişim engelleniyor

Silahlı çatışmaların sürdüğü coğrafyalarda içme suyu ve sanitasyon altyapılarını hedef alan eylemler son yıllarda endişe verici bir ivme kazandı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayımlanan güncel veriler, bu tür tesislere yönelik saldırıların 2021 yılındaki 45 vaka seviyesinden 2025 senesinde 135'in üzerine tırmandığını ortaya koydu. Olayların görüldüğü coğrafyanın da genişlediğini vurgulayan yetkililer, krizin artık sekiz ülkeden 15 ülkeye yayıldığını bildiriyor.

Şebekelerin doğrudan ya da dolaylı biçimde devre dışı bırakılması, temiz suya ulaşamayan sivil nüfus için ağır sonuçlar doğuruyor. Çocukların salgın hastalık, kronik beslenme yetersizliği ve şiddet olaylarına maruz kalma ihtimalinin katlandığı ifade ediliyor. UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, su tesislerine yapılan müdahalelerin çocukları yalnızca içme suyundan mahrum bırakmadığını, aynı zamanda hayati işlev gören kamusal hizmetleri de felç ettiğini dile getirdi.

Altyapı tahribatı ve dolaylı kesintilerin boyutu

Yayımlanan raporda arıtma merkezleri, iletim hatları ve su kuyularına düzenlenen fiziki vuruşların yanı sıra kimyasal arıtma malzemelerine getirilen kısıtlamalar da belgelendi. İncelenen sahalar arasında yer alan Sudan'ın Hartum eyaletinde, Mart 2024 itibarıyla mevcut 13 arıtma tesisinden yalnızca birinin tam kapasiteyle çalışabildiği aktarıldı. Benzer biçimde Gazze Şeridi'nde Ekim 2023 sonrasında 130 kilometreyi aşan atık su boru hattının tahrip edildiği kaydedildi.

Hizmet aksaklıkları yalnızca boruların veya pompaların vurulmasıyla sınırlı kalmıyor. Irak'ta 2025 yılı sonlarında bir enerji sahasına düzenlenen insansız hava aracı saldırısı, bölgesel elektrik üretimini yüzde 80 oranında düşürerek su projeleri ile hastaneler arasında enerji kısıtlamasına gidilmesine yol açtı. Enerji arzındaki bu tür dalgalanmalar, doğrudan vurulmayan tesislerin dahi işlevsiz kalmasına neden oluyor.

Hastanelerde hijyen krizi ve insani yardım açığı

Temiz su noksanlığı sağlık merkezlerindeki operasyonel kapasiteyi doğrudan zayıflatıyor. Tıbbi ekipmanların dezenfeksiyonu aksarken güvenli doğum şartları ortadan kalkıyor ve ağır beslenme yetersizliği yaşayan bebekler için hayati önemdeki terapötik sütler hazırlanamıyor. Öte yandan su temin noktalarında bekleyen sivillerin hedef olduğu, aileleri için su taşıyan kadın ve kız çocuklarının ise cinsel şiddet riskiyle yüzleştiği vurgulanıyor.

İnsani yardım programlarında su ve sanitasyon müdahalelerine ayrılan bütçenin yetersizliği krizi daha da derinleştiriyor. Koordineli yardım bekleyen 137,9 milyon insana karşılık, bu yıl hedeflenen finansmanın sadece yüzde 26'sı karşılanabildi. Yetkililer, tesislerin uluslararası insancıl hukuk kapsamında koşulsuz olarak korunması ve çatışma şartlarında çalışabilecek dayanıklı şebekelere yatırım yapılması çağrısında bulunuyor.

More stories

Son haberler