İçeriğe geç
SON HABERLER
Dış Politika

Yunan lobisinden ABD’ye Türkiye mektubu: Libya mutabakatına karşı 4 madde

Helenik Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan Türkiye-Libya deniz yetki alanı mutabakatına karşı tutum almasını istedi.

Atlas Newsdesk
Yunan lobisinden ABD'ye Türkiye mektubu: Libya mutabakatına karşı 4 madde

HALC, Türkiye-Libya deniz mutabakatına karşı Rubio’dan açık tutum isterken Amerikan enerji şirketlerinin yatırımlarına yönelik riskleri gündeme taşıdı.

Helenik Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya ilettiği mektupta Washington’ın diplomatik diyalog çağrısının ötesine geçmesini istedi. Yunan-Amerikan savunuculuk kuruluşu, hukuki konumun açıklığa kavuşturulmamasının Ankara ile Trablus tarafından kendi iddialarına onay olarak okunabileceğini savundu.

Mektuba ilişkin aktarılan bilgilere göre kuruluş, itirazını yalnızca Yunanistan’ın deniz yetkileri üzerinden kurmuyor. Amerikan şirketlerinin arama yatırımlarını da tartışmaya dahil ederek Washington’ın enerji ve güvenlik çıkarlarının doğrudan söz konusu olduğunu ileri sürüyor.

Washington’dan hukuki açıklama talebi

Tartışmanın merkezinde, Ankara ile Trablus’un 2019 tarihli deniz yetki alanları düzenlemesi bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, aktarılan son yaklaşımında mutabakatın geçerliliği hakkında doğrudan hüküm vermek yerine tarafları müzakereye, NATO üyesi Türkiye ve Yunanistan’ı ise diyaloğa yönlendirdi.

HALC, bu yaklaşımın Washington’ın başlangıçtaki tutumundan geri kaldığını savunuyor. Kuruluşun karşılaştırmasına göre bakanlık, mutabakat imzalandığında düzenlemeyi “yararsız ve kışkırtıcı” diye tanımlamıştı; mektup, mevcut açıklamalarda aynı açıklığın bulunmadığını ileri sürüyor.

Kuruluş, Avrupa Birliği’nin yaklaşımını Washington için ölçüt gösteriyor. AB’nin açıklamasında, mutabakatın başka devletlerin egemenlik haklarıyla çeliştiği ve deniz hukukuna aykırı olduğu savunulurken “hükümsüz ve geçersiz olduğunu ve üçüncü devletler açısından herhangi bir hukuki sonuç doğuramayacağını” ifadesi kullanılıyor.

Bu, AB’nin hukuki değerlendirmesi; Türkiye ve Libya’nın iddialarıyla örtüşen ortak bir yorum değil. Mısır ve İsrail de mutabakata karşı çıkarken HALC, ABD’nin Avrupa ve bölgedeki ortaklarıyla eşgüdümlü bir pozisyon benimsemesini talep ediyor.

Chevron sahaları tartışmanın ticari odağında

Mektupta öne çıkan ticari bağlantı, Chevron ve Helleniq Energy’nin Mora Yarımadası ile Girit’in güneyindeki arama sahaları. Aktarılan anlaşma bilgilerine göre iki şirketin imzaladığı kiralamalar dört açık deniz sahasını kapsıyor; Güney Girit 1 ile Güney Girit 2 bunların arasında yer alıyor.

Aynı bilgilere göre işletme payının yüzde yetmiş’i Chevron’a, kalan yüzde otuz’u Helleniq Energy’ye ait. Bu ortaklık yapısı, HALC’nin Amerikan ticari çıkarlarına yaptığı vurgunun dayanaklarından birini oluşturuyor; ExxonMobil’in Girit’in güneybatısındaki arama çalışmaları da mektubun enerji çerçevesinde anılıyor.

Libya, Yunanistan’ın Girit’in güneyindeki arama girişimlerine resmi itiraz yöneltti. Türkiye Savunma Bakanlığı ise faaliyetlerin ikili mutabakatla ve Libya’nın deniz yetkisi iddialarıyla çeliştiğini savundu; bu itirazlar, şirket faaliyetlerinin hukuki zemini üzerindeki anlaşmazlığın sürdüğünü gösteriyor.

HALC, çözümsüz deniz sınırı tartışmalarının derin deniz aramalarına sermaye ayırmayı değerlendiren Amerikan şirketleri için belirsizlik yarattığını ileri sürüyor. Kuruluş ayrıca yatırımları Avrupa’nın enerji arzını güçlendirme ve Rus gazına bağımlılığını azaltma hedefleriyle ilişkilendiriyor; bunlar mektubun savları, açıklanmış üretim sonuçları değil.

Rubio’ya yöneltilen taleplerin kapsamı

HALC’nin istediği açıklamanın bir ayağı, mutabakatın Yunanistan gibi taraf olmayan devletlere hak veya yükümlülük getiremeyeceğinin belirtilmesi. Diğer ayağı ise Yunan adalarına bağlı deniz yetkileri dahil, Atina’nın uluslararası hukuktan kaynaklandığını savunduğu egemenlik haklarının Washington tarafından teyit edilmesi.

Kuruluş ayrıca Ankara ve Trablus’a, Amerikan şirketlerinin hukuka uygun arama çalışmalarına müdahalenin kabul edilmeyeceğinin bildirilmesini istiyor. AB ve bölgesel ortaklarla ortak çizgi geliştirilmesi talebiyle birlikte bu öneriler, genel bir destek mesajından daha ayrıntılı bir Amerikan pozisyonu amaçlıyor.

Washington mektuptaki talepleri benimserse hukuki değerlendirmesi, aktarılan mevcut müzakere çağrısından daha açık hale gelebilir; ancak bunun taraflar arasındaki uyuşmazlığı gidereceği söylenemez. Diyalog vurgusu korunursa HALC’nin itiraz ettiği belirsizlik de gündemde kalabilir; şirketlerin yatırım kararlarına somut yansıması ise henüz ortaya konmuş değil.

More stories

Son haberler