İçeriğe geç
SON HABERLER
Gündem

Yargıtay’dan yıpranma payıyla erken emeklilik için emsal karar

Çalıştığı işyerinde yıpranma payı tespitiyle erken emeklilik isteyen işçinin davası Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşındı.

Atlas Newsdesk
Yargıtay'dan yıpranma payıyla erken emeklilik için emsal karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yıpranma payı davasında 27 Mart 2007 öncesindeki çalışmalar için sektör sınırlamasını esas alan kararı uygun buldu.

Kurulun aktarılan gerekçesine göre, söz konusu dönemde işyerinin mevzuatta belirtilen sektörlerden birinde bulunması gerekiyordu. Kimyasal maddelerle çalışma iddiası, bu koşulu taşımayan bir işyerindeki eski çalışma süreleri bakımından tek başına yeterli kabul edilmedi.

Uyuşmazlıkta belirleyici nokta, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından kaldırılan sektör kısıtlamasının geçmişteki çalışmalara nasıl uygulanacağıydı. Genel Kurul, çoğunluk oyuyla verdiği kararda, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinden önceki süreler için o tarihte geçerli düzenlemenin esas alınması gerektiği yönündeki yaklaşımı benimsedi.

Galvanizhane çalışması için emeklilik talebi

Davacı, galvanizhane biriminde proses elemanı olarak görev yaptığını ve çalışma ortamında zehirli gazların yanı sıra asitlere ve yakıcı maddelere maruz kaldığını ileri sürdü. Talebi, 1 Eylül 1990 ile 26 Nisan 2016 arasındaki hizmetlerinin itibari hizmet süresi kapsamında değerlendirilmesiydi.

İşçi, bu kapsamda belirlenecek sürenin sigortalılık hesabına dahil edilmesini, emeklilik yaşından düşülmesini ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasını istedi. Dolayısıyla dava, yalnızca çalışma koşullarının niteliğinin saptanmasını değil, bu tespitin emeklilik hakkına yansıtılmasını da içeriyordu.

İlk derece yargılamasında talep kabul edilmedi; dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi de ret yönünde karar verdi. Bölge adliye mahkemesi, 1 Ekim 2008'den sonraki hizmetlerin bir bölümünün zaten fiili hizmet süresi zammı kapsamında bildirildiğini gerekçesine ekledi.

Bu nedenle dosyada farklı dönemlere ilişkin ayrı hukuki değerlendirmeler bulunuyordu. Sonraki dönemde yapılmış bildirimler, 2007'deki iptal hükmünden önce geçen çalışmaların hangi kurala tabi tutulacağına ilişkin uyuşmazlığı ortadan kaldırmadı.

Yargıtay dairesi işin tehlikesine odaklandı

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin hükmünü bozdu. Dairenin aktarılan değerlendirmesinde, AYM'nin sektör ifadesini kaldırırken eşitlik ilkesine dayandığı belirtilerek işçinin yaptığı işin niteliğinin araştırılması gerektiği vurgulandı.

Daireye göre, galvaniz faaliyetinin zehirli veya asitli işler arasında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmeden eski dönem için talebin reddedilmesi doğru değildi. Bu bozma, doğrudan aylık bağlanması yönünde bir hüküm değil, çalışma koşullarına ilişkin araştırma yapılması gerektiği yönünde bir değerlendirmeydi.

Bölge adliye mahkemesi ise önceki hükmünde ısrar etti. Mahkeme, iptalden önceki düzenlemenin işyerleri için azotlu gübre ve şeker sanayii koşulu aradığını, davacının işyerinin bu kapsamda bulunmadığını ve AYM kararının geçmişe uygulanamayacağını belirtti.

27 Mart 2007 ayrımı belirledi

Direnme üzerine dosyayı ele alan Genel Kurul, Anayasa'nın 153/5. maddesindeki geriye yürümezlik ilkesini esas aldı. Aktarılan gerekçede bu ilke, hukuki güvenliğin sağlanması, kazanılmış hakların korunması ve hukuk düzeninde istikrarın sürdürülmesiyle açıklandı.

Kurula göre iptal hükmü, Resmî Gazete'de yayımlandığı 27 Mart 2007'de yürürlüğe girdi. Önceki çalışmalar açısından sektör koşulu geçerliliğini koruduğundan, kimyasal maruziyet bulunsa bile ilgili sektörün dışındaki işyerinde geçen süreler için istenen haktan yararlanılamazdı.

Kararın aktarılan kapsamı, tehlikeli işlerde çalışan herkesin yıpranma payından dışlanması değil, belirli bir tarih öncesindeki hizmetlerin hangi yasal koşullarla değerlendirileceğidir. Bu ayrım, çalışma ortamının tehlikesi ile o dönemin mevzuatındaki sektör şartının aynı hukuki mesele olarak ele alınmadığını gösteriyor.

Benzer bir talep değerlendirilirken çalışma tarihleri, işyerinin sektörü ve mevcut hizmet bildirimleri bu nedenle ayrı ayrı önem taşıyor. Genel Kurulun gerekçesinde eski dönem için sektör koşulu belirleyici olurken, sonraki süreler bakımından dosyadaki bildirimlerin ve ilgili düzenlemelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

More stories

Son haberler