İran Devrim Muhafızları Güçlendi: ABD Stratejisi Ters Tepti

ABD'nin Devrim Muhafızları'nı zayıflatma çabalarına rağmen, kurum İran'ın iktidar yapısında daha merkezi bir rol üstlendi.

Omar Farouk ·

İran Devrim Muhafızları Güçlendi: ABD Stratejisi Ters Tepti

Devrim Muhafızları'nın Artan Etkisi

ABD'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) yönelik "teslim ol ya da ölümle yüzleş" çağrısı, beklenen çöküşü getirmedi. Şubat ayında yapılan bu açıklama, İran'ın güvenlik aygıtı içindeki askerleri ve komutanları hedef alarak psikolojik bir darbe vurmayı amaçlıyordu. Ancak, Devrim Muhafızları dağılmak yerine, İran'ın siyasi yapısında daha da kök salmış durumda. Bu durum, ABD'nin askeri ve siyasi hedeflerinin tam tersi bir sonuç doğurdu.

IRGC, askeri kayıplar yaşamasına rağmen, Tahran'ın karar alma süreçlerinde daha belirleyici bir konuma geldi. Bu durum, kurumun sadece bir askeri güç olmaktan öte, ülkenin ideolojik ve ekonomik omurgası haline geldiğini gösteriyor. ABD'nin baskısı, rejimi bölmek yerine, silahlı güçler arasında bir konsolidasyona yol açtı.

Hürmüz Boğazı ve Müzakere Gücü

14 Haziran'da duyurulan ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngören anlaşma, Devrim Muhafızları'nın artan gücünün en somut kanıtı oldu. ABD'nin deniz ablukasını kaldırma kararı, İran'ın müzakere masasında coğrafi konumunu bir kaldıraç olarak kullanabildiğini gösterdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin anlaşmanın resmi imzalanmasını bekleme açıklaması, ülkenin güvenlik yapısının sarsılmadığını, aksine stratejik bir duruş sergilediğini ortaya koydu.

Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu durum, zayıflamış bir İran'ın bile küresel enerji piyasaları üzerinde önemli bir baskı noktası oluşturabileceğini gösteriyor. Boğaz üzerindeki kontrol, İran'a uluslararası arenada önemli bir pazarlık gücü sağlıyor.

İktidar Yapısındaki Değişimler

Çatışmalar, Tahran'daki iktidar dengelerini de değiştirdi. Kaynaklar, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in vefatının ardından, oğlu Mücteba'nın Devrim Muhafızları komutanlarının ağırlıkta olduğu bir sistemde yükseldiğini belirtiyor. Mücteba'nın rolü, generallerin aldığı kararları meşrulaştırmakla sınırlı kalırken, gerçek savaş zamanı kararları Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve dini liderin ofisi aracılığıyla alınıyor. Bu durum, ABD'nin tek bir lideri hedef alırken, daha militarize ve Devrim Muhafızları'na bağımlı bir düzeni hızlandırmış olabileceği anlamına geliyor.

Devrim Muhafızları, 1979 devriminden bu yana İran İslam Cumhuriyeti'ni korumak amacıyla kuruldu ve istihbarat, iç baskı, balistik füzeler, dış operasyonlar ve önemli ekonomik sektörlere yayıldı. İnşaat, yol, liman ve telekomünikasyon gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketleri kontrol eden IRGC, aynı zamanda Besic milisleri aracılığıyla sokak düzeyinde bir baskı kapasitesine sahip. Bu geniş yapı, hava saldırılarıyla kolayca ortadan kaldırılamaz.

Gelecek İçin Riskler ve Belirsizlikler

Devrim Muhafızları'nın bu güçlenmesi, ABD için yeni riskler taşıyor. Ateşkes ve Hürmüz'ün yeniden açılması gibi konular, IRGC'nin rızasını gerektiriyor. Savaş sonrası iç muhalefet ise kurumun istihbarat ağları ve Besic bağlantılı sokak gücüyle karşılaşıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın raporlarına göre, İran'ın %60 saflıkta 440.9 kilogram uranyuma sahip olması, nükleer silah eşiğine teknik olarak yakın olduğunu gösteriyor. Bu durum, nükleer meselesinin gelecekteki müzakerelerde daha tehlikeli bir boyut kazanabileceğini işaret ediyor.

ABD'nin baskı stratejisi, rejimi bölmek yerine, Devrim Muhafızları'nın daha da güçlenmesine yol açtı. Bu durum, gelecekteki herhangi bir anlaşmanın, IRGC'nin yapısını zayıflatmadan baskıyı hafifletmesi halinde, kurumun savaş öncesinden daha güçlü hale gelme riskini barındırıyor.

More stories