Fransa borç krizi derinleşiyor: Faizler %5 sınırına dayandı
Fransa'da kamu borcu ve bütçe açığının tırmanmasıyla 10 yıllık tahvil faizleri %5 seviyesine yaklaşarak 2002'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

Piyasalarda borç baskısı artıyor
Avrupa'nın ikinci büyük ekonomisinde mali dengelerin bozulması, uluslararası yatırımcılar nezdinde ciddi bir güven kaybına yol açıyor. Resmi makamlarca açıklanan son verilere göre ülkenin bütçe açığı gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5,1'ine ulaşırken, toplam kamu borcunun milli gelire oranı ise yüzde 115,6 seviyesinde gerçekleşti. Mali tablodaki bu gerileme küresel sermayenin ülkenin tahvil piyasasından çekilmesine zemin hazırlıyor.
Yabancı yatırımcıların borçlanma senetlerine olan talebini azaltmasıyla birlikte, 10 yıl vadeli Fransız devlet tahvili getirileri yüzde 5 sınırına doğru sert bir yükseliş kaydetti. Bu gelişme ile birlikte borçlanma maliyetleri 2002 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere ulaştı. Piyasa uzmanları, yasama organındaki kilitlenmenin mali sıkılaşma adımlarını engellemeye devam etmesi durumunda borçlanma maliyetlerinin yüksek kalabileceğini değerlendiriyor.
Siyasi kilitlenme reformları askıya alıyor
Fransız parlamentosundaki siyasi anlaşmazlıklar, kamu harcamalarında kesintiye gidilmesini ve yapısal ekonomik reformların hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Özellikle emeklilik sistemine yönelik yapılması planlanan düzenlemeler, yasa yapıcıların ortak bir zeminde buluşamaması nedeniyle ertelenmiş durumda. Bu durum reel sektörün ülke ekonomisine yönelik beklentilerini olumsuz etkiliyor.
Son yapılan araştırmalar, yerel işletmelerin yüzde 82'sinin mevcut siyasi belirsizlik ve ekonomik gidişat karşısında kötümser bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor. Şirket yöneticileri, kamu harcamalarının denetim altına alınamamasını ticari istikrar önündeki en büyük engel olarak nitelendiriyor. Sektör temsilcileri harcama disiplini sağlanmadığı takdirde temel sanayi kollarının finansal dalgalanmalara açık kalacağını belirtiyor.
Merkez bankası desteği ve küresel ayrışma
Tahvil piyasalarındaki çalkantının sürmesi, Avrupa Merkez Bankası'nın olası bir müdahalede bulunabileceği yönündeki beklentileri gündeme getiriyor. Ancak uzmanlar, olası bir desteğin katı mali tedbir şartlarına bağlanacağını, bu durumun ise tasarruf politikalarına karşı çıkan iç siyasi grupların tepkisini çekeceğini vurguluyor. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçim süreci de ekonomik çözüm arayışlarını daha karmaşık bir hale getiriyor.
Avrupa'da yaşanan bu mali sıkıntılara karşılık, Atlantik'in diğer tarafında farklı bir ekonomik tablo öne çıkıyor. Uluslararası kurumların 2026 yılı projeksiyonlarında Amerika Birleşik Devletleri ekonomisine ilişkin büyüme tahmini yüzde 2,0'den yüzde 2,1'e yükseltildi. Aynı dönemde ABD'de tüketici enflasyonunun yüzde 2,4'e, işsizlik oranının ise yüzde 4,1'e gerilemesi bekleniyor.
More stories
- 4 dönem bakanlık yaptı 1 kilo bamyayı alamadı
- Mağazanolsun Hollanda üzerinden Avrupa e-ihracatına hazırlanıyor
- Türkiye enflasyonda dünyada beşinci sırayı koruyor
- Türk sigorta pazarı ortak risk havuzu için bölgesel kapasite arıyor
- İkinci el otomobilde reel kayıp yüzde 36’ya ulaştı
- Nobel Ekonomi Ödülü makroekonomik model öncülerine verildi
- EPDK deprem bölgesindeki elektrik tedarikçilerine 2027 kolaylığı sağlıyor
- PepsiCo 2026 kâr beklentisini düşürdü: Maliyetler yükseliyor
- Millî Reasürans'ın Kredi Notu Durağan Görünümle Yükseltildi
- Akaryakıtta tabela değişecek: Motorine indirim geliyor

