Atlas360
Ekonomi

Türkiye enflasyonda dünyada beşinci sırayı koruyor

Türkiye, enflasyon oranını yüzde 30'un altına indirmesine rağmen küresel sıralamada beşinci, Avrupa'da ise birinci sıradaki yerini koruyarak yüksek enflasyon…

Cuneyd Erdogan
Türkiye enflasyonda dünyada beşinci sırayı koruyor

Türkiye’nin yıllık tüketici enflasyonu TÜİK verilerine göre yüzde 29,73’e gerilese de, YENİ Parti TBMM Grubu’nun haftalık ekonomi raporuna göre ülke küresel sıralamada beşinci sırada kaldı. Bu seviye, Türkiye’yi G20 içinde Arjantin’in ardından ikinci, Avrupa’da ise en yüksek enflasyona sahip ekonomi konumunda tutuyor. Veriler, fiyat artış hızındaki düşüşün şirket maliyetleri, ücret pazarlıkları ve finansman koşulları üzerindeki baskıyı henüz ortadan kaldırmadığını gösteriyor.

Rapora göre Türkiye’nin önünde Venezuela yüzde 534, İran yüzde 87,9, Güney Sudan yüzde 41,6 ve Arjantin yüzde 33,5 yıllık enflasyonla yer aldı. Türkiye’nin yüzde 29,73’lük yıllık oranı, Avrupa’da ikinci sıradaki Ukrayna’nın yüzde 8,1 ve üçüncü sıradaki Kosova’nın yüzde 7,3 oranlarının üzerinde bulunuyor. Raporda Avrupa’da çift haneli yıllık enflasyon kaydeden tek ülkenin Türkiye olduğu belirtildi.

Enflasyonun sıralamadaki yeri, dezenflasyon programının yalnızca yıllık oranın gerilemesiyle ölçülmediğini gösteriyor. İşletmeler açısından önemli olan kalem, fiyat artışlarının ne kadar hızlı yavaşladığı ve bunun stok, ücret, kira, enerji ve kredi maliyetlerine hangi hızla yansıdığı. Yıllık oran yüzde 30’un altına inse de, yüzde 29,73 seviyesi fiyatlama davranışının birçok sektörde hâlâ yüksek enflasyon rejimine yakın çalıştığına işaret ediyor.

Orta Vadeli Program’da yıl sonu enflasyon tahmini daha önceki yüzde 16 seviyesinden yüzde 28,4’e çıkarılmıştı. Rapora göre bu tahminin gerçekleşmesi için yılın kalan üç ayında toplam enflasyonun yüzde 3,28’in altında kalması gerekiyor. Bu eşik, aylık ortalamanın yüzde 1,1’in altında seyretmesi anlamına geliyor.

OVP hedefinde üç aylık eşik

Türkiye Merkez Bankası’nın yüzde 28’lik yıl sonu tahmini için kalan üç ayda toplam fiyat artışının yüzde 2,96’nın altında kalması gerekiyor. Bu patika, aylık enflasyonun ortalama yüzde 1’in altında kalmasına bağlı. Geçen yılın son çeyreğinde toplam enflasyonun yüzde 4,36 olması, hedeflerle uyumlu daha düşük bir son çeyrek performansı gerektirdiğini gösteriyor.

Bu eşikler, özellikle bilanço yönetimi yapan şirketler için önem taşıyor. Aylık enflasyonun yüzde 1 civarına inmesi, işletme sermayesi ihtiyacının artış hızını sınırlayabilir; bunun üzerinde kalan bir seyir ise stok finansmanı, vadeli satışlar ve tedarikçi fiyatlamasında nakit akışı baskısını sürdürebilir. Bankalar açısından enflasyon patikası, mevduat maliyetleri ve kredi fiyatlaması üzerindeki beklenti kanalını doğrudan etkiliyor.

Raporda Türkiye’de yılın ilk dokuz ayındaki kümülatif enflasyonun yüzde 24,32 olduğu belirtildi. Bu oran, Avrupa’daki tüm ülkelerin yıllık enflasyon oranlarının üzerinde yer aldı. Ayrıca İsveç, Lihtenştayn, İsviçre, Macaristan ve Estonya’da yıllık enflasyonun, Türkiye’nin eylülde kaydettiği yüzde 1,84’lük aylık artışın altında kaldığı aktarıldı.

Avrupa farkı maliyetlere yansıyor

Avrupa ile enflasyon farkının geniş kalması, Türkiye’de faaliyet gösteren ihracatçı ve ithalatçı şirketler açısından farklı kanallardan önem taşıyor. İhracatçılar için iç maliyetlerin ticaret ortaklarından hızlı artması, kur ve verimlilik dengesiyle telafi edilmediği durumda marjları daraltabilir. İthal girdiye bağımlı üreticilerde ise kur, navlun, enerji ve finansman maliyetleri aynı dönemde birlikte izlenmek zorunda kalıyor.

G20 karşılaştırması da yatırımcıların Türkiye risk primini, yerel para varlıklarını ve şirket değerlemelerini okurken kullandığı makro zemini etkiliyor. Rapora göre Türkiye, G20 ülkeleri arasında Arjantin’den sonra ikinci en yüksek yıllık enflasyona sahip ekonomi olmaya devam ediyor. Bu konum, dezenflasyonun hızı kadar kalıcılığının da sermaye akımları ve uzun vadeli finansman maliyetleri açısından izleneceğini gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde ana eşik, aylık enflasyonun yıl sonu tahminleriyle uyumlu biçimde yüzde 1 civarına inip inmediği olacak. Bu patika korunursa şirketlerin fiyatlama ve nakit akışı varsayımları daha öngörülebilir hale gelebilir; aylık artışlar daha yüksek kalırsa yıl sonu tahminleri, kredi maliyetleri ve sektör marjları üzerindeki baskı yeniden fiyatlanabilir.

More stories

Son haberler