İçeriğe geç
SON HABERLER
Dış Politika

Bakü kaynakları: Ankara ile ilişkiler eskisi gibi olmayacak

Oktay Saral’ın istifasının ardından İsmail Saymaz, Bakü’deki üst düzey kaynaklarla görüşerek Türkiye-Azerbaycan geriliminin perde arkasını yazdı.

Atlas Newsdesk
Bakü kaynakları: Ankara ile ilişkiler eskisi gibi olmayacak

Oktay Saral, Azerbaycan’daki başörtüsü tartışmasının ardından görevini bıraktığını açıklarken, Bakü 31 Türk vatandaşına giriş yasağı getirdi.

Saral, gazeteci Talat Atilla’ya 25 Ekim’de yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı üzerine görevini bıraktığını söyledi. Azerbaycan hakkındaki sözlerinin ayrılık kararında payı bulunduğunu da kabul etti; böylece başörtüsü uygulamasına yönelik itirazıyla görevden ayrılması arasındaki bağlantıyı kendisi kurdu.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı ise 21 Ekim’de açıkladığı kararda, listeye alınan kişilerin dijital mecralardaki ifadelerinin ülkenin egemenliğine, ulusal güvenliğine ve anayasal sistemine yöneldiğini savundu. Bu suçlama Bakü’nün gerekçesini oluşturuyor; söz konusu açıklamaların bu nitelikte olduğu bağımsız olarak doğrulanmış değil.

Saral ayrılık gerekçesini açıkladı

Tartışma, Azerbaycan’da başörtüsü takan öğrencilerin okula kabul edilmediği yönündeki haberler üzerine Saral’ın sosyal medyada yaptığı açıklamayla başladı. Saral, din ve vicdan özgürlüğü gerekçesiyle uygulamaya karşı çıktı ve Bakü’den kısıtlamayı kaldırmasını istedi.

Azerbaycan’da iktidarı elinde tutan Yeni Azerbaycan Partisi, Saral ile Türkiye’den bazı siyasetçilerin açıklamalarını iç siyasete müdahale olarak niteledi. Böylece tarafların kamuoyuna sunduğu gerekçeler ayrıştı: Saral özgürlükler üzerinde dururken, parti ülkenin karar alma yetkisini öne çıkardı.

Saral, 26 Ekim’de sosyal medya üzerinden istifasını duyurarak 2016’da başladığı başdanışmanlık görevini bıraktığını bildirdi. Açıklamasında siyasi değerlerini koruduğunu ve Erdoğan ile yol arkadaşlığını sürdüreceğini belirtti; Atilla’ya konuşurken de Erdoğan’a kırgınlık duymadığını söyledi.

Bakü’nün itirazı egemenlik üzerinde yoğunlaşıyor

Gazeteci İsmail Saymaz, 28 Ekim tarihli yazısında anlaşmazlığı yalnızca başörtüsü meselesiyle açıklamıyor. Azerbaycan’daki yetkililer ve gazetecilerle görüşmelerine dayandırdığı değerlendirmesinde, Bakü’nün Ankara ile ilişkilerde hiyerarşik bir konuma yerleştirilmekten rahatsız olduğunu aktarıyor.

Saymaz’ın anlatımında bu rahatsızlığın geçmişi, Karabağ’daki savaşın ardından Türkiye’nin askeri katkısının nasıl tanımlandığına uzanıyor. Yazıya göre Azerbaycan’ın resmi yayınında çıkan bir makale, askeri sonucu Azerbaycan halkının başarısı olarak tanımladı ve Türkiye’den sağlanan askeri desteğin karşılığının ödendiğini belirtti.

Saymaz ayrıca Azerbaycan’ın İsrail ile yürüttüğü ilişkilerin Türkiye’de hükümete yakın yayınlarda eleştirilmesini bir başka anlaşmazlık başlığı olarak aktarıyor. Diplomatik girişimlerle bu tartışmanın yatıştırıldığı yönündeki anlatım da aynı yazıya dayanıyor; iki hükümetin ortak açıklamasıyla desteklenmiyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ekim başındaki parti kongresinde dış müdahaleye karşı olduğunu ve askeri malzemelerin bedellerinin ödendiğini söyledi. Saymaz bu ifadeleri Ankara’ya yönelik bir mesaj olarak yorumluyor; ancak Aliyev’in Türkiye’yi muhatap aldığına dair resmi teyit bulunmuyor.

Giriş yasakları ve görüşmenin belirsizlikleri

Bakanlığın 31 kişilik listesinde, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da bulunuyor. Paylaşılan bilgiye göre Bakü ayrıca yedi Türkiye vatandaşı için arama kararı çıkardı; bu kararlarla giriş yasağının hukuki kapsamı birbirinden ayrı.

Erdoğan ve Aliyev’in 21 Ekim’deki telefon görüşmesinin olumsuz geçtiği yönündeki iddia ise Saymaz’ın aktardığı kulis bilgilerine dayanıyor. Aliyev’in Ankara’da 29–30 Ekim için belirtilen Türk Devletleri Teşkilatı toplantısına katılımını Saral’ın ayrılmasına bağladığı iddiası da iki yönetim tarafından doğrulanmış değil.

Dolayısıyla Saral’ın açıkladığı ayrılık gerekçesi ile Bakü’nün Ankara’ya belirli bir koşul dayattığı iddiası aynı kesinlikte değerlendirilemez. İlki Saral’ın kendi beyanına dayanırken, ikincisi resmi açıklamayla desteklenmeyen diplomatik kulis anlatımı niteliğinde kalıyor.

İki yönetim anlaşmazlığı Saral’ın açıklamalarıyla sınırlı tutarsa, temaslar giriş yasakları ve siyasi söylemin yumuşatılması üzerinde yoğunlaşabilir. Egemenlik tartışması daha geniş bir alana taşınırsa, Karabağ ve İsrail hakkındaki farklı değerlendirmeler de görüşmelerin konusu olabilir; liderlerin açıklamaları bu ayrımı netleştirecek başlıca göstergeler arasında.

More stories

Son haberler