ABD, Küba'ya yönelik petrol ambargosu ve yaptırımlarla ekonomik baskıyı artırdı.
Eski Küba lideri Raul Castro'ya, 1996'daki uçak düşürme olayı nedeniyle cinayet suçlaması yöneltildi.
Küba, ABD'nin askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için 'sahte bir dava' oluşturduğunu iddia ediyor.
Küba'da yakıt kıtlığı ve elektrik kesintileri nedeniyle halk arasında hoşnutsuzluk artıyor.
ABD, Küba'daki mevcut güç yapısını ve GAESA adlı askeri konglomeratı hedef alıyor.

Atlas AI
ABD'nin Küba Politikası Yeniden Şekilleniyor
Amerika Birleşik Devletleri, Küba'ya yönelik politikalarında son dönemde belirgin bir sertleşmeye gitti. Beyaz Saray'ın mevcut yönetimi, Havana'daki liderlik yapısını değiştirmeye yönelik açık bir arzu sergiliyor. Uzun yıllardır gergin olan ABD-Küba ilişkileri, son haftalarda daha da kötüleşti. Washington, Küba'yı ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirerek petrol ambargosu, çeşitli yaptırımlar ve eski lider Raul Castro'ya karşı eşi benzeri görülmemiş bir cinayet davası açtı.
ABD, Karayip ülkesiyle barışçıl bir anlaşma olasılığının düşük olduğunu belirtirken, Küba ise ABD'nin askeri müdahaleyi meşrulaştırmak için 'sahte bir dava' kullandığını iddia ediyor. Bu gelişmeler, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor.
Gerilimin Arka Planı ve Suçlamalar
ABD'nin Raul Castro'ya yönelttiği suçlamalar, 30 yıl öncesine dayanan bir olaya dayanıyor. Şubat 1996'da, Miami'deki Kübalı sürgünlerden oluşan bir grubun iki küçük sivil uçağı, Küba savaş uçakları tarafından düşürüldü. Bu olayda, aralarında üç ABD vatandaşının da bulunduğu dört kişi hayatını kaybetti. O dönemde Raul Castro, Küba silahlı kuvvetleri bakanıydı ve kardeşinin rejimindeki en güçlü figürlerden biriydi.
Washington, Küba'yı uluslararası sularda sivil uçakları yasa dışı bir şekilde hedef almakla suçlarken, Havana olayın kendi hava sahasında gerçekleştiğini ve sürgün grubunun ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğunu savunuyor. ABD, Raul Castro ve beş kişiyi, ABD vatandaşlarını öldürmek için komplo kurmak, cinayet ve ABD uçaklarını imha etmek gibi çeşitli suçlamalarla itham etti. Suçlu bulunması halinde, Castro ömür boyu hapis veya ölüm cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Ekonomik Baskı ve Küba'nın Tepkisi
Washington'ın Küba üzerindeki baskısının büyük bir kısmı, petrol ambargosu ve yaptırımlar aracılığıyla gerçekleşiyor. Küba, aylardır süren kronik yakıt sıkıntısı nedeniyle yaygın elektrik kesintileri yaşıyor. Daha önce Venezuela ve Meksika'dan gelen petrol ve yakıt tedariki, ABD'nin Venezuela'ya yönelik yaptırımları ve Küba'ya petrol gönderen ülkelere yönelik tehditleri nedeniyle Ocak ayından bu yana büyük ölçüde durdu.
ABD, Küba'ya giden birçok petrol sevkiyatına el koydu ve ambargo uygulandığından beri ülkeye sadece bir Rus petrol tankeri ulaşabildi. Elektrik kesintileri, gıda, yakıt ve ilaç kıtlığı nedeniyle Kübalılar arasında hoşnutsuzluk artıyor. Hastaneler normal şekilde çalışmakta zorlanırken, okullar ve devlet daireleri de etkileniyor.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez, ülkesinin 'savaş tehdit etmediğini veya istemediğini' belirterek, Washington'ı askeri müdahale için 'sahte bir dava' oluşturmakla suçladı.
Küba'daki Güç Yapısı ve ABD'nin Hedefleri
Küba'daki güç hiyerarşisi, ülkenin tek partili komünist sisteminin temelini oluşturuyor. Raul Castro, 95 yaşına yaklaşmasına rağmen 'Küba Devrimi Lideri' unvanını taşıyor ve adının hala adada gerçek gücü temsil ettiği düşünülüyor. Mevcut Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, hem başkanlığı hem de Komünist Parti liderliğini yürütse de, Castro ailesinin ordu ve güvenlik hizmetleri üzerindeki etkisi devam ediyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba'nın 'devrim tarafından değil, GAESA adlı bir 'devlet içinde devlet' tarafından kontrol edildiğini' iddia ederek, bu askeri konglomeratın ülkenin ekonomik varlıklarını yönettiğini belirtti. Rubio, 'yozlaşmış' ve 'beceriksiz' yönetici elitin reformları engellediğini ve ABD ile daha iyi ilişkilerin önünde durduğunu savundu. Bu açıklamalar, ABD'nin Küba'daki mevcut güç yapısını hedef aldığını gösteriyor.
Olası Sonuçlar ve Belirsizlikler
ABD'nin Küba üzerindeki artan baskısı, bölgede istikrarsızlık riskini beraberinde getiriyor. Askeri müdahale olasılığına dair resmi bir açıklama olmasa da, Karayipler'deki gözetim faaliyetlerinin artması ve ABD askeri uçaklarının konumlarının kamuya açık olarak paylaşılması, Küba'da endişe yaratıyor. Uzmanlar, bu durumun ABD'nin 'gökyüzünde gözleri olduğu' mesajını verme amacı taşıdığını belirtiyor.
Küba Dışişleri Bakanı, Raul Castro'ya yönelik suçlamaları 'hukuki temeli olmayan siyasi bir manevra' olarak nitelendirirken, ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Beyaz Saray'ın 'diplomatik bir çözüm' tercih ettiğini ancak Trump'ın ülkesini her türlü tehdide karşı koruma hakkı ve yükümlülüğü olduğunu ifade etti. Bu karşılıklı açıklamalar, iki ülke arasındaki gerilimin yakın zamanda azalmayacağını gösteriyor.
İlgili Haberler

Pentagon'dan İkinci UFO Görüntüleri ve Tanıklıklar
22 May, 16:22·yaklaşık 3 saat önce
İran uranyum stokunu çıkarmıyor, ABD karşı çıkıyor
22 May, 14:27·yaklaşık 5 saat önce