İçeriğe geç
SON HABERLER
Yaşam

Tıpta çığır açan gelişme: Prostat kanseri 15 yıl önceden haber veriyor

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, prostat kanseri tanısından 15 yıldan uzun süre önce kandaki seviyeleriyle hastalıkla ilişkili olduğu belirlenen 12…

Atlas Newsdesk
Tıpta çığır açan gelişme: Prostat kanseri 15 yıl önceden haber veriyor

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, prostat kanseri tanısından 15 yılı aşkın süre önce hastalıkla ilişkili 12 protein belirledi.

Araştırmacılar, bulguların hastalığın agresif biçimlerine yönelik risk değerlendirmesini geliştirmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Ancak sonuçlar, kullanıma hazır bir kan testi bulunduğu anlamına gelmiyor; ekip, proteinlerin taramada değerlendirilebilmesi için ek araştırmalar gerektiğini vurguluyor.

Kan örnekleri yıllar öncesini gösteriyor

Çalışmada bilim insanları, yaklaşık 16 yıllık izlem dönemine ait verilerden yararlanarak kan örneklerindeki proteinleri değerlendirdi. Araştırmanın odağında, örneklerin alındığı dönem ile daha sonra konulan tanı arasındaki bağlantı vardı; böylece tanı öncesindeki biyolojik farklılıklar araştırıldı.

Ekibin aktardığı verilere göre, sonradan prostat kanseri tanısı alan yaklaşık 1.000 kişinin sonuçları, rastgele belirlenmiş 1.573 erkekten oluşan karşılaştırma grubuyla incelendi. Kan örneklerinde ölçülen protein sayısı 6.000’i aştı; araştırmacılar bu geniş tarama içinde hastalıkla bağlantılı göstergeleri aradı.

Oxford Üniversitesi araştırmacıları, tanıdan 15 yılı aşan bir süre önceki kan düzeyleri hastalıkla bağlantı gösteren 12 protein saptadı. Buradaki bulgu, protein düzeyleri ile sonraki tanı arasındaki ilişkiyi tarif ediyor; bu proteinlerin tek başına hastalığı teşhis edebildiğini ortaya koymuyor.

Çalışmanın zaman aralığı, sonuçların yorumlanması açısından temel bir ayrım oluşturuyor. Yaklaşık 16 yıl katılımcıların izlem süresini anlatırken, 15 yılı aşan aralık bazı protein ölçümleri ile sonradan konulan tanı arasındaki mesafeyi ifade ediyor; bunlar bir testin doğruluk ölçüsü değil.

GZMK bağışıklık yanıtına işaret ediyor

Belirlenen proteinler arasında GZMK de bulunuyor. Araştırmacıların açıklamasına göre bu protein, olağan dışı hücrelerin fark edilmesi ve ortadan kaldırılmasında görev alan bağışıklık hücrelerince üretiliyor; dolayısıyla bulgu, bağışıklık sisteminin tanı öncesindeki etkinliği açısından da değerlendiriliyor.

Ekip, GZMK ile ilgili sonucu, organizmanın henüz tanı konulmadan yıllar önce kansere yanıt veriyor olabileceği şeklinde yorumluyor. Bu açıklama olası bir biyolojik sürece ilişkin araştırmacı değerlendirmesi niteliğinde; protein düzeyi ile hastalık arasındaki bağlantının tek başına kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurduğu söylenmiyor.

Araştırmacılar ayrıca, hastalığın agresif biçimleriyle bağlantılı yedi protein belirlediğini bildirdi. Bu bulgular, yayılma görülen ya da hastalığa bağlı erken ölüm yaşanan vakalarla ilişkili bir proteini de kapsıyor; böylece çalışma yalnızca ileride tanı alacak kişileri değil, hastalığın seyrini de ele alıyor.

Aktarılan sonuçlarda ERBB3, KRAS ve NRAS genleriyle, yaklaşık 10 yıl sonrasında saptanan agresif vakalar arasında da bağlantı bulunduğu belirtiliyor. Araştırmacılar bu genlerin prostat kanserindeki öneminin önceden bilindiğini ifade ediyor; genlere ilişkin bulgu, protein ölçümleriyle aynı kapsamda bir tanı başarısı göstergesi olarak sunulmuyor.

Protein bulgusundan tarama testine mesafe

Oxford Üniversitesi’nden epidemiyolog Dr. Zhe Huang, tanı öncesi örneklerde geniş kapsamlı protein ölçümünün, daha sonra agresif hastalık geliştiren erkeklerdeki farklılıkları anlamaya katkı sunabileceğini belirtiyor. Huang’a göre sonuçlar, hem hastalığın biyolojisini açıklamaya hem de risk değerlendirmesine aday göstergeler belirlemeye yardımcı olabilir.

Bu nedenle araştırmanın olası kullanım alanı, yalnızca prostat kanseriyle bağlantılı bir işaret aramakla sınırlı değil. Ekibin değerlendirmesi, özellikle agresif seyir riski taşıyan kişileri daha erken ayırt edebilme ihtimaline odaklanıyor; ancak bu amaçla kullanılabilecek bir test için araştırma aşamasının tamamlanması gerekiyor.

Sonraki çalışmalar söz konusu bağlantıların tarama amacıyla kullanılabileceğini gösterirse, bulgular risk değerlendirmesine yönelik bir testin geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Araştırmacıların mevcut aşamada koyduğu sınır ise açık: Proteinlerin tarama aracına dönüşmesi için ilave çalışma gerekiyor ve sonuçlar henüz klinik kullanım vaadi olarak değerlendirilmemeli.

More stories

Son haberler