İran'ın yeni lideri Pezeşkiyan, yönetimin ilk dış politika sinyalini verdi: Ülkesi diyaloğa hazırdır ancak baskılara boyun eğmeyecektir.
Pezşkiyan, ABD ve İsrail'i uluslararası hukuku çiğneyerek sivil hedeflere saldırmakla suçladı ve uluslararası sistemi 'çifte standart' uygulamakla eleştirdi.
Reformist kimliğine rağmen Pezeşkiyan'ın bu açıklamaları, İran'ın temel ulusal güvenlik duruşunda bir değişiklik olmayacağını, müzakerelerin direnişle birlikte yürütüleceğini gösteriyor.

Atlas AI
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göreve geldikten sonra dış politikada iki hatlı bir çerçeve çizdi: Müzakere kapısı açık kalacak, ancak dış baskı İran’ı geri adım atmaya zorlayamayacak. Tahran’da bir acil hizmetler merkezine yaptığı ziyaret sırasında konuşan Pezeşkiyan, “yapıcı etkileşim” ve “müzakere” vurgusunu öne çıkarırken, aynı anda “teslim olmama” mesajını netleştirdi.
Bu yaklaşım, Pezeşkiyan’ın seçim kampanyasında öne çıkan daha ılımlı ve reformist profil ile İran devletinin güvenlik öncelikleri arasındaki dengeyi kurma çabası olarak okunuyor. Yeni yönetim, bir yandan Batı ile temas kanallarını açık tutabileceğini gösteriyor, diğer yandan iç siyasette sertlik yanlısı çevrelere “ulusal güvenlikte taviz yok” sinyali veriyor.
Mesajın zamanlaması da önemli; Pezeşkiyan, İbrahim Reisi’nin hayatını kaybetmesinin ardından başlayan geçiş döneminde, dış politika çizgisinin ana sınırlarını erken aşamada tanımlamış oldu.
Pezeşkiyan konuşmasında uluslararası sisteme dönük “çifte standart” eleştirisini de merkezde tuttu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik eylemlerini hukuka aykırı olarak niteledi ve herhangi bir ülkeye yönelik askeri saldırının evrensel ilkelerle çeliştiğini söyledi. Sivillerin, okulların ve hastanelerin hedef alınmasına karşı çıkarak, bu tür eylemlerin uluslararası hukuk ve insani ilkeler açısından nasıl gerekçelendirilebileceğini sorguladı.
ABD-İran Gerilimi Küresel Ticaret ve Enerji Güvenliğini Tehdit Ediyor
Hürmüz Boğazı'nda kırılgan ateşkesin bozulması ve ABD ile İran güçleri arasında yeniden başlayan askeri çatışmalar, ABD'nin İran bağlantılı gemilere yönelik eylemleriyle birleştiğinde jeopolitik gerilimleri önemli ölçüde artırıyor. Bu durum, kritik küresel gemicilik güzergahları ve enerji arzında daha fazla aksaklık riski taşıyor ve uluslararası pazarlar ile ekonomiler üzerinde potansiyel yansımaları olabilir.
Bu söylem, İran’ın bölgesel gerilimlerdeki pozisyonunu uluslararası hukuk dili üzerinden meşrulaştırma hattını güçlendiriyor. Tahran, özellikle yaptırımlar, askeri caydırıcılık ve vekil aktörler üzerinden yürüyen gerilimlerde, kendi tutumunu “savunma” ve “hak ihlallerine karşı duruş” çerçevesine oturtmaya çalışıyor. Pezeşkiyan’ın “ne savaş ne istikrarsızlık” arayışına yaptığı vurgu da bu çerçevenin diplomasi ayağını öne çıkarıyor.
Önümüzdeki dönemde bu ikili mesajın pratik karşılığı, nükleer dosya ve bölgesel güvenlik başlıklarında görülecek. İran, geçmişte nükleer müzakereleri dönemsel olarak hızlandırıp yavaşlatırken, yaptırım baskısı ve güvenlik risklerini aynı denklemde yönetti. Pezeşkiyan’ın çizdiği hat, müzakereyi tamamen dışlamayan ama yaptırım ya da askeri tehdit algısı yükseldiğinde daha sert bir pozisyona dönebilen bir yönetim tarzına işaret ediyor.
Kurumsal risk açısından bakıldığında, bu çerçeve belirsizliği azaltmıyor; sadece İran’ın pazarlık sınırlarını daha görünür kılıyor. Diplomasi vurgusu, temas kanallarının açık kalabileceğini gösterse de “teslim olmama” söylemi, yaptırım rejimi ve güvenlik gerilimleri üzerinden ilerleyen risklerin kısa vadede gündemde kalacağını düşündürüyor.
Ülke Etkisi: Pezeşkiyan’ın çizdiği ikili hat, İran’da dış politika kararlarının hem reformist tabanın beklentileri hem de güvenlik kurumlarının kırmızı çizgileriyle birlikte yönetileceğini gösteriyor. Bu çerçeve, yaptırımlar ve dış baskı algısı arttıkça iç siyasette güvenlik söyleminin ağırlığını korumasına yol açabilir.
Sektör Etkisi: Enerji, taşımacılık, sigorta ve finans gibi yaptırım hassasiyeti yüksek sektörlerde uyum maliyetleri ve işlem riskleri gündemde kalabilir. Diplomasi vurgusu, bazı kanallarda temas arayışlarını artırsa da yaptırım rejimi değişmeden ticari normalleşme sınırlı kalabilir.
Piyasa Etkisi: Söylem, jeopolitik risk primi kanalıyla petrol fiyatları ve bölge varlıklarında oynaklığı etkileyebilir. Yaptırım beklentileri ve güvenlik gerilimi, risk iştahı ve sermaye akımları üzerinden gelişen piyasalara yönelik fiyatlamaları da dolaylı biçimde etkileyebilir.
İlgili Haberler

Etiyopya ve Eritre Arasında Kızıldeniz Gerilimi Tırmanıyor
22 May, 21:28·37 dakika önce
ABD'nin Küba'ya Artan Baskısı ve Gerilimin Nedenleri
22 May, 19:19·yaklaşık 3 saat önce