Pakistan Arabuluculuğunda Barış Anlaşması
ABD-İran çatışmasında diplomasi kazandı. Pakistan'ın arabuluculuğuyla taraflar barışta uzlaştı; gözler şimdi kalıcı ateşkes ve uygulama sürecinde.
Atlas Newsdesk ·

Yaprak Akkaya (Wisconsin / ABD)
İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve daha sonra ABD'nin doğrudan dahil olmasıyla genişleyen savaş, şubat ayından bu yana uluslararası gündemin en önemli başlıklarından biri oldu. İran'ın karşılık vermesiyle birlikte bölgesel savaş ihtimali ciddi şekilde tartışılırken, enerji piyasaları ve uluslararası ticaret de gelişmelerden etkilendi. Şimdi ise Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen diplomatik girişimler sonucunda ABD ile İran arasında bir barış anlaşması üzerinde uzlaşı sağlandığı ve tarafların önümüzdeki günlerde anlaşmayı imzalamaya hazırlandığı belirtiliyor.
Savaş nasıl bu noktaya geldi?
Son dönemde İsrail ile İran arasındaki gerilim doğrudan askerî çatışmaya dönüştü. İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında İran da karşılık verdi. Süreç ilerledikçe ABD savaşa doğrudan dahil oldu ve İran'a yönelik operasyonlar gerçekleştirdi. İran ise hem askerî hem siyasi düzeyde karşılık verdi. Savaş boyunca İran'ın İsrail'e ve ABD'nin bölgedeki askerî varlığına yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Washington ile doğrudan temas kurmak yerine Pakistan üzerinden görüşmeleri tercih etmesi uluslararası kamuoyunun yakından izlediği gelişmeler oldu. Savaş yalnızca taraflar arasındaki askerî mücadeleyle sınırlı kalmadı. Lübnan cephesi de sürecin önemli parçalarından biri haline geldi. İran, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını savaşın bir uzantısı olarak değerlendirdi. Bu nedenle müzakereler yürütülürken bile Lübnan'da yaşanan gelişmeler görüşmeleri etkileyen başlıklardan biri olmaya devam etti.
Pakistan’ın arabuluculuk rolü
Savaşın sona erdirilmesinde en dikkat çekici unsur Pakistan'ın üstlendiği rol oldu. Savaşın başından beri Türkiye, Mısır ve Pakistan arabuluculuk yaparken Pakistan Trump yönetimine, Trump’a ve hatta Trump’ın ailesine bizzat ulaştı. Son aylarda Washington ile Tahran arasında yürütülen temaslarda Pakistan aktif arabuluculuk yaptı ve taraflar arasında çeşitli taslak metinlerin iletilmesinde önemli rol oynadı. Savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerin önemli bölümü Pakistan'ın girişimleriyle ilerledi. Bu durum, birçok gözlemcinin dikkatini Pakistan'ın süreçte neden bu kadar etkili olduğu sorusuna çevirdi. Pakistan'ın öne çıkmasının birkaç nedeni bulunuyor. Pakistan'ın İran ile uzun bir kara sınırı bulunuyor ve iki ülke arasında güçlü ilişkiler sürüyor. Bunun yanında İslamabad yönetimi, mevcut krizin önemli aktörlerinden biri olan Suudi Arabistan ile kısa süre önce bir savunma anlaşması imzaladı. Pakistan ayrıca enerji krizinden doğrudan etkilenen Çin ile de yakın ilişkilere sahip. Bu farklı diplomatik kanallar, Pakistan'ın taraflarla iletişim kurabilen ve arabuluculuk rolü üstlenebilen az sayıdaki aktörden biri olarak öne çıkmasını sağlıyor. Ayrıca savaşın bölgeye yayılmasını istememesi, İslamabad'ın diplomatik girişimlerini kolaylaştırdı. Bu gelişmeler aynı zamanda Pakistan'ın son yıllarda dış politikada üstlendiği en görünür arabuluculuk rollerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Pakistan açısından mesele yalnızca diplomatik prestijle sınırlı değil. İran ile paylaştığı uzun sınır nedeniyle savaşın büyümesi durumunda güvenlik riskleriyle doğrudan karşı karşıya kalabilecek ülkelerden biri. Ayrıca Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanacak uzun süreli bir kriz, Pakistan ekonomisini de enerji fiyatları üzerinden etkileyebilirdi. Bu nedenle İslamabad yönetimi, savaşın daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini engellemek konusunda doğrudan çıkar sahibi aktörlerden biri olarak öne çıktı.
Barışa giden süreç
Savaş boyunca taraflardan gelen açıklamalar çoğu zaman sahadaki gelişmelerle çelişti. ABD Başkanı Donald Trump savaşın ilk haftalarından itibaren birçok kez İran ile anlaşmaya varıldığını veya anlaşmanın çok yakın olduğunu öne sürdü. Ancak İranlı yetkililer bu açıklamaların ardından defalarca görüşmelerin iddia edildiği şekilde ilerlemediğini, bazı teklifleri kabul etmediklerini ve kesinleşmiş bir anlaşmanın bulunmadığını açıkladı.
Buna rağmen savaşın uzaması ne İran'ın ne ABD'nin ne de İsrail'in çıkarına görünüyordu. Çatışmaların ekonomik maliyeti artarken, enerji piyasalarındaki belirsizlik ve bölgesel savaş riskinin büyümesi diplomatik girişimlere hız kazandırdı. Bu süreçte Pakistan'ın yürüttüğü arabuluculuk faaliyetleri taraflar arasında iletişim kanallarının açık tutulmasına yardımcı oldu. Reuters'ın aktardığı taslağa göre anlaşma; askerî operasyonların durdurulmasını, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasını, İran'a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve tarafların daha kapsamlı müzakerelere başlamasını öngörüyor. Nükleer program gibi daha karmaşık konuların ise önümüzdeki dönemde yapılacak görüşmelerde ele alınması bekleniyor.
Türkiye açısından ne anlama geliyor?
Türkiye savaş boyunca gelişmeleri yakından takip etti. İran'ın Türkiye'nin en önemli komşularından biri olması ve Ortadoğu'da yaşanacak geniş çaplı bir savaşın doğrudan bölgesel istikrarı etkileme potansiyeli Ankara açısından süreci önemli hale getirdi. Savaşın sona ermesi durumunda enerji piyasalarındaki belirsizliğin azalması, bölgesel ticaret yollarının daha istikrarlı hale gelmesi ve Irak ile Suriye çevresindeki güvenlik risklerinin düşmesi Türkiye açısından olumlu sonuçlar doğurabilir. Bununla birlikte Türkiye'nin dikkatle izlediği konulardan biri de İsrail ile İran arasındaki rekabetin gerçekten yavaşlayıp yavaşlamayacağı olacak.
Bu gerçekten kalıcı bir barış mı?
Bugün ortaya çıkan tablo, savaşın sona ermesi için önemli bir diplomatik adım atıldığını gösteriyor. Ancak bu durum İsrail, ABD ve İran arasındaki bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor.
İran'ın nükleer programı, İsrail'in güvenlik kaygıları, bölgesel güç mücadelesi ve Lübnan başta olmak üzere çeşitli cephelerdeki anlaşmazlıklar varlığını sürdürüyor. Nitekim İsrail'in son günlerde Lübnan'da düzenlediği saldırılar da müzakere sürecinde yeni tartışmalar yarattı.
Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeler kalıcı bir barışın kesin olarak sağlandığını göstermiyor. Ancak aylar süren savaşın ardından tarafların yeniden diplomasiye yönelmesi ve Pakistan'ın arabuluculuğunda bir anlaşma zemini oluşması, Ortadoğu'da daha büyük bir bölgesel savaş ihtimalinin şimdilik geriye itildiğine işaret ediyor. Asıl belirleyici olan ise tarafların önümüzdeki haftalarda imzalanması beklenen anlaşmanın şartlarına ne ölçüde bağlı kalacağı olacak.