Avrupa Ukrayna Konusunda ABD'nin Yerini Doldurabilir mi?

Rusya-Ukrayna savaşı uzarken Avrupa'nın güvenlik yükünü ne kadar üstlenebileceği tartışılıyor. Savunma kapasitesi ve stratejik özerklik yeniden gündemde.

Selin Özalp ·

Avrupa Ukrayna Konusunda ABD'nin Yerini Doldurabilir mi?

Yaprak Akbaba (Wisconsin / ABD)

Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılını geride bırakırken, 11 Haziran itibarıyla Birinci Dünya Savaşı'nın toplam süresini de aşmış olacak. Bu durum, savaşın yalnızca Ukrayna'nın geleceğini değil, Avrupa'nın güvenlik anlayışını ve kıtanın siyasi önceliklerini de etkileyen uzun soluklu bir krize dönüştüğünü gösteriyor. Son haftalarda Avrupa liderlerinin Ukrayna konusunda daha görünür bir rol üstlenmeye başlaması da bu tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. 7 Haziran'da Londra'da bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya liderleri; Ukrayna'ya destek, olası ateşkes görüşmeleri ve güvenlik garantileri gibi başlıkları ele aldı. Avrupa liderleri görüşmenin ardından Ukrayna için güvenlik garantileri sağlanması, ateşkes görüşmelerinin desteklenmesi ve Avrupa'nın süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiği yönünde mesajlar verdi.

Bu görüşmeler yalnızca Ukrayna'ya verilen desteğin devamı açısından değil, Avrupa'nın savaşın geleceğinde nasıl bir rol oynayacağı sorusu açısından da önem taşıyor. Çünkü son dönemde birçok Avrupa başkentinde benzer bir tartışma öne çıkıyor: Avrupa, Ukrayna konusunda ABD'nin üstlendiği rolün daha büyük bir bölümünü üstlenebilir mi?

Avrupa neden daha fazla sorumluluk tartışıyor?

Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinden sonra Kiev'e verilen askerî desteğin önemli bölümü ABD tarafından sağlandı. Hava savunma sistemlerinden uzun menzilli mühimmatlara kadar birçok kritik yardım Washington'ın liderliğinde gönderildi. Ancak savaş uzadıkça Avrupa ülkelerinde farklı bir değerlendirme ortaya çıkmaya başladı. Ukrayna'daki savaşın sonuçlarının öncelikle Avrupa güvenliğini etkileyeceği düşüncesi, birçok Avrupa hükümetini daha fazla sorumluluk almaya yöneltti. Özellikle Polonya, Baltık ülkeleri, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, Ukrayna'da yaşanacak gelişmelerin yalnızca Kiev'i değil Avrupa'nın genel güvenlik ortamını da etkileyeceğini savunuyor.

Avrupa'nın kapasitesi yeterli mi?

Tartışmanın merkezindeki soru Avrupa’nın kapasitesinin yeterli olup olmadığı. Bugün Avrupa'nın Ukrayna'ya sağladığı askerî, insani ve finansal yardımın toplamı yıllık yaklaşık 44 milyar euroya ulaşıyor. Bunun 16 milyarı Avrupa Birliği ekonomilerinden ve kurumlarından geliyor. Yine de ABD desteğinin yerini almak için Avrupa’nın yılda ortalama 82 milyar euro harcaması gerekiyor. Bu yardımların neredeyse ikiye katlanması demek olsa da Avrupa’nın imkânları dahilinde bir miktar.

Ancak askerî kapasite açısından tablo daha karmaşık. Uzun yıllar boyunca Avrupa'nın güvenliği büyük ölçüde NATO ve ABD'nin askerî gücüne dayandı. Bu nedenle birçok Avrupa ülkesi son yıllarda savunma harcamalarını artırsa da kıtanın ABD'nin sağladığı askerî desteğin tamamını kısa sürede tek başına karşılayabilecek durumda olup olmadığı tartışma konusu. Özellikle hava savunma sistemleri, istihbarat desteği, stratejik ulaştırma ve gelişmiş mühimmat üretimi gibi alanlarda ABD hâlâ belirleyici bir rol oynuyor.

ABD aynı zamanda Ukrayna’nın savunması için hayati öneme sahip ağır silah ve mühimmatların da en büyük sağlayıcısı konumunda. Bununla birlikte Avrupa savunma sanayisi de Ukrayna'nın kullandığı obüsler, hava savunma sistemleri, tanklar ve zırhlı muharebe araçları gibi birçok sistemi üretebiliyor. Ancak uzmanlara göre Avrupa'nın ABD'nin sağladığı desteğin yerini doldurabilmesi için bu alanlardaki üretim kapasitesini daha hızlı ve daha geniş ölçekte artırması gerekiyor. Bugün Ukrayna mühimmat konusunda büyük ölçüde ABD’ye bağımlı ve bunu Avrupa yönünde değiştirmek ancak Avrupa’nın üretim kapasitesini önemli ölçüde artırmasıyla mümkün olacak.

Bununla birlikte mesele yalnızca silah ve mühimmat üretiminden ibaret değil. ABD, savaş boyunca Ukrayna'ya uydu görüntüleri ve askerî istihbarat paylaşımı konusunda da kritik destek sağladı. Avrupa'nın kısa vadede bu kapasitenin tamamını karşılaması kolay görünmüyor. Bu nedenle son yıllarda Avrupa ülkeleri, kendi uydu ve dijital altyapılarını geliştirmeye yönelik projelere daha fazla önem vermeye başladı. Avrupa'nın Ukrayna'nın savunmasına daha büyük katkı sağlayabilmesi, yalnızca daha fazla silah üretmesine değil; aynı zamanda kendi istihbarat, gözlem ve iletişim kapasitesini güçlendirmesine de bağlı.

Avrupa neden daha bağımsız hareket etmek istiyor?

Avrupa'nın Ukrayna konusunda daha fazla sorumluluk üstlenme tartışmaları yalnızca savaşın gidişatıyla ilgili değil. Son yıllarda birçok Avrupa başkentinde, kıtanın güvenlik alanında ABD'ye ne kadar bağımlı olduğu da daha sık sorgulanmaya başladı. Bu tartışma aslında Ukrayna savaşıyla başlamadı. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron uzun süredir Avrupa'nın savunma ve dış politika alanlarında daha bağımsız hareket edebilmesi gerektiğini savunuyor. Avrupa'da bu yaklaşım genellikle "stratejik özerklik" olarak adlandırılıyor. Temel fikir, Avrupa'nın ABD ile ortaklığını sürdürürken kendi güvenliğini ilgilendiren konularda daha fazla inisiyatif alabilmesi. Bu düşüncenin son yıllarda daha fazla destek bulmasının nedenlerinden biri de ABD iç siyasetindeki değişimler oldu. Washington'da yönetimler değiştikçe Ukrayna'ya verilen desteğin kapsamı ve Avrupa'ya yönelik yaklaşım da zaman zaman tartışma konusu haline geldi. Bu durum, bazı Avrupa hükümetlerini uzun vadede güvenlik politikalarını yalnızca ABD'nin tercihleri üzerine kurmanın riskleri konusunda düşünmeye yöneltti.

Ukrayna savaşı bu tartışmaları daha da hızlandırdı. Çünkü Avrupa ülkeleri, kıtanın güvenliğini doğrudan etkileyen bir savaşta bile kritik askerî kapasite, istihbarat ve mühimmat konusunda büyük ölçüde ABD desteğine ihtiyaç duyduklarını gördü. Bu nedenle son yıllarda Avrupa Birliği bünyesinde ortak savunma sanayisini geliştirmeye, askerî üretimi artırmaya ve kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik girişimler daha fazla önem kazandı. Bununla birlikte Avrupa'nın karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca askerî kapasite değil, bu kapasiteyi ortak bir strateji doğrultusunda kullanabilme becerisi. NATO hâlâ Avrupa güvenliğinin temel unsuru olmaya devam ediyor ve birçok Avrupa ülkesi ABD'nin güvenlik garantilerini vazgeçilmez görüyor. Bu nedenle bugün Avrupa'da tartışılan konu, ABD'den tamamen bağımsız bir güvenlik sistemi kurmaktan çok, gerektiğinde daha fazla sorumluluk üstlenebilecek kapasiteye ulaşmak olarak öne çıkıyor.

Bu açıdan bakıldığında Ukrayna savaşı, Avrupa'nın yalnızca Rusya'ya karşı nasıl bir politika izleyeceği sorusunu değil, kendi güvenliği için gelecekte ne kadar sorumluluk almaya hazır olduğu sorusunu da gündeme taşıyor. Bu nedenle Avrupa'nın Ukrayna'daki rolüne ilişkin tartışmalar, savaşın ötesinde kıtanın uzun vadeli güvenlik yaklaşımı hakkında da önemli ipuçları veriyor.

Avrupa'nın önündeki en büyük engel ne?

Avrupa'nın daha büyük rol üstlenmesini zorlaştıran temel unsur, tüm Avrupa ülkelerinin aynı tehdit algısına sahip olmaması. Doğu Avrupa ülkeleri Rusya'yı doğrudan güvenlik tehdidi olarak görürken, bazı Batı Avrupa ülkeleri daha temkinli yaklaşımlar benimseyebiliyor. Bu durum ortak karar alma süreçlerini zaman zaman yavaşlatıyor. Bunun yanında Avrupa ülkeleri, Ukrayna'yı desteklerken Rusya ile doğrudan çatışmaya sürüklenmek istemiyor. Bu nedenle güvenlik desteği ile gerilimi tırmandırmama hedefi arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Sonuç olarak Avrupa ne kadar ileri gidebilir?

Sonuç olarak Avrupa'nın Ukrayna konusunda ABD'nin yerini tamamen alması kısa vadede mümkün görünmüyor. Özellikle istihbarat, hava savunması ve bazı kritik askerî kapasite alanlarında ABD hâlâ belirleyici bir rol oynuyor. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, Avrupa'nın güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırlandığını gösteriyor. Ukrayna savaşı bu süreci hızlandırırken, Avrupa ülkelerini hem savunma sanayilerini güçlendirmeye hem de ortak güvenlik politikalarını yeniden düşünmeye yöneltiyor. Bu nedenle bugün tartışılan konu yalnızca Ukrayna'ya ne kadar destek verileceği değil, Avrupa'nın gelecekte kendi güvenliği için ne ölçüde sorumluluk alabileceği sorusu olarak da öne çıkıyor.

More stories

Son haberler