Kardeş kavgasının sebebi: Başörtüsü değil, İsrail
Ankara-Bakü arasındaki başörtüsü geriliminin perde arkasında ne var? Serdar Cebe; laiklik, petrol, silah ve İsrail eksenindeki krizi yazdı.

Yazan: Serdar Cebe
Ankara ile Bakü arasındaki son gerilimin vitrininde başörtüsü var. Arka odada ise İsrail oturuyor. Azerbaycan’ın okullarda laiklik gerekçesiyle getirdiği kıyafet kuralları Türkiye’de “başörtüsü yasağı” diye okundu, AKP’ye yakın çevrelerden sert tepki aldı. Ama tepkinin zamanlamasına ve dozuna bakınca, bunu yalnızca bir laiklik tartışması olarak açıklamak zor.
Her şey 24 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda başladı. Netanyahu kürsüye çıkınca Türk heyeti salonu terk etti. Azerbaycan diplomatı Maksad Hüseynov ise yerinden kalkmadı. Başörtüsü tartışması bu görüntünün hemen ardından alevlendi.
Laiklik açıklaması neden yetmiyor?
Azerbaycan okullarında başörtüsü meselesi yeni değil, en az 16 yıllık. Eurasianet arşivine göre Eğitim Bakanlığı Kasım 2010'da okul kıyafet yönetmeliğini gerekçe gösterip başörtüsünü fiilen yasakladı. Bakü’de bakanlık önünde protestolar oldu, gözaltılar yaşandı. O zaman en yüksek sesle itiraz eden Ankara değil, Tahran’dı.
Bu yıl da benzer bir tablo gördük. OC Media’nın aktardığına göre Mart 2026'da bazı köy okullarında başörtülü öğrenciler okuldan uzaklaştırıldı. Yasak 31 Mart’ta geri çekildi ama Sumgayıt’ta uygulama sürdü. Eylül sonunda öğrenci, Ekim başında da öğretmen kıyafet düzenlemesi geldi. Bakü ise genel bir başörtüsü yasağı ilan etmediğini söylüyor.
Yani Azerbaycan laikliği, AKP’nin yaklaşık 24 yıllık iktidarı boyunca hep oradaydı. Ankara bu süre içinde Bakü’nün iç düzenlemelerine pek ses etmedi. Laiklik birdenbire kriz başlığı olduysa, bence değişen Azerbaycan değil, Türkiye’nin Bakü’ye baktığı pencere. O pencereyi değiştiren de Gazze ve İsrail oldu.
Asıl düğüm: Petrol, silah ve BM salonu
Bakü-Tel Aviv hattı üç ayak üzerinde duruyor ve üçü de Ankara’nın Gazze söylemiyle çelişiyor.
İlki enerji. Jerusalem Post’a göre Azerbaycan yaklaşık 20 yıldır İsrail’e petrol ve gaz satıyor ve İsrail’in petrol ihtiyacının kabaca yüzde 40'ını karşılıyor. Mart 2025'te İsrail, SOCAR’la bir gaz arama anlaşması da imzaladı. Bu petrolün önemli kısmı Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla Türkiye üzerinden akıyor.
İkincisi silah. İsrail, Azerbaycan’ın ileri silah sistemlerinin başlıca tedarikçisi. Karabağ zaferinde İsrail teknolojisinin payını hem Bakü hem Tel Aviv açıkça kabul ediyor.
Üçüncüsü diplomasi. Hüseynov’un BM salonunda kalması bu ilişkinin simgesi oldu. Üstelik Netanyahu aynı konuşmada Erdoğan’ı da hedef almıştı.
İsrail basını Bakü’yü nasıl görüyor?
İsrail basınında Azerbaycan giderek “kaybedilen Türkiye’nin yerini alan Müslüman müttefik” olarak anlatılıyor. JNS’te yayımlanan, Algemeiner’ın da aldığı bir analiz bunu açık açık yazıyor. Benim asıl dikkatimi çeken, aynı yazının Azerbaycan laikliğini ve okullardaki başörtüsü yasağını bu ittifakın artısı olarak sunması. İsrail’in gözünde laiklik ile İsrail dostluğu aynı paketten çıkıyor.
Jerusalem Post’un Eylül 2026 tarihli haberi de aynı kaymayı turizm rakamlarıyla anlatıyor. 2026'nın ilk yedi ayında yaklaşık 42 bin İsrailli Azerbaycan’a gitmiş. Gazete bunu, Türkiye’nin İsrailli turistlerin haritasından düşmesine bağlıyor. İsrail’in Türkiye’de kaybettiğini Azerbaycan’da telafi ettiği izlenimi, Ankara’yı en çok rahatsız eden şey.
Bu rahatsızlık yeni de değil. Times of Israel, Walla’ya dayanarak Netanyahu’nun Mayıs 2025'teki Bakü ziyaretini Türkiye hava sahasını açmadığı için ertelediğini yazdı. Bir önceki Kasım’da Herzog da aynı nedenle COP29'a gidememişti. Yani Ankara, İsrail ile Azerbaycan arasındaki trafiği kendi hava sahasında frenlemeyi çoktan bir baskı aracına çevirmişti.
Bakü’nün cevabı: Başörtüsüne değil, İsrail eleştirisine
Bakü’nün verdiği tepkiler de tartışmanın asıl eksenini gösteriyor. Azerbaycan, eleştirilerin İsrail kısmına cevap verdi. Laiklik kısmını ise iç mesele sayıp geçti.
26 Eylül’de, BM oturumundan iki gün sonra, Medya ve Yayın Konseyi bir açıklama yaptı. Türk medyasında ve sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik paylaşımları koordineli bir karalama kampanyası diye niteledi. Kampanyayı yürütenlerin ülkeye girişinin yasaklanabileceğini de söyledi. Türk basını bu açıklamayı BM sahnesi ve İsrail eleştirileriyle birlikte verdi.
Hükümete yakın APA da Türk medyasında Azerbaycan aleyhine kasıtlı bir kampanya yürütüldüğünü savunan uzun bir yazı yayımladı. OC Media’ya göre “sahte haber” diye listelenen iddiaların büyük bölümü İsrail ilişkileriyle ilgiliydi. APA, Türk medyasını İran ve Rus kaynaklarıyla aynı kefeye koydu.
Ekim başında gelen hamle ise doğrudan Türkiye’nin kendi İsrail ticaretini hedef aldı. soL’un aktardığına göre APA TV’deki bir program, AIS gemi verilerine dayanarak iki iddia ortaya attı. Buna göre 17-30 Eylül arasında Türkiye bağlantılı altı yabancı bayraklı gemi Aşdod ve Hayfa’ya 11 kez uğramıştı. 2025'in ilk dokuz ayında da Türkiye limanlarından İsrail’e 456 doğrudan sefer yapılmıştı. Program birkaç saat sonra kaldırıldı.
Son olarak Aliyev konuştu. BBC Türkçe’nin aktardığına göre Yeni Azerbaycan Partisi kurultayında isim vermeden kimsenin dış politikalarına karışmaması gerektiğini, ülkesinin kimsenin himayesine ihtiyacı olmadığını söyledi. Bu sözler, Türkiye ile imzalanan yarım milyar dolarlık silah anlaşmasının ertesi gününe denk geldi ve mesajı daha da sertleştirdi.
Bu dört hamlenin hiçbiri başörtüsü kararını savunmuyordu. Hepsi aynı soruya cevap veriyordu: “İsrail’le ilişkimizi sorgulamak size mi düştü?” Bakü, kendi cevabıyla Ankara’nın asıl derdinin ne olduğunu göstermiş oldu.
AKP neden İsrail’i değil, başörtüsünü konuşuyor?
Bakü’nün İsrail politikası, AKP’nin açıkça dile getirmekte en çok zorlanacağı konu. Bunun üç sebebi var.
Önce para meselesi. Azerbaycan petrolü İsrail’e Ceyhan üzerinden gidiyor. Stimson Center’ın tespitine göre Ankara, Mayıs 2024'te İsrail’le ticareti keserken Azerbaycan petrolünün akışına göz yumdu. Israel Hayom da Erdoğan’ın bu akışı durdurması için baskı altında olduğunu ama bu adımı atmadığını yazmıştı. İsrail üzerinden Bakü’ye yüklenmek, topu Ankara’nın kendi sahasına geri atar.
Sonra “tek millet, iki devlet” söylemi var. Karabağ zaferini kendi dış politika başarısı olarak anlatan AKP için Bakü’yü “İsrail’in müttefiki” diye etiketlemek kolay değil. Böyle bir çıkış hem milliyetçi tabanı hem de MHP ile ittifakı gerer.
Üçüncüsü, muhafazakâr tabanın Gazze hassasiyeti. Eurasianet, Türkiye’deki protestolarda “İki devlet, bir ihanet” pankartlarının açıldığını ve iç siyasetin Erdoğan’ı sert bir Filistin çizgisine ittiğini yazıyor. Erdoğan’ın Netanyahu’yu Hitler’e benzettiği bir dönemde, en yakın müttefikin BM’de oturup Netanyahu’yu dinlemesi tabanda karşılıksız kalamazdı.
Başörtüsü tam da bu yüzden işe yarıyor. Laiklik eleştirisi dindar tabanı harekete geçiriyor ama iki devlet arasındaki ilişkiyi doğrudan tehdit etmiyor. İsrail’in adını anmadan Bakü’ye “Müslüman kimliğinizden uzaklaşıyorsunuz” demenin en güvenli yolu bu. JNS örneğinde gördüğümüz gibi İsrail basını da Azerbaycan laikliğini İsrail dostluğunun güvencesi sayıyor. Bu durumda başörtüsü eleştirisi, adı konmamış bir İsrail eleştirisine dönüşüyor.
Zamanlama da bunu doğruluyor. Okul düzenlemesine tepki, aylardır süren yerel vakalar sırasında tırmanmadı. 24 Eylül’deki BM görüntüsünün hemen ardından tırmandı. Hükümete yakın Yeni Akit bile iki meseleyi aynı haberde verdi ve habere BM sahnesiyle başladı.
Perdeyi kaldırmak
Ankara-Bakü gerilimi başörtüsü üzerinden konuşuluyor ama İsrail üzerinden yaşanıyor. Azerbaycan’ın laikliği 2010'dan beri aynı. Değişen, Gazze’den sonra Türkiye’nin Bakü-Tel Aviv yakınlığına tahammülü.
AKP için İsrail üzerinden açık bir hesaplaşma pahalı. Ceyhan’dan akan petrol, “tek millet” söylemi ve MHP ittifakı buna izin vermiyor. Başörtüsü ise tabanı konuşturan ama devletler arası ilişkiyi kırmayan güvenli bir vekil konu.
Bence asıl risk, perdenin arkasındaki meselenin hiç konuşulmaması. Tartışma laiklik üzerinden yürüdükçe Bakü kendini içişlerine müdahaleye karşı savunacak, Ankara da asıl itirazını hiç söylemeyecek. İki başkent İsrail konusundaki farkı açıkça masaya koymadıkça, bu gerilim bir sonraki krizde yeniden patlar.
More stories
- 1994’ten 2026’ya: Devler koleksiyonu yeni bir sayfa bekliyor
- Suna’nın Kızları beş yılda 22 binden fazla çocuğa ulaştı
- Sakarya Üniversitesi’nde yürüyüş: Kampüste atılan sloganlar tartışma yarattı
- Avrupa ayakta: Kim, ne istiyor?
- Festival "İptal edildi" dendi: Gerçek ne çıktı?
- Dede Vasiyeti ile 109 Yıldır Ayakta
Son haberler
- Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Taklit ve Tağşiş Listesini Güncelledi
- Edirne'de yabancı uyruklu 13 çocuk kayıp: Aile Bakanlığı açıklama yaptı
- TGSD hazır giyimde Türkiye markası stratejisini öne çıkarıyor
- AKP'nin hayalini Cemil Tugay gerçekleştirecek
- Özgür Özel'den Bahçeli'ye 'Yemen' yanıtı
- Türkiye'de enerji ithalatı cari açık üzerinde baskı oluşturuyor
- ABD konut satışları yüksek faizle 12 yılın en düşük seviyesinde
- Türkiye-ABD Ticaretinde 100 Milyar Dolar Hedefi

