İsrail ve İran güvenlik doktrinlerinde tarihsel travmaların etkisi
İsrail ve İran'ın güvenlik doktrinleri, tarihsel travmaların ulusal kimlik üzerindeki etkisiyle şekillenerek iki ülke arasındaki gerilimin temelini…

İsrail’in mevcut güvenlik doktrini, tarihsel sürgünler ve Holokost kaynaklı kolektif travmalar üzerine inşa ediliyor. Babil sürgünü ile başlayan yerinden edilme korkusu, Yahudi toplumsal kimliğinin siyasi ve ekonomik tutumlarını belirleyen temel bir unsur haline geliyor. Holokost sonrası benimsenen "bir daha asla" söylemi, devletin güvenlikçi kültürünün merkezinde yer alıyor.
Benzer bir süreç İran’ın ulusal kimliği için de geçerli. Kerbela olayı, İran’ın güvenlik algısını ve siyasi duruşunu şekillendiren temel bir referans noktası oluşturuyor. Her iki ülkenin de tarihsel travmaları siyasi kararlarında birer güvenlik doktrinine dönüştürmesi, bölgedeki gerilimin temel dinamiklerini açıklıyor.
Bu tarihsel anlatılar, devletlerin dış politika tercihlerini ve savunma stratejilerini doğrudan etkiliyor. İki ülkenin de güvenlik algısını geçmişteki yıkımlar üzerinden kurgulaması, diplomatik çözüm süreçlerini zorlaştırıyor.
More stories
- Dammam Havalimanı hedef alındı: Suudi Arabistan'da uçuşlar saptı
- ABD Ukrayna askeri yardımlarını kesme uyarısında bulundu
- Riyad Havalimanı saldırısı ABD askeri müdahalesini gündeme taşıdı
- Riyad Havalimanı'na Husi saldırısı bölgesel gerilimi tırmandırdı
- İsrail'e ABD askeri yardımlarında yeni şartlar gündeme geliyor
- Sudan sınırındaki bombardımanlarda 112 sivil yaşamını yitirdi
- Suriye
- İngiltere'nin dijital vize sistemindeki hata yolcuyu İspanya'da bıraktı
- İran, Barzani'nin ofisine saldırıyı "sahte bayrak" operasyonu olarak niteledi
- WSJ: İran daha geniş bir çatışmaya hazırlanıyor
Son haberler
- XRP Ledger dokuz yıllık kritik güvenlik açığını acil yamayla kapattı
- Bireysel borçlarda takip oranı altı ayda kredi kartlarıyla yükseliyor
- Ukrayna liderinden seçimler için 60 günlük ateşkes önerisi
- Suna’nın Kızları beş yılda 22 binden fazla çocuğa ulaştı
- Yatırım fonlarında 678,1 milyar TL çıkış likidite baskısını artırıyor

