WSJ: İran daha geniş bir çatışmaya hazırlanıyor
WSJ'ye göre İran yönetimi, ABD ile yapılan mutabakata güvenmeyerek daha geniş bir çatışmaya hazırlanıyor; Devrim Muhafızları'nın etkisi artıyor.
Atlas Newsdesk ·
İran, haziran mutabakatını barış takviminden çok askeri hazırlık sürecine çevirdiği iddialarıyla Körfez riskini artırdı.
İranlı, Arap ve Körfez ülkelerinden yetkililere dayandırılan aktarımlara göre Tahran son iki ayda güvenlik aygıtını daha saldırgan bir stratejiye göre yeniden düzenledi. Anlatılan tablo, diplomatik temasların sürdüğü bir dönemde Devrim Muhafızları’nın karar alma sürecindeki ağırlığının arttığına işaret ediyor.
Versailles mutabakatı askıda kaldı
ABD Başkanı Trump ile İran arasında 17 Haziran’da Fransa’nın Versailles kentinde imzalanan mutabakat, Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine açılmasını ve savaşı bitirmeye dönük görüşmelerin başlamasını öngörüyordu. Anlaşma çerçevesinde İran petrolüne uygulanan bazı yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklara erişim ve ülkenin yeniden inşası için 300 milyar dolarlık fon oluşturulması gündeme gelmişti.
Tahran’dan beklenen karşılık, Hürmüz’de geçişleri yeniden başlatması ve nükleer program konusunda iyi niyetli müzakere yürütmesiydi. Ancak haberde bilgilerine başvurulan yetkililere göre İran’daki sertlik yanlıları, mutabakatı kalıcı uzlaşma yerine ABD ve İsrail’in yeni bir saldırı öncesinde zaman kazanma hamlesi olarak okudu.
Bu değerlendirme, İran’ın son yıldaki 12 günlük savaşta ve devam eden çatışmalarda aldığı darbelerin tekrarlanmasını önleyecek caydırıcılık arayışıyla birlikte aktarılıyor. İran yönetimine yakın savunma analisti Mohammad Hassan Sangtarash, ülkede “asıl savaşın henüz başlamadığı” görüşünün yaygınlaştığını söyledi.
Devrim Muhafızları ağırlık kazanıyor
Aktarımlara göre İran lideri Mojtaba Khamenei, askeri ve güvenlik kurumlarını daha uzun süreli bir çatışmaya hazırlamak için üst yönetimde değişikliklere gitti. Devrim Muhafızları’nın düzenli ordu üzerindeki kontrolünün artırıldığı, karşı istihbarat faaliyetlerinin genişletildiği, füze ve insansız hava aracı üretiminin hızlandırıldığı belirtildi.
İran-Irak Savaşı döneminde Devrim Muhafızları’nı yöneten Mohsen Rezaei, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin sekreterliğine ve Khamenei’nin bu kurumdaki temsilciliğine getirildi. Aynı anlatıma göre konsey, Hürmüz Boğazı’nın kademeli açılmasını öngören mutabakat sürecindeki ilerlemeyi durdurdu.
2009 protestolarına yönelik müdahalede rol alan Hossein Taeb’in Besic teşkilatının başına döndüğü, teşkilatı mahalle ölçeğinde çalışan geniş bir karşı istihbarat ağına dönüştürmekle görevlendirildiği aktarıldı. Devrim Muhafızları ile düzenli ordunun denetiminin Tuğgeneral Ali Abdollahi altında birleştirildiği, Ahmad Vahidi’nin de Devrim Muhafızları başkomutanlığına resmen atandığı bildirildi.
Tennessee Üniversitesi’nden İran güvenlik kurumları uzmanı Saeid Golkar, Vahidi’nin yükselişinin Tahran’ın normal barış düzenine dönmek yerine uzun süreli çatışmaya hazırlandığına işaret ettiğini söyledi. Yaklaşık 200 bin mensubu bulunan Devrim Muhafızları’nın, gerilimin tırmanması halinde önleyici saldırı planları hazırladığı da ileri sürüldü.
Kızıldeniz ve Körfez riski
Arap istihbarat birimlerinin İran ile Yemen ve Irak’taki müttefik gruplar arasında geçtiği öne sürülen bazı mesajları ele geçirdiği belirtildi. Bu bulgular hakkında bilgi sahibi olduğu aktarılan yetkililer, yazışmaların İran yönetimi içinde çatışmayı genişletmeye dönük stratejik kaymaya işaret ettiğini söyledi.
İranlı komutanların Yemen’de Husilerin kontrolündeki bölgelere giderek Suudi Arabistan’a karşı Irak’taki İran destekli milislerle koordinasyon planladığı öne sürüldü. Kızıldeniz’e bakan noktalara füzeler, deniz silahları ve insansız hava aracı rampaları yerleştirildiği, Husilere Suudi limanları ve enerji tesislerini içeren hedef listeleri sağlandığı iddia edildi.
Husiler temmuz sonunda Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerini hedef aldı ve Babülmendep Boğazı’nı Suudi Arabistan’a kapattıklarını açıkladı. Suudi Arabistan aynı dönemde Irak’taki İran destekli milislerin petrol tesislerine insansız hava araçlarıyla saldırdığını duyurdu.
Körfez ülkelerinden yetkililer, ABD ve İsrail saldırılarının Devrim Muhafızları’nın kapasitesini ne ölçüde zayıflattığının henüz bilinmediğini söyledi. Aynı değerlendirmelerde, örgütün yenilgiye uğratılmadığı ve Hürmüz üzerindeki İran kontrolünün Tahran’ın bölgesel pazarlık gücünü artırdığı belirtildi.
Diplomasi ve çatışma ihtimali
İran diplomasisi iki kanallı bir görünüm veriyor: diplomatlar ABD ve arabulucu ülkelerle anlaşma ararken güvenlik yönetimi daha geniş bir çatışmaya hazırlanıyor. Ağustos başında İranlı diplomatların Umman’la Hürmüz’de kademeli geçiş güzergahları üzerinde uzlaştığı, ancak bu girişimin Devrim Muhafızları tarafından engellendiği öne sürüldü.
ABD’li yetkililere göre Trump yönetimi, müzakerelerdeki tıkanmanın ardından yaptırımlar ve deniz ablukasının İran’ın tutumunu değiştirip değiştirmeyeceğini görmek için beklemeye geçti. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da aralarında bulunduğu daha ılımlı isimlerin, yaptırımlar hafiflemezse ekonominin çökebileceği uyarısında bulunduğu aktarılıyor.
Önümüzdeki dönemde üç yol öne çıkıyor. Hürmüz’de geçişler açılırsa enerji ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskı azalabilir; İran yaptırım gevşetme pazarlığında alan kazanabilir, bölgesel gruplar üzerindeki askeri tempo düşebilir.
Mutabakat askıda kalır ve saldırılar sınırlı düzeyde sürerse küresel piyasalarda arz güvenliği primi yüksek kalabilir. Bu senaryoda Tahran içeride güvenlik kurumlarına daha fazla kaynak ayırır, Körfez’deki enerji ve liman altyapısı için koruma maliyetleri artar.
Gerilim doğrudan Körfez enerji tesislerine, internet kablolarına veya Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde siyasi istikrara uzanırsa sonuç daha ağır olur. İran’ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf’ın strateji danışmanı Mehdi Mohammadi, mevcut durumu “fırtına öncesi sessizlik” diye nitelendirerek Tahran’ın daha büyük bir karşılaşmaya hazırlandığını söyledi.