"Casusluk" davasında mahkemeden kopyala-yapıştır karar

İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ın yargılandığı siyasi casusluk davasında mahkeme, adli tatil olmadığı halde karara kopyala-yapıştır hata yaptı.

Atlas Newsdesk ·

"Casusluk" davasında mahkemeden kopyala-yapıştır karar

Siyasi casusluk davası, tutukluluğun devamı kararındaki adli tatil ifadesiyle yeni bir usul tartışmasına konu oldu.

Ekrem İmamoğlu, TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakkında son duruşmada tutukluluğun sürmesine karar verildi. Mahkeme, dosyada bir sonraki duruşma gününü 23 Aralık 2026 olarak belirledi.

Adli tatil ifadesi dosyada

Davaya ilişkin yayımlanan karar metni incelemesine göre, son ara kararda araya giren adli tatil gözetilerek ifadesi yer aldı. İddianın merkezinde, aynı ifadenin 6 Temmuz’daki ikinci duruşmanın ara kararında da bulunması var.

Türkiye’de adli tatil, olağan yargı takviminde yaz dönemine denk gelen bir dönem olarak biliniyor. Bu nedenle son duruşma ile 23 Aralık 2026 tarihi arasında böyle bir tatil bulunmadığı iddiası, karar metninin önceki belgeden aynen aktarıldığı eleştirisine dayanak yapıldı.

23 Aralık tarihi verildi

Mahkemenin tutukluluğun devamına hükmetmesi, sanıkların bir sonraki oturuma kadar dosya kapsamında cezaevinde kalacağı anlamına geliyor. Kararın içeriğine ilişkin tartışma ise suçlamanın esasından çok ara kararın yazım ve gerekçelendirme niteliği üzerinde yoğunlaştı.

İmamoğlu ve Yanardağ, kamuoyunda yakından izlenen dosyanın en görünür iki ismi konumunda. Özkan ve Gün hakkında da aynı duruşmada tutukluluğun sürmesi yönünde karar verildiği aktarıldı.

Ara kararların dili, ceza yargılamalarında yalnızca teknik bir ayrıntı sayılmıyor. Tutukluluk gibi özgürlüğü doğrudan etkileyen kararlar, her duruşmada dosyanın mevcut durumuna göre yeniden değerlendirme yapılmasını gerektiriyor.

Tutukluluk gerekçesi tartışılıyor

Bu dosyada açık soru, son ara kararın gerçekten önceki metinden alınan kalıp bir ifadeyle mi yazıldığı, yoksa mahkemenin gerekçesinde sehven mi aynı kalıbı kullandığı. Karar metnine ilişkin aktarılan bilgilerde, mahkemeden bu ifadeye dair ayrı bir açıklama yer almadı.

Sanık taraflarının, tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yollarını kullanması halinde tartışma üst mahkemenin değerlendirmesine taşınabilir. Böyle bir başvuru, hem tutukluluk halinin sürüp sürmeyeceğini hem de ara kararın gerekçelendirme standardını yeniden gündeme getirebilir.

Eğer itiraz kabul edilirse, dosyanın seyri tutukluluk tedbirinin hafifletilmesi ya da kaldırılması yönünde değişebilir. Bu sonuç İmamoğlu ve Yanardağ açısından doğrudan özgürlük durumunu, medya ve siyaset alanı açısından ise benzer dosyalarda karar metinlerinin denetimini öne çıkarır.

Eğer mevcut karar korunursa, yargılama 23 Aralık 2026’daki duruşmaya kadar aynı tutukluluk çerçevesiyle ilerler. Bu durumda tartışmanın ağırlığı, davanın esasındaki suçlamalardan ayrı olarak, mahkeme kararlarında kalıp gerekçe kullanımı ve usul güvenceleri üzerinde kalır.

More stories

Son haberler