Türkiye’nin Avrupa otomotiv sanayi entegrasyonu Çin kaynaklı risklerle karşı karşıya
Türkiye’nin otomotiv sanayi hamlesi, Çinli üreticilerin AB pazarına giriş riski nedeniyle zorlu bir pazarlık sürecine girdi. Detayları keşfedin.
Atlas Newsdesk ·

Avrupa Birliği'nin yeni sanayi politikası çerçevesinde geliştirdiği “Made in Europe” sistemine Türkiye'nin dahil edilme süreci, Çinli üreticilerin Türkiye üzerinden Avrupa pazarına erişim sağlayabileceği endişeleri nedeniyle kritik bir aşamaya geldi. Türkiye ile AB arasındaki yıllık 54 milyar euro büyüklüğündeki otomotiv ticaret hacmi, yeni düzenlemelerin dışında kalma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Brüksel, Türkiye'nin sisteme dahil edilmesinin Çinli şirketler için bir üretim ve ihracat kapısı oluşturmasından endişe duyuyor. Bu durum, Türkiye'nin sisteme kabulü halinde yerli katkı oranı, parça menşei ve yatırım niteliği gibi katı ek koşulların getirilme ihtimalini artırıyor.
Türkiye Otomotiv Entegrasyonu Risk Altında Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisiyle onlarca yıldır süren entegrasyonu Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisiyle onlarca yıldır süren entegrasyonu, AB'nin sanayi üretimini korumayı hedefleyen yeni kurallarıyla yeni bir müzakere sürecine girdi. Türkiye, İngiltere ve Japonya ile birlikte “Made in Europe” sistemine katılım için temaslarını sürdürürken, Çinli üreticilerin Türkiye üzerinden Avrupa pazarına erişim potansiyeli en büyük engel olarak öne çıkıyor. Bu entegrasyonun bozulması, yalnızca Türkiye'deki yerli üreticileri değil, aynı zamanda Türkiye'de üretim yapan Avrupalı şirketleri ve onların Avrupa'daki fabrikalarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye ile AB arasındaki toplam otomotiv ticareti yıllık yaklaşık 54 milyar euroya ulaşıyor. Yalnızca yeni araç ticaretinin 2025 yılında yaklaşık 37 milyar euro olarak hesaplandığı belirtiliyor. AB'nin Türkiye'ye yeni araç ihracatı 2025'te yüzde 24,8 artarak 18,8 milyar euroya yükselirken, Türkiye'den AB'ye yapılan yeni araç ihracatı yaklaşık 18,2 milyar euro oldu. Türkiye, bu verilerle AB'nin yeni araç ihracatında üçüncü büyük pazar konumunda bulunuyor. Çin Endişesi Müzakereleri Zorlaştırıyor Türkiye'nin “Made in Europe” kapsamına alınmasına yönelik müzakerelerin en zorlu kısmını Çin oluşturuyor. Avrupa'daki bazı çevreler, Türkiye'nin koşulsuz olarak sisteme dahil edilmesinin Çinli otomotiv şirketleri için yeni bir üretim ve ihracat kapısı yaratabileceğini ileri sürüyor. AB, Çin'den ithal edilen elektrikli otomobillere ek vergiler uygularken, Çinli üreticiler Avrupa içinde veya Avrupa pazarına yakın ülkelerde üretim yapmanın yollarını arıyor.
Türkiye'nin Gümrük Birliği üyeliği, gelişmiş otomotiv yan sanayisi ve Avrupa'ya yakınlığı, ülkeyi doğal bir üretim üssü haline getiriyor. Brüksel'deki tartışmaların merkezinde, Avrupa otomotiv üretimini desteklemek amacıyla oluşturulan bir sistemin, Türkiye üzerinden Çinli şirketlerin de yararlanabileceği bir modele dönüşmesi endişesi yer alıyor. Bu durumun önüne geçmek için Türkiye'nin sisteme dahil edilmesi halinde yerli katkı oranı, parçaların menşei ve yatırımların niteliği gibi ek koşulların gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.
BYD Kararı Tartışmayı Yoğunlaştırdı
Çinli üreticilerin yatırım stratejilerindeki belirsizlikler, süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Özellikle BYD'nin Türkiye'deki yatırım planlarını askıya alarak AB içinde alternatif üretim merkezlerine yönelmesi, yeni sanayi kurallarının şirketlerin yatırım kararlarını şimdiden şekillendirdiğini gösteriyor. Bu durum, Çin kaynaklı endişeleri pekiştirerek Türkiye'nin sisteme dahil edilme müzakerelerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye'nin AB'nin yeni otomotiv politikası dışında kalması, mevcut yüksek ticaret hacmini ve yerleşik tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, Türkiye'deki otomotiv üretim kapasitesi ve ihracat potansiyeli üzerinde ciddi baskı oluşturabilirken, Avrupalı üreticilerin de maliyet ve tedarik verimliliklerini azaltma riski taşıyor.