İçeriğe geç
SON HABERLER
Dış Politika

AB’den yeni Doğu Akdeniz açıklaması: Türkiye-Libya arasındaki anlaşma geçersiz

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki ilerlemesine ilişkin son raporunda Ankara’ya yönelik eleştirel tutumunu sertleştirdi.

Atlas Newsdesk
AB'den yeni Doğu Akdeniz açıklaması: Türkiye-Libya arasındaki anlaşma geçersiz

Avrupa Komisyonu, Türkiye raporunda deniz yetki anlaşmasına itirazını sertleştirirken Ankara ile işbirliğinin koşullu yürütülmesini savundu.

Komisyonun değerlendirmesi, Türkiye’nin üyelik sürecindeki dış politika uyuşmazlıklarını göç ve güvenlik alanlarındaki ortaklık ihtiyacıyla birlikte ele alıyor. Raporda Ankara’nın Avrupa Birliği (AB) açısından önemini koruduğu belirtilirken, ilişkilerde atılacak adımların Türkiye’nin tutumuyla bağlantılı olması gerektiği vurgulanıyor.

Çarşamba günü yayımlanan yıllık genişleme paketindeki Türkiye raporu, deniz yetki alanlarından askeri faaliyetlere uzanan anlaşmazlıkları sıralıyor. Komisyonun metninde demokrasi ve temel haklara ilişkin eleştiriler de yer alıyor; böylece dış politika başlıkları, üyelik değerlendirmesinin iç siyasi boyutuyla yan yana sunuluyor.

Deniz yetki anlaşmasına hukuki itiraz

Komisyon, Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı için “geçersiz ve hükümsüz” ifadesini kullanıyor. Bu niteleme, mutabakatın raporun yayımlanmasından önceki ay Libya’nın doğusundaki parlamentonun onayından geçmesinin ardından geliyor.

Raporda anlaşmanın başka devletlerin egemenlik haklarıyla bağdaşmadığı ve deniz hukukunu ihlal ettiği savunuluyor. Komisyon ayrıca mutabakatın üçüncü devletler bakımından hukuki bir etkisinin bulunamayacağı yönündeki görüşünü tekrarlıyor; bunlar Komisyonun hukuki değerlendirmeleri olarak aktarılıyor.

Uyuşmazlığın enerji altyapısına uzanan boyutu ise Büyük Deniz Ara Bağlantı Projesi (Great Sea Interconnector). AB’nin Ortak Çıkar Projesi statüsü verdiği Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısına ilişkin araştırmaların Ankara tarafından engellenmesinin sürdüğü, Komisyon raporunda ileri sürülüyor.

Bu başlık, deniz alanlarına ilişkin anlaşmazlığın yalnızca diplomatik açıklamalar üzerinden ele alınmadığını gösteriyor. Komisyon, elektrik bağlantısı için yürütülen araştırmaları da değerlendirmesine dahil ederek somut bir altyapı projesindeki faaliyetleri Türkiye ile ilişkiler gündemine taşıyor.

Ege dosyasında askeri faaliyetler sıralanıyor

Komisyonun hatırlattığı tarihsel başlıklardan biri, Türkiye’nin 1995’te aldığı ve Yunanistan’ın Ege karasularını genişletmesini savaş sebebi sayan karar. Raporda, bu kararın yanı sıra Ankara’nın Yunan adalarının silahsızlandırılması yönündeki taleplerine de değiniliyor.

Türkiye’nin Ege’deki Yunan Patriot sistemlerine ve Kıbrıs’taki F-16 konuşlandırmalarına karşı tutumu da metinde kaydediliyor. Komisyon ayrıca Ankara’nın Yunanistan’ın deniz parkı girişimlerine ve deniz mekansal planlamasına itiraz ettiğini belirtiyor.

Askeri uçuşlar konusunda ise Komisyon, Türk uçaklarının Yunan adaları üzerindeki faaliyetlerinde artış bulunduğunu bildiriyor. Rapora göre yerleşimin bulunduğu adalar da bu uçuşların kapsamına giriyor ve ilgili olaylar eylülde de kayda geçmiş bulunuyor.

Bu tespitler, raporun Ege değerlendirmesinde eski anlaşmazlıklarla daha yakın dönemde bildirilen faaliyetleri birlikte ele aldığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte aktarılan bulgular, Komisyonun değerlendirmesini yansıtıyor; Türkiye’nin bu başlıklardaki karşı görüşleri sunulan bilgilerde yer almıyor.

Dış politika uyumu sınırlı kalıyor

Komisyonun verdiği rakamlara göre Türkiye’nin AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile uyumu, önceki yüzde 3 düzeyinden yüzde 4’e çıktı. Komisyon, bir yüzde puanlık bu artışa rağmen uyum seviyesini hâlâ çok düşük olarak değerlendiriyor.

İç siyasi koşullara ilişkin bölümde demokrasi, hukuk devleti ve temel haklarda gerilemenin sürdüğü ileri sürülüyor. Buna karşılık Komisyon, göç yönetimi, bağlantısallık ve bölgesel güvenlik bakımından Türkiye ile ortaklığın önemini koruduğunu belirtiyor.

Raporda güvenlik konularındaki istişarelerin sıklaştığı da kaydediliyor; ancak Komisyon bunun koşulsuz bir işbirliğine dönüşmesini önermiyor. Savunulan çerçeve, ilişkilerin aşamalar halinde ilerlemesi ve alınan önlemlerin gerektiğinde geri çevrilebilmesi üzerine kuruluyor.

Komisyonun tarif ettiği yaklaşım uygulanırsa, Türkiye’nin tutumuna bağlı olarak işbirliği adımları genişletilebilecek veya geri alınabilecek. Bu nedenle sonraki kararların odağında yalnızca diplomatik temasların sıklığı değil, Ankara’nın raporda sıralanan uyuşmazlıklara ilişkin yaklaşımı da bulunacak.

More stories

Son haberler