Polisin dronelu denetimleri gündeme getirdi: Açık alanlarda içki içmek yasak mı?

İstanbul’da polis, Fatih ve Üsküdar’da açık alanda içki içenlere drone ile “yasak” anonsu yaptı. Görüntüler sosyal medyada gündem olurken, açık alanda içki tüketimine dair bir yasak olup olmadığı tartışma konusu haline geldi.

Atlas Newsdesk ·

Polisin dronelu denetimleri gündeme getirdi: Açık alanlarda içki içmek yasak mı?

Açık alanda içki denetiminde polis, İstanbul’da iki ilçede drone ile uyarı yaptı; görüntüler yasal dayanak tartışmasını büyüttü.

Fatih anonsu Üsküdar’a yayıldı

İstanbul’da ilk görüntü, 31 Ağustos 2026’da Fatih ilçesindeki Kocamustafapaşa Narlıkapı Caddesi’nden geldi. Polis ekipleri, kamusal alanda içki içtiği tespit edilen kişilere drone üzerinden sesli uyarı yaptı ve bölgeden ayrılmalarını istedi.

Fatih’teki kayıtta polis drone’undan "Bu bir polis dronudur. Bu bölgede alkol içmek yasaktır. Derhal bu bölgeden ayrılın" anonsu duyuldu. Görüntüler yayıldıktan sonra benzer bir uygulama Üsküdar sahilinde kaydedildi.

Üsküdar’daki anonsta, "Dikkat dikkat, bu polis drone'udur. Burada alkol tüketimi yasaktır. Lütfen uyarılara uyup uzaklaşın. Aksi takdirde cezai işlem uygulanacaktır" ifadeleri yer aldı. Her iki görüntü de kolluk kuvvetlerinin kamusal alandaki alkol denetiminde uzaktan uyarı yöntemini kullandığını gösterdi.

Kanun tüketimi değil davranışı düzenliyor

Tartışmanın merkezinde, Türkiye’de açık alanda içki içmeyi ülke genelinde yasaklayan açık bir kanun maddesinin bulunup bulunmadığı yer alıyor. Mevzuatta öne çıkan düzenleme, 5,3 bin sayılı Kabahatler Kanunu’nun 35. maddesi.

Bu madde, içki tüketimini tek başına kabahat saymıyor; sarhoş şekilde başkalarının huzurunu ve sükununu bozacak davranışları düzenliyor. Bu nedenle park, sahil veya benzeri açık alanlarda yalnızca alkollü içki tüketmek, ayrıca rahatsızlık veren bir davranış tespit edilmedikçe Kabahatler Kanunu kapsamında doğrudan yaptırım nedeni olarak gösterilmiyor.

4,3 bin sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu da tartışmada anılan ikinci metin. Bu kanunda da park, plaj, sahil bandı veya mesire alanlarında kişilerin genel olarak içki tüketmesini yasaklayan açık bir hüküm aktarılmıyor.

Valilik genelgesi dava dosyasında

İstanbul Valiliği’nin 2026 yılının başında emniyet birimlerine gönderdiği belirtilen genelge, kolluk denetimlerinin idari dayanağı olarak öne çıkıyor. Genelgede 18 yaş altına alkol satılmaması, ruhsatlı lokanta ve restoranlar dışında 22.00 ile 06.00 arasında perakende alkol satışı yapılmaması ve sarhoşluk nedeniyle kamu düzeninin bozulmaması başlıkları yer aldı.

  • Genelge, ruhsatlı işletmeler dışındaki alkol satışı ve tüketimine ilişkin denetim yapılmasını istedi.
  • Park, piknik alanı, mesire yeri, sahil bandı ve plaj gibi yerler metinde ayrıca sayıldı.
  • Emniyet, jandarma ve zabıta birimlerinden asayişi ve kamu huzurunu bozabilecek olaylara izin verilmemesi talep edildi.

Hukuki tartışma, genelgenin kanunda açıkça yer almayan bir yasak alanı oluşturup oluşturmadığı noktasında yoğunlaşıyor. İdari talimatın kapsamı geniş yorumlanırsa, kolluk uygulaması alkol tüketiminin kendisine yönelmiş bir yasak gibi işleyebilir.

İstanbul Valiliği, 17 Ağustos 2023’te de benzer içerikte bir genelge yayımlamıştı. Tepkilerden sonra Valilik, alkol kullanımı ve satışına ilişkin yeni bir karar alınmadığını, metnin mevcut mevzuatı hatırlatma amacı taşıdığını savunmuştu.

İstanbul Barosu, o dönem genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Baro, Anayasa’da yer alan devlet yetkisinin kaynağını Anayasa’dan alması gerektiği hükmüne atıf yaparak genelgenin temel haklara müdahale niteliği taşıdığını ileri sürdü.

Kabahatler Kanunu’nun 35. maddesi kapsamında sarhoş olarak çevreye rahatsızlık vermenin 2026 yılı cezası 1.764 lira olarak belirlendi. Bu tutar, yalnızca içki tüketimi ile değil, sarhoşluk nedeniyle başkalarının huzurunu bozacak davranışın tespitiyle bağlantılı uygulanabiliyor.

Uygulama genelge üzerinden sürerse, benzer drone uyarılarının başka sahil ve park alanlarında görülmesi beklenebilir; bu durum kolluk pratiğini idari yargı kararlarına daha bağımlı hale getirir. Mahkeme veya idare kanuni sınırı daha dar yorumlarsa, denetimlerin sarhoşluk ve kamu düzeni ihlali tespitine odaklanması gerekir.

More stories