Kathimerini Ankara'nın Doğu Akdeniz hamlesini yazdı: Türkiye Meis adasını izole etmek istiyor
Türkiye, Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı’nı ilan etti. Yunanistan ise kararın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak tepki gösterdi.
Atlas Newsdesk ·
Türkiye, Deniz Milli Parkı kararıyla Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş açıklarında iki koruma alanı oluşturdu. Atina, sınır etkilerini izliyor.
Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı, iki deniz alanına milli park statüsü verdi. Karar, Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları üzerindeki diplomatik gerilimin zaten yüksek olduğu bir döneme geldi.
İki parkın deniz hattı
Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı, Muğla ve Antalya kıyılarının açığındaki deniz alanını kapsıyor. Kuzey Ege Deniz Milli Parkı ise Çanakkale ve Gökçeada açıklarında tanımlanan bölge üzerinden şekilleniyor.
Yunan yetkililer, kararın Türk kara sularının ötesindeki bazı alanlara ve Atina’nın kıta sahanlığı kapsamında gördüğü bölgelere uzandığını savunuyor. Bu değerlendirme, Ankara’nın koruma alanı ilanını yalnızca çevre yönetimi başlığı altında görmeyen Yunan diplomatik çevrelerinin temel itirazını oluşturuyor.
Türkiye açısından karar, deniz ekosistemlerinin korunması için idari statü verilmesi anlamına geliyor. Yunanistan tarafında ise aynı karar, Ege ve Doğu Akdeniz’de yetki alanı iddialarının sahadaki uygulamalarla desteklenmesi ihtimali üzerinden okunuyor.
Atina Ekim takvimine bakıyor
Atina’da kararın kısa vadeli iç siyaset hesabı mı, yoksa daha uzun soluklu bir deniz stratejisinin parçası mı olduğu tartışılıyor. Yunan kaynakları, Türkiye’nin hamlesini Güney Kiklader ve İyon Denizi’nde ilan edilen Yunan deniz parkları, deniz planlaması, Yunanistan-Kıbrıs elektrik kablosu anlaşması ve Libya ile yürütülen temaslarla birlikte değerlendiriyor.
Yunan diplomatik çevrelerine göre Kuzey Ege’deki park, adaların deniz yetki alanı üretme kapasitesine ilişkin eski anlaşmazlığı yeniden öne çıkarıyor. Bu okumaya göre Ankara, sınırlandırmada anakara kıyılarının esas alınması gerektiği yönündeki tezlerini idari kararlar üzerinden canlı tutuyor.
Doğu Akdeniz’deki tartışma ise Meis çevresinde yoğunlaşıyor. Yunan tarafı, Fethiye-Kaş hattındaki parkın Meis’in deniz yetki alanlarına etkisini mevcut 6 millik kara sularıyla sınırlama yaklaşımına hizmet edebileceğini savunuyor; ada Türkiye kıyısına yaklaşık 1,5 kilometre mesafede bulunuyor.
Seyrüsefer ve balıkçılık testi
Kısa vadeli ana soru, yeni statünün seyrüsefer, balıkçılık ve diğer deniz faaliyetleri üzerinde ek izin ya da kısıtlama doğurup doğurmayacağı. Eğer uygulama yalnızca çevre koruma kurallarıyla sınırlı kalırsa, anlaşmazlık diplomatik notalar ve teknik itirazlar düzeyinde yönetilebilir.
Eğer park sınırları içinde fiili denetim, ruhsat ya da faaliyet kısıtlamaları genişlerse, konu çevre politikasından deniz yetki alanı uygulamasına kayabilir. Bu senaryoda küresel ölçekte etki doğrudan piyasa fiyatlarından çok Doğu Akdeniz’de enerji, kablo ve deniz taşımacılığı projelerinin politik risk algısı üzerinden hissedilir.
Ankara için düşük gerilimli senaryo, deniz parklarını çevre koruma dosyası olarak tutup hukuki pozisyonunu kayda geçirme olanağı sağlar. Daha sert senaryoda ise karar, Yunanistan ve Türkiye arasında uluslararası platformlara taşınabilecek yeni bir itiraz dosyasına dönüşebilir.
Atina’nın ayrıca Ekim ayında TBMM gündemine gelmesi beklenen Mavi Vatan bağlantılı düzenlemelere odaklandığı belirtiliyor. Bu düzenlemeler kapsam genişletirse, deniz parkı kararı tekil bir çevre adımı olmaktan çıkarak Ege ve Doğu Akdeniz’de daha geniş bir hukuk ve uygulama tartışmasının parçası haline gelebilir.