İran'dan ABD'ye: Kıyamet savaşına da diplomasiye de hazırız
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD’ye ilettikleri teklif için, "Çok makul bir plan. Sebepsiz yere reddederlerse, bu onların hatası olur" dedi. Arakçi, "Kıya…
Atlas Newsdesk ·

İran anlaşma planı, Tahran’ın 7 şartlık teklifini ABD Başkanı Trump’ın ret açıklaması sonrası diplomasi ve yaptırım gündemine taşıdı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’de verdiği mülakatta arabulucular üzerinden Washington’a iletilen paketi "çok makul" diye niteledi. Arakçi, Başkan Trump’ın teklifi kabul etmediğini duyduklarını, ancak Tahran’a henüz resmî bir yanıt ulaşmadığını söyledi.
Trump’ın ret açıklaması
Arakçi’nin açıklamaları, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında yürütülen temasların ardından geldi. İran heyeti, Katar’ın arabuluculuğunda ABD tarafına 7 şart iletti; Trump ise İran’ın şartlarını kabul etmediklerini açıkladı.
Arakçi, Tahran’ın dondurulduğunu söylediği para ve varlıkların serbest bırakılmasını, ayrıca İran petrolünün satılabilmesini istediğini belirtti. Bakan, ABD’nin bunları önceki anlaşmalarda taahhüt ettiğini savundu; bu açıklamaya ilişkin ABD tarafının ayrıntılı gerekçesi aktarılmadı.
Arakçi’nin iki hatlı mesajı
Arakçi, bir yandan müzakere kapısını açık tuttu, diğer yandan yeni bir çatışmaya hazır olduklarını söyledi. "Savaşın yeniden başlamasına da tamamen hazırız" ifadesini kullanan bakan, kararın Başkan Trump’a ait olduğunu belirtti.
Bakan, ABD’nin yürüttüğünü söylediği savaşın "sekiz ay" sürdüğünü ve Washington’ın sonucu iki-üç gün içinde almayı umduğunu ileri sürdü. Bu anlatım Tahran’ın pozisyonunu yansıtıyor; ABD’nin askerî ve diplomatik gerekçelerine ilişkin karşı açıklama verilen bilgiler içinde yer almıyor.
Arakçi, müzakereler sürerken İran’a geçmişte saldırılar düzenlendiğini savundu ve buna rağmen diplomasiye dönmeyi denediklerini söyledi. Bakanın bu çerçevesi, Tahran’ın aynı anda hem caydırıcılık hem de müzakere mesajı vermek istediğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı şartı
Teklifin en hassas başlıklarından biri Hürmüz Boğazı’nın açılması olarak sunuldu. Bu geçidin petrol ticareti ve deniz taşımacılığı açısından izlenmesi, dosyayı yalnızca ikili müzakere olmaktan çıkarıp enerji piyasalarının takip ettiği bir konu haline getiriyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu temasları sonrasında ülkesine dönerken Arakçi’nin ABD’de 30 Eylül’e kadar kalması kararlaştırıldı. Bu takvim, Tahran açısından resmî yanıt bekleme süresini uzattı.
Yaptırım dosyası pazarlıkta
Varlıkların serbest bırakılması ve petrol satışına izin verilmesi talepleri, anlaşma planının yaptırım boyutunu öne çıkarıyor. Eğer Washington bu koşulları reddederse, görüşmeler güvenlik başlıklarından yaptırımların kapsamına ve uygulama takvimine kayabilir.
Eğer taraflar arabulucular üzerinden yazılı bir yanıt üzerinde çalışırsa, ilk etki küresel petrol beklentilerinde risk priminin azalması yönünde olabilir. İran açısından mekanizma daha basit: petrol satış kanalı açılırsa bütçe gelirleri ve döviz erişimi rahatlayabilir; deniz taşımacılığı sektörü için Hürmüz trafiği ana gösterge olur.
Tersi senaryoda, resmî ret ve yeni saldırı söylemi birlikte ilerlerse diplomasi aralığı daralır. Bu durumda küresel ölçekte enerji sigortası ve taşıma maliyetleri izlenecek; İran için yaptırım baskısı, sektör için de rota ve teslimat riskleri daha görünür hale gelir.
30 Eylül’e kadar temas
Kısa vadede belirleyici unsur, ABD’nin 7 maddelik plana yazılı ve gerekçeli yanıt verip vermeyeceği. Arakçi’nin ABD’de kalacağı süre, Katar kanalının işletilip işletilmeyeceğini ve Hürmüz başlığının müzakere metninde nasıl tutulacağını gösterecek.
Açık kalan ana soru, tarafların aynı paketi güvenlik, yaptırım ve enerji geçişi başlıklarına ayırıp ayırmayacağı. Ayrıştırma olursa sınırlı uzlaşma alanı doğabilir; tek paket ısrarı sürerse ret açıklaması masadaki diğer başlıkları da kilitleyebilir.