Yeni bir teori, Stephen Hawking'in buharlaşma teorisinin sadece kara deliklere değil, tüm gök cisimlerine uygulanabileceğini öne sürüyor.
Bu model, evrenin ömrünü önemli ölçüde kısaltarak son gök cisimlerinin yaklaşık 10⁷⁸ yıl içinde yok olacağını öngörüyor.
Sonuçlar insanlık için pratik bir anlam taşımasa da, evrenin nihai kaderine ilişkin temel bilimsel anlayışımızı değiştirme potansiyeline sahip.

Atlas AI
Hollanda’daki Radboud Üniversitesi’nden bir ekip, evrenin “tam karanlık ve boş” hale gelmesine giden zaman çizelgesini yeniden hesapladı. Journal of Cosmology and Astroparticle Physics’te yayımlanan çalışma, daha önce literatürde sık kullanılan 10^1100 yıl ölçeği yerine, yaklaşık 10^78 yıl içinde evrendeki son büyük cisimlerin de ortadan kalkabileceğini öne sürüyor.
Araştırma, Stephen Hawking’in 1975’te ortaya koyduğu Hawking radyasyonu fikrini genişletiyor. Hawking, kara deliklerin olay ufku yakınında kuantum etkiler nedeniyle parçacık yayarak kütle kaybedeceğini ve çok uzun zaman ölçeklerinde “buharlaşacağını” hesaplamıştı. Radboud ekibi ise benzer bir mekanizmanın yalnızca kara deliklerle sınırlı olmayabileceğini, kütleçekim alanı olan diğer gök cisimlerinde de çok zayıf bir “buharlaşma” etkisi doğurabileceğini savunuyor.
Çalışmayı Heino Falcke, Michael Wondrak ve Walter van Suijlekom yürüttü. Ekip, farklı yoğunluklara sahip 10 gök cismini modelleyerek buharlaşma sürelerini karşılaştırdı. Bu yaklaşım, evrenin çok uzak geleceğinde hangi tür cisimlerin en uzun süre “dayanacağı” sorusuna odaklanıyor.
Sonuçların merkezinde beyaz cüceler yer alıyor. Güneş benzeri yıldızlar yakıtlarını tükettiğinde dış katmanlarını atıyor ve geride yoğun bir çekirdek bırakıyor; bu çekirdek beyaz cüce olarak soğuyup sönüyor. Araştırmaya göre Samanyolu’ndaki yıldızların yaklaşık %97’si sonunda beyaz cüceye dönüşüyor ve bu nedenle evrenin geç dönem envanterinde beyaz cüceler belirleyici bir rol oynuyor.
Ekip, beyaz cücelerin Hawking benzeri bir süreçle tamamen buharlaşmasının yaklaşık 10^78 yıl sürebileceğini hesapladı. Bu süre, evrenin bugünkü yaşı olan yaklaşık 13,8 milyar yıl (yaklaşık 10^10 yıl) ile kıyaslandığında hâlâ erişilemez ölçekte uzun. Ancak önceki 10^1100 yıl tahminine göre trilyonlarca kat daha kısa bir zaman ölçeğine işaret ediyor ve “evrenin sonu” tartışmalarında kullanılan referans takvimini değiştiriyor.
Çalışma, kozmolojide uzun vadeli evrim senaryolarını etkileyen iki temel alanı birleştiriyor: genel görelilikle tanımlanan kütleçekim ve parçacık fiziğinin kuantum alan yaklaşımı. Bu tür hesaplar doğrudan gözlemsel doğrulama üretmese de, kara delik buharlaşması, yıldız kalıntılarının kaderi ve evrenin ısı ölümü gibi başlıklarda kullanılan varsayımların tutarlılığını test eden teorik bir çerçeve sunuyor.
Bulgular, evrenin nihai kaderine dair modellerde “en uzun yaşayan cisim” varsayımının yeniden ele alınmasına yol açabilir.
Ülke Etkisi: Çalışma, Hollanda’nın temel bilimlerde görünürlüğünü ve üniversite araştırmalarının uluslararası atıf potansiyelini artırabilir. Kamu fonlaması ve araştırma öncelikleri tartışmalarında teorik fizik ve kozmoloji başlıklarına ilgi yaratabilir.
Sektör Etkisi: Doğrudan ticari uygulama sınırlı olsa da, kuantum alan teorisi ve kütleçekim kesişimindeki yöntemler yüksek performanslı hesaplama, modelleme ve veri analitiği yetkinliklerini öne çıkarabilir. Uzay bilimi ekosisteminde akademi-sanayi işbirliği gündemini dolaylı olarak etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Kısa vadede piyasalara doğrudan bir aktarım kanalı sınırlı görünüyor. Ancak bilim politikası, araştırma bütçeleri ve ileri teknoloji yatırımlarına dair beklentiler üzerinden uzun vadeli fon akışlarını ve ilgili sektör hisselerinde tematik ilgi kanallarını etkileyebilir.


