Erdoğan Bloomberg'e yazdı: İkinci “5’ten büyüktür” çıkışı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg için yazdığı makalede BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkının ve daimi üyeliklerin kaldırılmasını istedi.
Atlas Newsdesk ·

BM reformu çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta veto yetkisinin kaldırılmasını isterken ABD ile savunma işbirliği aradı.
Erdoğan, BM’nin 81. Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta hem küresel karar alma yapısına hem de Türkiye-ABD ilişkilerine ilişkin mesajlar verdi. Güvenlik Konseyi’nin mevcut düzeninin İkinci Dünya Savaşı sonrasının güç dağılımını yansıttığını söyledi.
Veto yetkisi tartışmanın merkezinde
Erdoğan’a göre BM Güvenlik Konseyi reformu, yalnızca yeni üyeler eklenerek tamamlanamaz. Cumhurbaşkanı, karar alma gücünü sınırlı sayıda devletin elinde tutan veto yetkisinin kaldırılmasını anlamlı değişimin başlangıç noktası olarak tanımladı.
Erdoğan, hiçbir devletin uluslararası toplumun çoğunluğunun iradesini kalıcı biçimde bloke edememesi gerektiğini belirtti. Bu çerçevede Genel Kurul içinde daha geniş bir koalisyon kurulmasını önerdi.
Önerdiği modelde daimi üyeliklerin yerini, Genel Kurul tarafından belirli sürelerle seçilen dönüşümlü üyelikler alıyor. Yeniden görev isteyen ülkelerin ise üyelerin çoğunluğunun güvenini tekrar kazanması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, savaşlar, enerji krizleri, salgınlar, tedarik zinciri kırılmaları ve bölgesel çatışmaların küresel sistemde daha geniş temsil ihtiyacını artırdığını savundu. Asya’nın ekonomik ağırlığı, Afrika’nın temsil talebi ve gelişmekte olan ülkelerin finansmana erişimi bu çerçevede öne çıkardığı başlıklar arasında yer aldı.
Savunma ihracatı 10 milyar doları aştı
Erdoğan, New York’ta düzenlenen Türkiye-ABD ilişkileri etkinliğinde savunma sanayisini iki ülke ortaklığının güçlü alanlarından biri olarak niteledi. İlişkilerin hem ikili düzeyde hem de NATO içinde geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin savunma ihracatının 20 yıl önce yıllık 248 milyon dolar olduğunu, bugün ise 10 milyar doları aştığını belirtti. Türkiye’nin küresel savunma malzemeleri ihracatındaki payının beş yıl öncesine göre yüzde 120’nin üzerinde arttığını ifade etti.
Erdoğan, Türk savunma şirketlerinin ABD’de yatırım yapabilecek kapasiteye ulaştığını söyledi. Ortak üretim dahil daha geniş savunma işbirliğinin iki tarafın çıkarına olacağını belirtti.
Enerji başlığı da konuşmada ayrı bir yer tuttu. Erdoğan, nükleer enerji ve sıvılaştırılmış doğal gaz dahil olmak üzere enerji, sivil havacılık ve yüksek teknoloji alanlarında ABD ile işbirliğini ilerletmeye hazır olduklarını söyledi.
100 milyar dolarlık ticaret eşiği
Erdoğan, Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin son 10 yılda ikiye katlandığını aktardı. 2025’te 38 milyar doları aşan ikili ticaretin bu yılın ilk sekiz ayında 28 milyar dolara ulaştığını, yıl sonunda 40 milyar dolara çıkmasının beklendiğini söyledi.
ABD Başkanı Trump ile belirlenen 100 milyar dolarlık ticaret hedefini gerçekçi bulduğunu belirten Erdoğan, bu düzeye ulaşmak için daha fazla çaba gerektiğini ifade etti. Siyasi ilişkiler ile ekonomik bağların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, milli gelirin 236 milyar dolardan 1,8 trilyon dolara çıktığını söyledi. Kişi başına gelirin 2026 sonunda 20.000 doları aşmasını beklediklerini belirtti.
Doğrudan yabancı yatırımların son 24 yılda 300 milyar dolara yaklaştığını söyleyen Erdoğan, nisan ayında açıklanan teşvik programını yatırımcılar için ana araç olarak sundu. Yatırım yapanlar için Kurumlar Vergisi’nin yüzde 25’ten %12,5’e indirildiğini aktardı.
Erdoğan, 2023 depremlerinin ardından 455.000’den fazla konutun tamamlanarak depremzedelere teslim edildiğini de söyledi. Bu süreci Türkiye ekonomisinin büyük şoklar karşısındaki dayanıklılığına örnek gösterdi.
Sürecin seyri üç hatta bağlı görünüyor: BM’de veto karşıtı koalisyonun genişleyip genişlememesi, ABD ile savunma kısıtlarının aşılıp aşılamaması ve ticaret hedefinin yatırım akışlarıyla desteklenip desteklenmemesi. İlk hatta ilerleme küresel yönetişim tartışmasını büyütebilir; ikinci ve üçüncü hatlarda somut adım ise Türkiye’nin savunma sektörü ile enerji ve teknoloji yatırımları için yeni alan açabilir.