Çıtayı yükseltti değil ‘’ne yaptı’’ diye sorgula

Erdoğan'ı "dünya lideri" ilan eden YouTube gazetecilerine açık mektup

Serdar Cebe ·

Çıtayı yükseltti değil ‘’ne yaptı’’ diye sorgula

Serdar Cebe

Erdoğan, 22 Eylül 2026'da BM kürsüsüne çıktı. İsrail'e bağırdı. Gazze'yi "dünyanın en büyük çocuk kabristanı" diye nitelendirdi. "Dünya beşten büyüktür" dedi. BM Güvenlik Konseyi'nin veto mekanizmasına çattı. Netanyahu ile kozunu paylaştı. İsrail heyeti salonu terk etti.

Ve muhalif YouTube gazetecileri coştu.

"Çıtayı çok yukarıya koydu."

"Dünya lideri."

"Sonunda birileri dürüstçe konuştu."

Peki size bir sorum var: Geçen yıl neredeydiniz?

Yıllık Ritüel

2024'te de aynı kürsüye çıktı. Aynı şeyleri söyledi. 2023'te de. 2022'de, 2021'de. Gazze vurulmadan önce Filistin, her BM konuşmasında vardı. Filistin'den önce Doğu Türkistan vardı. Müslüman coğrafyanın hangi köşesi yanıyorsa, Erdoğan o kürsüde en yüksek sesi çıkarandı.

Bu konuşmalar her yıl yazılır, her yıl sahnelenir, her yıl alkışlanır ve her yıl unutulur.

Ama bu sefer gazeteciler "çıtayı yükseltti" dedi. Demek ki çıta, geçen yılki aynı konuşmada aynı yerdeydi. Sadece siz fark etmediniz.

Ya da fark etmek istediniz. Çünkü bu sefer Netflix izler gibi canlı takip ettiniz.

Söylemle Eylem Arasındaki Uçurum

Şimdi gelin biraz hesap soralım.

Erdoğan 2024'te İsrail ile tüm ticareti resmen kestiğini ilan etti. Büyük alkış. Muhalefet bile takdir etti. Ama ardından ne geldi? TÜİK verilerindeki "gizli ülke" kalemi büyüdü. İsrail merkezi istatistik bürosu Türkiye menşeli ürünleri kaydetmeye devam etti. Muhalefet milletvekilleri Meclis'e soru önergeleri verdi. Hükümet "yalan ve algı operasyonu" dedi, veri portallarını kapattı.

BM kürsüsünde "soykırımcı zihniyet" diyen ağız, ticaret verilerini kapatacak kadar şeffaf değil.

"Dünya beşten büyüktür" diyen Erdoğan, dünyaya açık bir veri tabanından kaçıyor.

"Dünya Beşten Büyüktür" — 2006'dan Bu Yana

Bu slogan yeni değil. Erdoğan bu lafı onlarca kez söyledi. BM'de söyledi, Davos'ta söyledi, Münih'te söyledi, Astana'da söyledi. 20 yılı aşkın süredir söylüyor.

Peki BM Güvenlik Konseyi reformunda Türkiye'nin somut adımı ne oldu? Hangi taslak metin hazırlandı? Hangi ülkelerle resmi ittifak kuruldu? Bu sloganın arkasında ne var?

Cevap: Bir sonraki konuşmada yeniden duyulacak bir slogan.

"Dünya beşten büyüktür" artık bir dış politika vizyonu değil, markanın tagline'ı. Kısa, akılda kalıcı, tatmin edici. Ve tamamen boş.

Asıl Soru: "Dünya Liderliği" Nedir?

Eğer bir lider BM kürsüsünde güzel konuşuyorsa dünya lideriyse, dünyada binlerce dünya lideri var demektir.

Gerçek liderlik başka yerde ölçülür.

Gazze'yi "çocuk kabristanı" olarak tanımlayan bir ülke, o Gazze'ye somut ne yaptı? Erdoğan, Hamas liderleriyle İstanbul ve Ankara'da defalarca bir araya geldi. Bu görüşmelerin çıktısı ne oldu? Hangi ateşkes sağlandı? Hangi insani koridor açıldı? Hangi bağlayıcı uluslararası adım atıldı?

Söylem rekoru kırıldı. Eylem yoktu.

Gazeteci mi, Seyirci mi?

İşte esas mesele burası.

Muhalif YouTube gazetecilerinin işi, hükümetin söylemini alkışlamak değil, söylemle eylemi karşılaştırmak. "Ne güzel konuştu" değil, "ne yaptı?" sorusunu sormak. "Çıtayı yükseltti" değil, "o çıtanın altında ne var?" diye bakmak.

Bir konuşmayı içeriği itibarıyla değerlendirmek ile o konuşmanın bir politika örüntüsü içindeki gerçek anlamını çözümlemek arasında büyük fark vardır.

Erdoğan, BM kürsüsünde Gazze'yi savunurken; Türkiye 180 ülke arasında basın özgürlüğünde 163. sıradadır. 48 gazeteci cezaevindedir. Muhalefet belediye başkanları görevden alınır. Sokak protestoları yasaklanır. Bağımsız medyaya reklam yasağı uygulanır.

Dışarıda "mazlumların sesi" olan, içeride kimin sesini kesiyor?

Bu soruyu soran gazeteci, "çıtayı yükseltti" diyemez. Ya da ‘’Tom Barrack Türkiye’nin şansı’’ diyemez.

Performans Ekonomisi

Erdoğan'ın BM konuşmaları mükemmel birer siyasi üründür. Hedef kitlesi bellidir: Hem dini-muhafazakar tabanı memnun eder, hem milliyetçi damarı okşar, hem de kendini muhalif sanan ama "devlet adamlığına" saygı duyan orta sınıfı yakalar.

Ve işe yarıyor. Her yıl işe yarıyor.

Çünkü biz her yıl bu sahnelemeyi izleyip "bu sefer farklıydı" diyoruz. Aynı senaryo, aynı konuşmacı, aynı sahne. Ama seyirciler her seferinde ilk kez izliyormuş gibi aynı coşkuyla alkışlıyor.

Buna "Groundhog Day siyaseti" denir. Her sabah aynı günü yaşamak, ama hiç fark etmemek.

Son Not

Yanlış anlaşılmasın: Bir konuşmanın içeriğini doğru bulmak ile o konuşmayı "liderlik kanıtı" saymak arasındaki farkı görmek gerekiyor.

Evet, Gazze'yi dünyaya bağırmak gerekir.

Evet, BM'nin yapısı çürümüştür.

Evet, Netanyahu'ya "antisemitizm" suçlaması yapıştırmak kolaydır.

Ama bunların hepsini her yıl, aynı kürsüde, aynı sertlikte, sıfır somut sonuçla yapmak; bu bir vizyon değil, bir alışkanlıktır.

Bir gazetecinin görevi o alışkanlığı alkışlamak değil, teşhis etmektir.

More stories

Son haberler