Şimşek politikaları Yeni Şafak eleştirisiyle gündemde
Şimşek politikaları, Yeni Şafak’ın 2026 enflasyon hedefi ve faiz artışlarının etkisine dair eleştirileriyle yeniden tartışma konusu oldu.
Cuneyd Erdogan ·

İktidara yakın Yeni Şafak gazetesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Haziran 2023’ten bu yana yürüttüğü ekonomi programını hedef alan bir analiz yayımladı. Gazete, 2026 için açıklanan yüzde 8,5 enflasyon hedefini gerçekçi bulmadı ve enflasyonun yüzde 29 civarında oluşacağını ileri sürdü. Metinde eleştiriler Şimşek’in politika setine yöneldi; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a doğrudan bir eleştiri yer almadı.
Yeni Şafak, Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan hedeflerle gerçekleşmeler arasındaki farkın büyüdüğünü savundu. Analize göre politika faizi yüzde 8,5’ten yüzde 50’ye çıkmasına rağmen enflasyon beklenen hızda gerilemedi. Gazete, yüksek faiz ortamının üretim, yatırım ve ihracat üzerinde baskı kurduğunu ve reel sektörde finansman maliyetlerini artırdığını öne sürdü.
Gazetenin paylaştığı gerçekleşme verileri, dezenflasyon sürecinin hızına dair tartışmayı besliyor. Analizde 2023’te TÜFE’nin yüzde 64,77 olduğu, 2024 sonunda yüzde 44,38’e indiği ve 2025’te yüzde 30,89 seviyesine gerilediği belirtildi. 2026 için piyasa beklentisinin yüzde 25-30 bandında olduğu bilgisi de yer aldı; bu çerçevede yüzde 8,5 hedefinin programın inandırıcılığı açısından tartışma yarattığı vurgulandı.
Yeni Şafak, sıkı para politikasının dış dengeye etkisini de cari açık üzerinden değerlendirdi. Analize göre cari açık 2023’te 45,4 milyar dolar iken 2024’te 10 milyar dolara geriledi, 2025’te yeniden 25,2 milyar dolara çıktı. 2026’nın ilk üç ayında cari açığın 20 milyar dolara ulaştığı ve bunun “rekor” olarak nitelendirildiği aktarıldı.
Kur gelişmeleri de eleştirinin bir parçası oldu. Gazete, Türk lirasının son üç yılda dolar karşısında 20 TL’den 45 TL’ye, euro karşısında 21,5 TL’den 52,75 TL’ye yükselen kurlarla değer kaybettiğini yazdı. Bu tabloyu, enflasyonla mücadele ve finansal istikrar hedefleriyle birlikte okudu.
Analizde reel sektöre dönük riskler özellikle konkordato ve kapanma iddialarıyla öne çıktı. Gazete, yüksek faiz ve finansmana erişim koşullarının şirket bilançolarını zorladığını, çok sayıda firmanın konkordato ilan ettiğini veya faaliyetini sonlandırdığını belirtti. Bu tür iddialar, programın büyüme-kompozisyonu, kredi kanalı ve istihdam üzerindeki etkilerine dair siyasi ve kurumsal tartışmayı artırabilecek bir çerçeve sunuyor.
Bu çıkış, ekonomi yönetiminin hedef seti, iletişim stratejisi ve OVP’nin çıpa işlevi açısından yakından izleniyor. İktidara yakın bir yayın organının, hedeflerin gerçekçiliği ve faiz politikasının maliyeti üzerinden eleştiri üretmesi, politika koordinasyonu ve kamuoyu beklentileri açısından yeni bir tartışma alanı açtı.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: İktidara yakın bir gazetenin hedef ve araç setini eleştirmesi, ekonomi programının siyasi sahiplenmesi ve beklenti yönetimini etkileyebilir. OVP hedefleri ile gerçekleşmeler arasındaki fark tartışması, kurumların kredibilitesi ve politika iletişimi üzerinden gündeme taşınabilir.
Sektör Etkisi: Yüksek faiz ve kredi koşulları tartışması, özellikle borçluluğu yüksek şirketlerde yeniden yapılandırma ve konkordato süreçlerine dair algıyı etkileyebilir. Üretim, yatırım ve ihracat kanallarında finansman maliyeti üzerinden sektörler arası ayrışma görülebilir.
Piyasa Etkisi: Hedeflerin gerçekçiliğine dair kamuoyu tartışması, enflasyon beklentileri ve risk primi kanalıyla TL varlık fiyatlamasını etkileyebilir. Kur ve cari açık verileri, dış finansman ihtiyacı ve faiz patikası beklentileri üzerinden tahvil ve döviz piyasalarına yansıyabilir.