Yemen Şafağı Operasyonu: Babülmendep Boğazı Husilerden Geri Alındı
Yemen ordusu, Husilere karşı başlatılan Yemen Şafağı operasyonu kapsamında Babülmendep'in yeniden ele geçirildiğini duyurdu.
Atlas Newsdesk ·

Babülmendep, Yemen ordusunun "Yemen Şafağı" operasyonunda kontrol iddiasıyla Kızıldeniz ticareti için yeniden kritik bir cepheye dönüştü.
Babülmendep iddiası cepheyi büyüttü
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Albay Macid Abdullah en-Nezili, sosyal medya açıklamasında operasyonun Husilerin askeri kapasitesini hedef aldığını bildirdi. Nezili'ye göre hükümet güçleri, Amalika Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleriyle birlikte Babülmendep çevresinde kuşatma manevrası yaptı.
Sözcü, hükümet birliklerinin Taiz'deki Zubab Havalimanı'nın kontrolünü de aldığını ve Zubab ile Muha arasındaki yolu kestiğini söyledi. Aynı açıklamada güzergah üzerinde ateş kontrolü sağlandığı, Zubab bölgesinde yüzlerce Husi unsurunun kuşatma altında kaldığı öne sürüldü.
Nezili, kuşatma altındaki Husi unsurlarına güvenlik güçlerine teslim olma çağrısı yapıldığını belirtti. Bazı Husi milislerinin teknelerle deniz yolundan uzaklaştığı iddiası da aynı açıklamada yer aldı; bu iddia bağımsız bir ikinci kaynakla doğrulanmadı.
Koalisyondan 100 uçak desteği
Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu, Yemen ordusunun başlattığı harekata 100 savaş uçağıyla destek verdiğini açıkladı. Koalisyon, şu ana kadar 324 hedefin imha edildiğini bildirdi; hedeflerin niteliğine ilişkin ayrıntı açıklamada yer almadı.
Husilere yakın kaynaklar ise hükümet güçlerinin Babülmendep'in kontrolünü ele geçirdiği açıklamasını doğrulamadı. Bu kaynaklar bölgenin Husilerin kontrolünde olduğunu savundu; batı Yemen'de tarafların çelişen kontrol iddiaları sürerken çatışmaların devam ettiği bildiriliyor.
Kontrol iddialarının sahada bağımsız biçimde teyit edilmemesi, operasyonun askeri sonucunu ve ticari geçişler üzerindeki etkisini belirsiz bırakıyor. Babülmendep gibi dar geçitlerde güvenlik algısı, fiili kapanma olmadan da rota ve sigorta kararlarını etkileyebiliyor.
8,1 milyon varillik geçiş
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayarak Süveyş Kanalı rotasının güney kapısını oluşturuyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre boğazdan geçen petrol ve petrol ürünleri 2026'nın ikinci çeyreğinde günlük ortalama 8,1 milyon varile ulaştı.
Bu seviye, 2025'in aynı dönemindeki yaklaşık 4,5 milyon varile kıyasla neredeyse iki katına çıktı. Aynı veri çerçevesinde artış, Hürmüz Boğazı'ndaki kesintiler sonrasında bazı enerji akışlarının Kızıldeniz güzergahına yönelmesiyle ilişkilendirildi.
Boğaz yalnızca enerji taşımacılığı açısından kritik değil. Süveyş hattında güvenlik sorunu büyürse konteyner ve dökme yük gemileri Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'na yönelmek zorunda kalabilir; bu rota değişimi sefer süresini, yakıt tüketimini ve navlun maliyetlerini artırır.
Eylül ortasında derlenen gemi takip verileri, Babülmendep'ten günlük yaklaşık 21-24 ticari geminin geçtiğini gösterdi. Bu ölçek, boğazdaki askeri hareketliliğin yerel bir çatışmadan daha geniş bir tedarik zinciri meselesine dönüşebilmesinin ana nedeni.
Taiz hattında üç olası yön
Operasyon hükümet güçlerinin iddia ettiği hatta tutunursa, Yemen hükümeti Babülmendep çevresinde daha güçlü bir pazarlık konumu elde edebilir. Küresel ölçekte bu yol, Kızıldeniz geçiş risk primini azaltabilir; deniz taşımacılığı sektörü için mekanizma daha kısa Süveyş rotasının korunması olur.
Husilerin kontrol iddiası sahada üstün çıkarsa, Babülmendep çevresindeki güvenlik sorunu aynı kalabilir veya genişleyebilir. Böyle bir hatta Yemen hükümeti için askeri kazanım sınırlı kalır; küresel ticarette ise sigorta, yakıt ve gecikme maliyetleri yeniden fiyatlanır.
Üçüncü olasılık, çatışmanın Zubab-Muha hattında kilitlenmesi. Bu durumda makro etki doğrudan petrol arzından çok risk primi ve navlun kanalıyla hissedilir; Yemen tarafları için sonuç, sahadaki kontrol iddialarının siyasi müzakerelere taşınıp taşınmamasına bağlı olur.
En açık soru, Babülmendep ve Zubab Havalimanı üzerindeki kontrolün sahada kalıcı biçimde kimin elinde olduğu. Bir diğer soru, 100 uçaklık hava desteğinin kara ilerleyişini hızlandırıp hızlandırmayacağı ve Husi güçlerinin deniz kıyısındaki hareket alanını ne ölçüde daraltacağı.