ABD'de Anaokulu Aşı Oranları Düşerken Muafiyetler Rekor Kırdı
ABD'de anaokulu MMR aşı oranları %92,4'e gerilerken, tıbbi olmayan muafiyetler %4,2 ile rekor kırdı.
Lauren Collins ·

Aşı Kapsamında Gerileme ve Artan Muafiyetler
Amerika Birleşik Devletleri'nde anaokulu seviyesindeki çocukların kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşılanma oranları, son eğitim döneminde yüzde 92,4 seviyesine geriledi. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından paylaşılan veriler, bir önceki yıla göre 0,1 puanlık bir düşüşe işaret ediyor. Bu durum, tıbbi olmayan aşı muafiyetlerinin yüzde 4,2 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti.
Geçtiğimiz yıla kıyasla muafiyet oranlarında yüzde 17'lik bir artış gözlemlendi. Bu eğilim, yaklaşık 280 bin çocuğun MMR aşısı olmadan eğitim hayatına başladığını gösteriyor. Uzmanlar, bu muafiyetlerin belirli bölgelerde yoğunlaşmasının, yerel düzeyde salgın riskini artırabileceği konusunda uyarıyor.
Politika Değişiklikleri ve Uygulama Farklılıkları
Aşılanma oranlarındaki bu değişim, ebeveynlerin aşı yaptırmama tercihlerinin artması ve eyaletler arasındaki uygulama farklılıklarıyla ilişkilendiriliyor. ABD'de federal kurumlar tavsiye kararları alsa da, okul giriş şartlarını belirleme yetkisi eyalet yönetimlerinde bulunuyor. Bu durum, ülke genelinde standart bir aşı politikasının uygulanmasını zorlaştırıyor.
Başkan Trump tarafından 10 Ağustos'ta imzalanan bir idari emir, çocuklara rutin olarak uygulanan aşı sayısının azaltılmasını hedefliyor. Söz konusu düzenleme, zorunlu aşı sayısının 17'den 11'e düşürülmesini ve MMR aşısının üç ayrı doz halinde verilmesini öneriyor. Bu politika değişikliği, federal düzeydeki aşı stratejileri hakkında kamuoyunda tartışmalara yol açtı.
Toplum Sağlığı Üzerindeki Olası Etkiler
Aşı kapsamındaki düşüş, toplum bağışıklığı seviyesini tehdit ederek önlenebilir hastalıkların yayılma riskini artırıyor. Nitekim kızamık vakaları, 1991 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Sağlık yetkilileri, federal düzeydeki söylemlerin aşı güvenliği konusunda kafa karışıklığı yarattığını ve yerel sağlık birimlerinin çalışmalarını zorlaştırdığını belirtiyor.
Gelecek dönemde halk sağlığı sisteminin nasıl etkileneceği, eyaletlerin alacağı kararlara ve aşı tedarik zincirinin sürdürülebilirliğine bağlı olacak. Mevcut veriler, aşılanma oranlarındaki düşüşün devam etmesi halinde salgın sıklığının artabileceğine dair endişeleri destekliyor. Ancak bu durumun uzun vadeli sonuçları, yerel yönetimlerin izleyeceği stratejiler netleştiğinde daha belirgin hale gelecek.