Türk savunma ihracatı 11,2 milyar dolara çıktı

Türk savunma ihracatı 11,2 milyar dolara çıktı; 185 ülkeye satış, artan Ar-Ge ve proje hacmiyle tedarik ve uyum riskleri öne çıktı.

Cuneyd Erdogan ·

Türk savunma ihracatı 11,2 milyar dolara çıktı

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı, son 12 aylık kümülatif veriye göre 11,2 milyar dolara yükseldi. Dış satışlar 185 ülkeye yayıldı ve sektör daha geniş bir ürün portföyüyle düzenli ihracat geliri üretmeyi hedefleyen bir ölçeğe ulaştı. Bu artış, kamu alımlarıyla büyüyen yerli tedarik zincirinin artık daha fazla platform ve alt sistem üzerinden dış pazarlarda nakit akışı yaratmaya çalıştığını gösteriyor.

Ölçek büyümesi yalnızca nihai ürün teslimatlarıyla sınırlı kalmadı. Sektörde faaliyet gösteren firma sayısı 2002’de 56 iken 4.500’ün üzerine çıktı; eş zamanlı yürüyen proje sayısı 62’den 1.400’ün üzerine yükseldi. Proje hacmi 5,5 milyar dolardan 100 milyar doların üzerine taşındı ve kapsam kara, deniz, hava, uzay, elektronik harp ve siber güvenlik alanlarına yayıldı.

Ar-Ge harcamaları yıllık 49 milyon dolardan 3,5 milyar dolara çıktı. Doğrudan istihdam 100 bin kişinin üzerine ulaştı; çalışanların yaş ortalaması 34 olarak izleniyor. Bu tablo, üretim kapasitesiyle birlikte mühendislik ve yazılım kabiliyetinin de ekosistemin geneline yayıldığına, yan sanayi ve KOBİ’ler üzerinden hacmin büyüdüğüne işaret ediyor.

Gelir yapısı, ürün çeşitliliği ve teslimat takvimi

İhracat 2002’de 248 milyon dolar seviyesindeyken 11,2 milyar dolara ulaştı. 2026 Ocak-Temmuz döneminde 5,79 milyar dolarlık dış satım kaydedildi. Toplam yıllık ciro 20 milyar doların üzerine çıktı; bu yapı hem iç tedarik programlarının sürekliliğine hem de ihracat teslimat takvimine duyarlı bir nakit akışı düzeni oluşturuyor.

Sektör yaklaşık 230 farklı ürün tipinde gelir üretiyor. Zırhlı araçlar, insansız hava araçları, radar ve elektro-optik sistemler, mühimmat ve çeşitli alt bileşenler ihracat sepetinin ana kalemleri arasında yer alıyor. Ürün çeşitliliği, tek bir platforma bağımlılığı azaltırken lisans, bakım-onarım, eğitim ve modernizasyon gibi yan gelir kalemlerinin daha görünür hale gelmesine zemin hazırlıyor.

Program yoğunluğu, yönetişim ve uyum riskleri

Resmi koordinasyonla yürütülen sanayileşme programları, 2000’lerin başındaki hazır alım ve lisanslı montaj ağırlığından daha derin mühendislik ve yüksek teknolojili seri üretim modeline geçişi hızlandırdı. Odak alanları insansız sistemlerden 5. nesil savaş uçağı programlarına ve yerli deniz platformlarına kaydı; insanlı ve insansız hava, deniz ve kara projeleri paralel ilerliyor. Bu tempo, tedarik zinciri yönetimini ve kritik alt bileşen teminini operasyonel süreklilik açısından daha merkezi hale getiriyor.

Program yoğunluğu arttıkça sertifikasyon süreçleri, ihracat izinleri ve sözleşme yükümlülükleri yönetişim ve uyum başlıkları olarak öne çıkıyor. Jeopolitik gerilimlerdeki artış, talep kanalı üzerinden teslimat planlarını etkileyebilir; ihracat kontrolleri ve teknoloji transferi kısıtları ise uyum maliyetlerini yükseltebilir. Bu nedenle kapasite büyümesiyle birlikte teslimat süreleri, kalite standardizasyonu ve ihracat pazarlarındaki yükümlülük yönetimi, kurumsal risk izlemesinde temel göstergeler arasında yer alıyor.

Kurumsal bakış açısından sektörün büyümesi; ihracat gelirlerinin ülkelere, ürünlere ve sözleşme türlerine göre dağılımını, alacak tahsilat döngülerini ve tedarik zinciri bağımlılıklarını daha kritik hale getiriyor. Özellikle yüksek teknoloji alt bileşenleri, sertifikasyon takvimleri ve lisans/izin süreçleri, teslimat performansının belirleyicileri arasında bulunuyor. Sektördeki genişleme, kamu alımları ve ihracat teslimatlarının aynı döneme yığılması halinde kapasite planlaması, kalite güvence ve sözleşme yönetimi üzerinde ek baskı oluşturabilir.

More stories