Çin Avrupa otomotiv tedarik zincirinde etkisini artırıyor
Çinli şirketlerin Avrupa otomotiv sektöründeki etkisi, elektrikli araç ihracatını aşarak tedarik zincirinin kritik aşamalarına kadar yayılıyor.
Atlas Newsdesk ·

Çin’in Avrupa otomotiv sektöründeki ağırlığı yalnızca elektrikli otomobil ihracatıyla sınırlı değil. Çinli şirketler uzun yıllardır Avrupa’daki otomotiv yan sanayi firmalarını satın alarak veya bu şirketlere ortak olarak tedarik zincirinin daha alt ve kritik aşamalarında da etkinlik kazanıyor.
Financial Times’ın haberine göre danışmanlık şirketi Rhodium’un verileri, Çinli şirketlerin 2000’li yılların ortalarından bu yana Avrupa’da 130’dan fazla otomotiv parçası üreticisine yatırım yaptığını ortaya koyuyor.
Söz konusu satın alma ve yatırımlar, Avrupa otomotiv sektörünün merkezi konumundaki Almanya ve Fransa’da yoğunlaşıyor.
AB’de endişe: “10 yılın meydan okuması”
Avrupa Birliği yetkilileri ve otomotiv sektörü yöneticileri, Çinli şirketlerin kıtanın tedarik zincirindeki varlığının giderek artmasını yakından takip ediyor.
FT’ye konuşan bir AB yetkilisi, Çin kaynaklı rekabeti Avrupa otomotiv sektörü açısından “on yılın meydan okuması” olarak nitelendirdi.
Paris merkezli danışmanlık şirketi Do Well Do Good’un CEO’su Sébastien Frendo da yakın gelecekte dünyanın en büyük 10 otomotiv tedarikçisinden birkaçının Çinli şirketlerden oluşmasının şaşırtıcı olmayacağını belirtti.
Frendo, “Yakın gelecekte ilk 10 tedarikçinin iki veya üçünün Çinli olması şaşırtıcı olmaz” dedi.
130’dan fazla Avrupalı şirkete yatırım
Çin’in Avrupa otomotiv sektöründeki ilk büyük satın alma hamlesi, Pekin’in şirketleri küresel pazarlara açılmaya ve yabancı teknoloji edinmeye teşvik ettiği “go global” politikasıyla başladı. Rhodium verilerine göre Çinli şirketlerin Avrupa otomotiv sektörüne yönelik yatırımları 2010’ların ortalarında en yüksek seviyeye ulaştı.
Bu alandaki en dikkat çekici örneklerden biri, Geely’nin İsveçli otomobil üreticisi Volvo Cars’ı 1,8 milyar dolara satın alması oldu.
Ancak son dönemde Çin’in yurt dışındaki yatırımlara yönelik kısıtlamaları ile Avrupa’da ticaret ve yatırım engellerinin artması, satın almaların önemli bir bölümünün 100 milyon euronun altında kalmasına neden oldu.
Bu durum, işlemlerin büyük kısmının Avrupa’daki yatırım denetim mekanizmalarının dikkatini çekmeden tamamlanabilmesine imkan sağladı.
Gerçek Çinli sahipliği görünenden daha yüksek olabilir
Kurumsal istihbarat şirketi Sayari’nin CEO’su Farley Mesko, Çinli şirketlerin Avrupa’daki gerçek varlığının kamuoyunca bilinen seviyenin üzerinde olabileceğini söyledi.
Sayari tarafından Almanya’da tespit edilen Çin kontrolündeki otomotiv varlıklarının yaklaşık beşte dördünün, en az bir offshore şirket veya Alman ismi taşıyan yerel bir holding üzerinden kontrol edildiği belirtildi.
Bu yapı nedeniyle şirketlerin nihai sahipliğinin ilk bakışta kamuoyuna görünenden çok daha karmaşık olabildiği ifade edildi.
Çin’in Avrupa’daki dört ayaklı stratejisi
FT’ye konuşan AB yetkilisine göre Çinli otomotiv şirketleri Avrupa pazarında dört farklı yöntem üzerinden ilerliyor.
Bunlar; Çin’den Avrupa’ya ihracatı artırmak, yerel şirketlerden hisse satın almak, Avrupalı firmalarla ortak girişimler kurmak ve Avrupa ile yakın çevresinde doğrudan fabrika yatırımları gerçekleştirmek olarak sıralanıyor.
Bu son grupta AB ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Sırbistan ve Fas gibi ülkeler de yer alıyor.
AB’nin “yerli içerik” kuralı Çin’i yeni satın almalara itebilir
Brüksel’in Avrupa otomotiv sektörünü korumak amacıyla daha sıkı yerel içerik kuralları getirmeye hazırlanması ise farklı bir sonuç ortaya çıkarabilir.
Planlanan düzenlemelerle Avrupa’da satışa sunulan araçlarda Avrupa’da üretilen parça ve iş gücünün kullanımının artırılması hedefleniyor.
Ancak Japon bir otomotiv tedarikçisinin üst düzey yöneticisine göre Çinli şirketler için Avrupalı bir üreticiyi satın almak, sıfırdan fabrika kurmaya gerek kalmadan hızlı biçimde “Made in EU” statüsü elde etmenin etkili bir yolu.
Bu nedenle Avrupa’nın Çin’den yapılan ithalatı sınırlamaya yönelik adımlarının, Çinli şirketleri kıta içinde daha fazla satın alma yapmaya yöneltebileceği değerlendiriliyor.
Avrupalı parça üreticilerinin mali sorunları fırsat yaratıyor
Çin’in küresel ölçekteki en güçlü otomotiv tedarikçileri arasında batarya üreticisi CATL ve SAIC bünyesinde faaliyet gösteren Yanfeng bulunuyor.
Bununla birlikte Avrupa’daki parça üreticilerinin giderek derinleşen finansal sıkıntıları, daha küçük Çinli şirketler açısından da yeni satın alma imkanları oluşturuyor.
Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği Clepa’nın verilerine göre otomotiv tedarik sektörü Avrupa’da doğrudan yaklaşık 1,7 milyon kişiye istihdam sağlıyor.
Bosch, Valeo ve Forvia’nın da aralarında bulunduğu büyük tedarikçilerde son iki yılda 100 binden fazla istihdam kaybı yaşandı. Bu tablo, mali açıdan zor durumda bulunan Avrupa şirketlerini Çinli yatırımcılar açısından daha erişilebilir hale getiriyor.
Almanya’da 23 Çinli grubun satın almaları tespit edildi
Sayari’nin Almanya’ya ilişkin analizine göre 23 Çinli grup, Alman otomotiv tedarik zincirinde faaliyet gösteren yüksek teknoloji şirketlerini satın aldı.
Satın alınan şirketlerin üretim alanları arasında yüksek performanslı motorlara yönelik contalar, otonom sürüş sistemleri ve kablosuz bağlantı antenleri bulunuyor.
Avrupalı otomobil üreticilerinin de söz konusu satın almaları yakından izlediği belirtiliyor.
FT’ye konuşan bir sektör yöneticisi, otomobil şirketlerinin artık Avrupa’daki Çin kontrolündeki tedarikçileri listelediğini ve kritik bir parçanın yalnızca Çin kontrolündeki tek bir firmadan temin edilmesi durumunda alternatif tedarikçiler aradıklarını söyledi.
Pirelli örneği: Çinli ortaklık ABD pazarında sorun yaratıyor
Çinli yatırımcıların Avrupa’daki otomotiv şirketlerindeki varlığı, ABD’nin Çin teknolojilerine yönelik kısıtlamaları nedeniyle farklı sorunları da beraberinde getiriyor.
FT, bu duruma Pirelli’yi örnek gösterdi. İtalyan hükümeti ve Pirelli hissedarlarının, Çinli kimya şirketi Sinochem’in firma üzerindeki etkisini ortadan kaldırmanın yollarını aradığı belirtildi.
Sinochem’in şirketteki ortaklığı nedeniyle Pirelli’nin ABD pazarında bazı kısıtlamalarla karşılaşabileceği ifade ediliyor.
Yanfeng Avrupa tedarik zincirine nasıl girdi?
FT’nin ayrıntılı olarak incelediği Çinli şirketlerden biri de Yanfeng oldu. Şirket, 1994 yılında Çin’de Ford ile ortak girişim kurarak küresel otomotiv sektörüyle ilişkilerini geliştirmeye başladı.
Volkswagen’den üretim süreçleri konusunda deneyim kazanan Yanfeng’in General Motors ile Çin’de geliştirdiği ilişkiler daha sonra ABD’ye taşındı. Şirket, burada Tesla’ya da tedarik sağlamaya başladı.
Yanfeng daha sonra ABD’li Johnson Controls ile 7,5 milyar dolarlık bir otomotiv iç mekan ortaklığı kurdu ve zaman içerisinde bu yapının tamamının kontrolünü ele geçirdi.
Şirket bugün Avrupa’da koltuklardan direksiyon sistemlerine kadar çok geniş bir ürün grubunda tedarik zincirinin parçası durumunda.
Alman Leoni’yi 525 milyon euroya satın aldı
Çinli elektronik şirketi Luxshare, geçen yıl Almanya’nın önde gelen otomotiv kablo üreticilerinden Leoni’yi 525 milyon euro karşılığında satın almak üzere anlaşmaya vardı.
Bu anlaşmada dikkat çeken noktalardan biri, Avrupalı otomobil üreticilerinin satın almaya karşı çıkmak yerine işlemi desteklemesi oldu.
Leoni CEO’su Klaus Rinnerberger, FT’ye yaptığı açıklamada Avrupalı müşterilerin anlaşmayı “aktif biçimde desteklediğini” söyledi.
Rinnerberger’e göre Çinli şirketler, Leoni aracılığıyla Avrupalı otomobil üreticileriyle güçlü ilişkiler geliştirme fırsatı bulurken, Avrupalı üreticiler de Çin’in çok daha hızlı ürün geliştirme süreçlerinden faydalanmak istiyor.
“Çinlilerle çalışmazsanız değişim hızına yetişemezsiniz”
FT’nin haberinde öne çıkan değerlendirmelerden biri de Leoni CEO’su Rinnerberger’e ait.
Avrupalı tedarikçilerin BYD ve Geely gibi Çinli üreticilerin ürün geliştirme hızına ayak uyduramaması halinde rekabet güçlerini kaybedebileceklerini belirten Rinnerberger, “Çinlilerle onlara karşı çalışmak yerine birlikte çalışmaya istekli değilseniz, yaklaşan değişimin hızına yetişemezsiniz” uyarısında bulundu.
Bosch Mobility Yönetim Kurulu Üyesi Christoph Hartung da Bosch’un uzun yıllardır Çin ekosisteminin bir parçası olduğunu belirterek, Çinli ortaklarının küresel ölçekte büyümesine nasıl katkı sağlayabilecekleri konusunda görüşmeler yaptıklarını ifade etti.