İran, ABD'nin gizli müzakereler ve savaşın yakında biteceği yönündeki iddialarını kategorik olarak reddederek retorik çatışmayı derinleştirdi.
İranlı yetkililer, savaş veya barış kararının yalnızca Dini Lider Hamaney'e ait olduğunu vurgulayarak, diğer figürlerin görüşme yaptığı iddialarını propaganda olarak nitelendirdi.
Hürmüz Boğazı kritik bir gerilim noktası olmaya devam ediyor; İran, boğazı bir anlaşmazlık konusu olarak tutma ve düşmanın yakıt kaynaklarını tehdit etme sözü verdi.

Atlas AI
İran yönetimi, ABD ile gizli müzakere yürüttüğü ve bölgedeki çatışmanın “iki ila üç hafta içinde” biteceği yönündeki iddiaları reddetti. Tahran, bu söylemlerin sahadaki gerilimi düşürmeye dönük bir diplomatik kanal açtığı izlenimi yaratmasını engellemeye çalışıyor. Açıklamalar, ABD-İran hattında iletişim kanallarının kapalı kaldığı ve tarafların kamuoyu üzerinden pozisyon sertleştirdiği bir döneme işaret ediyor.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, ABD ile “herhangi bir müzakere olmadığını” ve “gelecekte de olmayacağını” söyledi. Nikzad, ABD yönetiminin İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile görüştüğü iddiasını da yalanladı. Tahran, bu tür iddiaları İran içinde ayrışma yaratmayı hedefleyen propaganda olarak çerçeveledi.
Nikzad, İran’ın karar alma mimarisini öne çıkararak savaş, barış ve müzakere gibi başlıklarda nihai yetkinin Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’de olduğunu vurguladı. İran Anayasası’nın 5. ve 110. maddelerine atıf yapan Nikzad, Hamaney’in şimdiye kadar müzakere için izin vermediğini belirtti. Bu vurgu, dış aktörlere “müzakere muhatabı” tartışmasını kapatma ve iç kamuoyuna da hiyerarşinin değişmediği mesajını verme işlevi görüyor.
Açıklamaların en kritik boyutu Hürmüz Boğazı üzerinden geldi. Nikzad, Donald Trump’a atfedilen “boğazla işi yok” söylemine karşı “Hürmüz Boğazı asla açılmayacak” ifadesini kullandı. İran, boğazı enerji arzı ve deniz ticareti açısından stratejik bir kaldıraç olarak gündemde tutarken, bu tür beyanlar sigorta maliyetleri, navlun fiyatları ve enerji piyasası beklentileri üzerinden risk algısını etkileyebiliyor.
Nikzad ayrıca, İran lideri Ali Hamaney ve “öldürülen tüm Müslümanlar” adına intikam alınana kadar Trump’ın peşini bırakmayacaklarını söyledi. Saldırıların sürmesi halinde “düşmanlarına hiçbir yakıt kaynağı bırakmayacakları” uyarısını da ekledi. Bu dil, İran’ın caydırıcılık mesajını sertleştirirken, aynı zamanda misilleme kapasitesi ve hedef seti tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
Genel tablo, tarafların birbirini “dezenformasyon” ve niyet okuması üzerinden suçladığı, diplomatik çözüm sinyallerinin zayıf kaldığı bir evreye işaret ediyor. İran, iç bütünlüğü korumayı ve karar mekanizmasının merkezini hatırlatmayı önceliklendirirken; ABD tarafında müzakere iddiaları, sahadaki belirsizliği yönetme ve psikolojik üstünlük kurma aracı olarak algılanabiliyor.
Bu karşıt mesajlar, Orta Doğu’da güvenlik riskinin fiyatlanmasını ve bölgesel aktörlerin pozisyonlarını yeniden ayarlamasını tetikleyebilecek bir iletişim ortamı yaratıyor.
Ülke Etkisi: İran’da karar alma yetkisinin Dini Lider’de toplandığı vurgusu, dış politika esnekliğini kurumsal olarak sınırlayabilir ve iç siyasette hizalanmayı etkileyebilir. Müzakere kanallarının kapalı olduğu mesajı, yaptırım ve güvenlik gündeminin önceliğini korumasına yol açabilir.
Sektör Etkisi: Hürmüz Boğazı üzerinden verilen mesajlar, enerji taşımacılığı, deniz sigortası ve lojistik maliyetleri kanalıyla bölgesel ticaret akışlarını etkileyebilir. Enerji şirketleri ve armatörler, rota planlaması ve risk primi hesaplarında güvenlik varsayımlarını güncelleyebilir.
Piyasa Etkisi: Boğazın kapanma riski söylemi, petrol ve ürün piyasalarında risk primi ve oynaklık kanalıyla fiyatlamayı etkileyebilir. Jeopolitik belirsizlik, güvenli varlıklara yönelim ve gelişen piyasa risk iştahında dalgalanma üzerinden portföy akımlarını değiştirebilir.


