Ateşkes Engeli: Çelik “savaş lobisi” dedi
Ateşkes engeli tartışmasında Ömer Çelik, “savaş lobisi” vurgusu yaptı; İran’ın garanti ve tazminat taleplerini öne çıkardı.
Cuneyd Erdogan ·

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Orta Doğu’da kalıcı ateşkes arayışının önündeki temel engelin “savaş lobisi” olduğunu söyledi. Çelik, 6 Nisan 2026’da A Haber’de yaptığı değerlendirmede, ateşkesin yalnızca sahadaki çatışma dinamikleriyle değil, bölgesel ve küresel aktörlerin siyasi tercihleriyle de kilitlendiğini savundu. Bu çerçevede, ABD ve İsrail’in saldırılarının Birleşmiş Milletler (BM) sistemi ve uluslararası hukukla uyumlu olmadığını ileri sürdü.
Çelik’in açıklamalarında öne çıkan başlık, İran’ın ateşkes şartlarına dair çerçevesi oldu. Çelik, İran’ın kalıcı ateşkes istediğini, tazminat talebini gündemde tuttuğunu ve gelecekte benzer saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence aradığını aktardı. İran’ın müzakere sürecindeyken iki kez saldırıya uğradığını hatırlatan Çelik, bu deneyimin geçici ateşkes formüllerine güveni azalttığını söyledi.
Ona göre, kısa süreli bir ateşkesin ardından daha ağır saldırıların gelmeyeceğine dair bağlayıcı bir mekanizma kurulmadıkça, tarafların masada kalması zorlaşıyor.
Çelik, BM kararı olmadan bir ülkeye saldırı düzenlenmesini “kabul edilemez” olarak niteledi ve bunun uluslararası hukuk açısından sorunlu bir emsal oluşturduğunu dile getirdi. Diplomasi masasında bulunan bir ülkeye saldırı yapılmasının, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin temel varsayımlarını aşındırdığını savundu. Bu yaklaşım, ateşkesin yalnızca askeri bir duraklama değil, aynı zamanda hukuki ve siyasi bir çerçeveye bağlanması gerektiği iddiasına dayanıyor.
Açıklamalar, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden ele alınması gerektiği vurgusunu da içerdi. Çelik, mevcut krizlerin geçici anlaşmalarla yönetilmesinin yeterli olmadığını, bölgesel güvenlik düzeneklerinin masaya gelmesinin “kaçınılmaz” hale geldiğini söyledi. Bu ifade, ateşkes görüşmelerinin kapsamının yalnızca çatışmanın taraflarıyla sınırlı kalmayıp, daha geniş bir güvenlik ve garanti setine genişleyebileceğine işaret ediyor.
Çelik ayrıca, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi sürecinin arkasında İsrail’deki “savaş lobisi”nin etkisi olduğunu iddia etti. Bu değerlendirme, İran dosyasının yalnızca nükleer başlıkla değil, iç siyaset ve ittifak ilişkileriyle de şekillendiği tezini güçlendirmeyi amaçlıyor. Çelik, arabuluculuk tartışmalarında Türkiye’nin rolüne de değinerek, Türkiye’nin devreye girmesinin Umman’a kıyasla daha etkili olabileceğini savundu.
Bu iddiasını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran dosyasına hakimiyetinin dünya liderleri arasında “benzersiz” olduğu görüşüyle temellendirdi.
Genel çerçevede Çelik’in mesajı, ateşkesin önündeki engellerin “garanti”, “hukuki meşruiyet” ve “müzakere güvenliği” başlıklarında toplandığı yönünde oldu. Bu yaklaşım, sahadaki çatışma riskinin yanı sıra, müzakere süreçlerinin güvenilirliğini zedeleyen saldırıların diplomatik maliyetini de gündeme taşıyor. Türkiye açısından ise söylem, hem uluslararası hukuk vurgusunu hem de arabuluculuk kapasitesi iddiasını aynı anda öne çıkaran bir çizgi izliyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Türkiye’nin uluslararası hukuk ve arabuluculuk vurgusu, dış politika söylemini ve diplomatik temas trafiğini etkileyebilir. Bölgesel güvenlik mimarisi tartışması, Ankara’nın güvenlik ve enerji gündemini daha geniş bir çerçeveye taşıyabilir.
Sektör Etkisi: Savunma, enerji ve lojistik sektörleri, ateşkesin kalıcılığına dair belirsizlikler üzerinden risk fiyatlaması yapmaya devam edebilir. Arabuluculuk girişimleri, bölgesel ticaret koridorları ve sigorta maliyetleri gibi operasyonel başlıklarda beklentileri etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Ateşkesin garanti ve meşruiyet tartışmaları, jeopolitik risk primini ve emtia fiyatları üzerinden enflasyon beklentilerini etkileyebilir. Haber akışı, kur ve tahvil piyasalarında risk iştahını güvenlik algısı kanalıyla dalgalandırabilir.