Schengen vizesi başvurularında ret oranı yine rekor kırdı

Schengen vizesi başvurularında ret oranı yüzde 14,6'ya çıkarken randevu kıtlığı ve karaborsa maliyetleri Türkiye'deki adayları zorluyor.

Atlas Newsdesk ·

Schengen vizesi başvurularında ret oranı yine rekor kırdı

Schengen vizesi başvurularında artan retler, randevu sıkışıklığı ve yüksek maliyetler Türkiye'den Avrupa'ya seyahati zorlaştırıyor.

İstanbul'daki yetkili vize başvuru merkezlerinde dosyalarıyla bekleyen kalabalık, sorunun artık yalnızca bürokratik bir gecikme olmadığını gösteriyor. Konsolosluk kontenjanlarının sınırlı kalması, başvuru sahiplerini hem sonuç hem de randevu aşamasında belirsizliğe itiyor.

906 binden 1,25 milyona

Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye'den yapılan Schengen başvuruları 2019'da 906 bin düzeyindeydi ve ret oranı %9,7 olarak kaydedildi. 2025'te başvuru sayısı 1 milyon 250 bine çıkarken reddedilme oranı %14,6'ya yükseldi. Aynı veriler, 1,07 milyon başvurunun onay aldığını gösteriyor.

Başvuru hacmindeki artış, konsoloslukların dosya inceleme kapasitesiyle randevu talebi arasındaki makası açıyor. Bu nedenle birçok kişi için asıl engel yalnızca vize almak değil, belgeleri teslim edebileceği bir tarih bulmak haline geliyor.

2.800 euroluk gelir eşiği

Fransa Büyükelçiliği'nden diplomatik bir kaynak, Türkiye'deki ekonomik koşulların başvuru profillerini değiştirdiğini belirtti. Kaynak, "Kriterlerimiz aynı kalmasına rağmen, bazı kişilere ekonomik durumlarının kötüleşmesi nedeniyle vize verilmiyor." dedi.

Mevcut uygulamada turistik Schengen vizesi isteyen bir kişinin son üç ay boyunca banka hesabında en az 2.800 euro, yaklaşık 3.200 dolar bulundurduğunu göstermesi gerekiyor. Kaynak metinde bu tutarın Türkiye'deki net asgari ücretin beş katından fazla olduğu aktarılıyor.

Almanya'daki bir üniversite değişim programına kabul edilen 19 yaşındaki Güney Hazan, vizesi onaylandıktan sonra bile sürecin baskısını anlattı. Hazan, "Tüm evraklarım kurallara uygun şekilde hazırlanmıştı ancak son dönemdeki uygulamalar nedeniyle sonucu kestirmek imkansız hale geldi, süreci büyük bir stres altında takip ettim" ifadelerini kullandı.

Fransa vizesi için başvuran ve adını paylaşmak istemeyen 25 yaşındaki bir kadın garson ise ret korkusunun başvuru sahiplerini görünmez hale getirdiğini söyledi. Kadın, "Bu durum artık bizim için bir zulüm haline geldi. Kendimizi üçüncü sınıf vatandaş gibi hissediyoruz. Eskiden bana 5 yıllık vize verirlerdi, şimdi sadece 2 yıllık verdiler. Bu süreçte başvurum hiçbir açıklama yapılmadan iki kez reddedildi." dedi.

Randevu botları karaborsayı büyütüyor

Başvuru sahipleri için ilk sınav çoğu zaman konsolosluk sisteminde boş randevu yakalamak oluyor. Normal koşullarda bir vize başvurusu 90 euro harç ve 30 euro acente ücretiyle toplam 120 euroya mal oluyor.

Yetkili aracı kurumlar, Avrupa ülkelerinin belirlediği kontenjanlara göre randevu dağıtıyor. Ancak otomatik randevu yazılımlarının sistem açılır açılmaz boş tarihleri topladığı, ardından bu randevuların daha yüksek bedellerle satıldığı belirtiliyor.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, karaborsa iddiasını doğrudan fiyatlarla anlattı. Kuk, "Vize randevularının karaborsada fahiş fiyatlara satıldığını tespit ettik. Bu fiyatlar 300, 500, hatta 1000 euroya kadar çıkıyor." dedi.

Avrupa tarafında dosyaların daha sıkı incelenmesinin bir nedeni de göç riski olarak gösteriliyor. Avrupa Birliği İltica Ajansı verilerine göre Türk vatandaşları geçen yıl Avrupa'da iltica başvurusu yapan gruplar arasında dünyada beşinci sıraya yükseldi.

Almanya Federal Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, vizesiz seyahat için Ankara'ya 2013'te sunulan 72 koşulluk yol haritasının tamamlanmadığını hatırlattı. Bu başlıklar arasında Terörle Mücadele Kanunu'nda reform yapılması şartı öne çıkıyor.

Eğer konsolosluk kontenjanları artmaz ve randevu botlarına karşı etkili denetim kurulmazsa, küresel hareketlilik daha pahalı hale gelir; başvuru merkezleri daha yüksek operasyon baskısı taşır; turizm, eğitim ve iş seyahati sektörü talep kaybı riskiyle karşılaşır. Eğer Ankara ile Brüksel arasında 72 maddelik yol haritasında ilerleme sağlanırsa, vize sürecinde siyasi tansiyon azalabilir; aracı kurumların üzerindeki yük hafifleyebilir; seyahat ekosistemi daha öngörülebilir bir takvime dönebilir.

Açık kalan risk, ekonomik göstergeler zayıf seyrederken Avrupa ülkelerinin göç riski değerlendirmesini ne kadar sıkı tutacağıdır.

More stories