Şamil Tayyar'dan 'Fon Operasyonu' Çıkışı: "Erdoğan Çok Sinirli, Neşter Derine İnecek"
Borsayı sarsan fon operasyonunun perde arkasını eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar anlattı.
Atlas Newsdesk ·

Borsa manipülasyonu iddialarında Şamil Tayyar, Şimşek’in Erdoğan onayıyla adli süreci başlattığını ve 455 bin 758 mağdur verisini aktardı.
Önceki dönem AKP milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, fon merkezli işlemler nedeniyle yürütülen adli sürecin ekonomi yönetimi içinde bir tıkanmayı aşmak için devreye alındığını savundu. Tayyar’ın anlatımı, hem Hazine ve Maliye Bakanlığı çevresindeki karar mekanizmasına hem de Sermaye Piyasası Kurulu verileri üzerinden küçük yatırımcıların durumuna odaklandı.
Şimşek iddiası merkeze yerleşti
Tayyar’a göre operasyon kararının arkasındaki siyasi onay doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Tayyar, süreci başlatan ismin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olduğunu, bunun da ekonomi bürokrasisinde gecikme yaşandığı iddiasıyla bağlantılı bulunduğunu ileri sürdü.
Bu iddia, borsada fonlar üzerinden yapıldığı öne sürülen işlemlerin sadece piyasa düzenlemesi başlığıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Tayyar’ın paylaşımında adli makamların hızlı biçimde devreye girdiği belirtilirken, sürecin hangi dosyalar, hangi kurumlar veya hangi kişiler üzerinden ilerlediğine ilişkin ayrıntı verilmedi.
Tayyar ayrıca Akın Gürlek’in varlığını Şimşek açısından destekleyici bir unsur olarak nitelendirdi. Bu bölüm, adli sürecin siyasi ve bürokratik koordinasyon iddiasıyla birlikte okunduğu bir çerçeve sundu, ancak açıklamada bağımsız bir ikinci kaynakla doğrulanmış yeni bir belge ya da işlem detayı yer almadı.
DDK seçeneği masada tutuluyor
Tayyar, Erdoğan’ın ABD dönüşünde Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirebileceğini öne sürdü. Devlet Denetleme Kurulu’nun devreye girmesi halinde inceleme, yalnızca adli işlem dosyalarıyla değil, kamu kurumlarının süreçteki gözetim ve denetim performansıyla da ilişkilendirilebilir.
Bu ihtimalin önemi, borsa kaynaklı mağduriyet iddialarının sermaye piyasası denetimi, yatırımcı korunması ve kamu kurumları arasındaki bilgi akışı açısından ayrı ayrı ele alınabilecek olmasından kaynaklanıyor. Tayyar, Erdoğan’ın dosyaya öfkeyle yaklaştığını duyduğunu ve ön tespitlerin ardından bazı değişikliklerin gündeme gelebileceğini savundu.
Devlet Denetleme Kurulu seçeneği gerçekleşirse, incelemenin kapsamı kritik olacak. Kurulun görevlendirilmesi, fon işlemlerinde sorumluluk zincirinin, denetim boşluklarının ve piyasa gözetiminde kullanılan erken uyarı mekanizmalarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.
455 bin 758 mağdur verisi
Tayyar’ın atıf yaptığı SPK verilerine göre mağdur sayısı 455 bin 758 olarak açıklandı. Aynı değerlendirmede, bu kitlenin büyük bölümünde hesap büyüklüğünün 1 milyon liranın altında olduğu belirtildi ve bu eşik küçük yatırımcı tartışmasının ana ölçüsü haline geldi.
Küçük yatırımcıların tasfiye işlemlerinde öncelenmesi seçeneğinin masada olduğu da Tayyar’ın aktardığı başlıklar arasında yer aldı. Böyle bir uygulama gündeme gelirse, tazmin veya tasfiye sıralamasının hesap büyüklüğü, zarar tutarı ve işlem geçmişi gibi ölçütlerle ayrıştırılması gerekebilir.
Bu ayrım sermaye piyasası açısından hassas bir sonuç doğurur. Küçük yatırımcı lehine öncelik, siyasi olarak savunulabilir bir çerçeve sunarken, fonların, aracı kurumların ve diğer yatırımcı gruplarının hak sıralamasına ilişkin yeni tartışmalar yaratabilir.
Fon piyasasında güven testi
Fon merkezli manipülasyon iddiaları, Türkiye sermaye piyasalarında son yıllarda büyüyen bireysel yatırımcı tabanının korunması tartışmasını yeniden öne çıkardı. Borsaya yönelen hanehalkı ilgisi arttıkça, piyasa gözetimi ve fonların işlem kalitesi daha görünür bir denetim konusu haline geldi.
Tayyar, MSCI gibi uluslararası portföy yatırımlarını izleyen kuruluşların da bu başlığı takip ettiğini söyledi. Bu ifade, iddiaların yalnızca yerel yatırımcı güveniyle sınırlı görülmediğini, yabancı portföy akımlarının Türkiye varlıklarına bakışında piyasa bütünlüğü algısının da rol oynayabileceğini gösteriyor.
Bundan sonraki aşama iki hatta bağlı görünüyor. Eğer adli süreç somut deliller ve kurum içi incelemelerle ilerlerse, SPK, aracı kurumlar ve fon yönetim şirketleri üzerindeki denetim baskısı artabilir; eğer süreç yalnızca siyasi açıklamalarla sınırlı kalırsa, küçük yatırımcıların zararlarının nasıl giderileceği sorusu açık kalır.
Uluslararası yatırımcı açısından belirleyici unsur, işlem güvenliğine dair kurumların vereceği yanıt olacak. İç piyasada ise dosyanın etkisi, 455 bin 758 kişiyle ifade edilen mağduriyetin hangi yöntemle sınıflandırılacağına ve 1 milyon lira altındaki hesaplar için özel bir tasfiye önceliği tanınıp tanınmayacağına bağlı olacak.