Putin’den Avrupa’ya ‘olası bir savaşta kazanan olmayacak’ mesajı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa ile savaş istemediklerini ancak böyle bir çatışmaya hazır olduklarını belirterek, olası bir savaşta kazanan…

Vladimir Putin, Avrupa ile savaş istemediklerini söyledi; 2030'a ilişkin hazırlık açıklamalarına karşı Rusya'nın hazır olduğunu savundu.
Rusya Devlet Başkanı, Moskova'daki Rusya-Afrika Zirvesi sonrasında düzenlenen basın toplantısında askeri karşılık verme mesajını, Avrupa ülkeleriyle yeniden ilişki kurma çağrısıyla birlikte sundu. Toplantıya, Burundi Devlet Başkanı ve Afrika Birliği Dönem Başkanı Evariste Ndayishimiye ile katıldı.
Putin, Avrupa ülkelerinin 2030 yılına kadar Rusya'yla savaşa hazırlanacağı yönündeki açıklamaları değerlendirirken, Moskova'nın böyle bir çatışma arayışında olmadığını belirtti. Olası bir savaşın sonuçlarına ilişkin uyarısını ise şu sözlerle dile getirdi: "Eğer işler çok ileri giderse hiçbir kazanan olmayacak. Bunu kimse unutmasın".
2030 tartışmasına askeri hazırlık yanıtı
Batılı devletlerin Rusya karşısında stratejik yenilgi hedeflediğini savunan Putin, bu hedefin gerçekleşmediğini öne sürdü. Aynı sonucun 2030'a kadar elde edilmesini de mümkün görmediğini söyledi; bu değerlendirme, Rusya liderinin Batı'nın hedeflerine ve gelecekteki askeri dengeye ilişkin iddiası niteliğinde.
Putin'in açıklamalarındaki 2030 tarihi, Avrupa'nın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinin zaman çerçevesini oluşturdu. Rusya lideri kendi ülkesinin hazırlığını ise gelecekte ulaşılacak bir hedef olarak değil, mevcut durum olarak sundu ve savaş istemedikleri mesajını bu iddiayla birlikte verdi.
Rusya'nın dünya savaşlarından çıkardığı derslere de değinen Putin, benzer çatışmaların yeniden yaşanmasını önlemeye çalıştıklarını belirtti. Böylece askeri hazırlık iddiasının yanında, ülkesinin tutumunu yeni bir savaşı önleme çabası olarak tanımladı.
Baltık için hukuk ve karşılık mesajı
Putin, Baltık Denizi'ndeki güvenliğe ilişkin açıklamasında, uluslararası deniz hukukunun uygulanmasından yana olduklarını söyledi. Bununla birlikte, Rusya'nın karşılaşacağı meydan okumalara yanıt vereceğini belirterek bölgeye yönelik mesajını koşullu bir uyarıyla tamamladı.
Rusya lideri, Baltık'ta istemediklerini söylediği durumu anlatırken Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'na atıfta bulundu. Bu karşılaştırma Putin'in güvenlik değerlendirmesinin parçasıydı; açıklaması, Baltık'ta belirli bir askeri operasyonun başlatıldığına ilişkin bir duyuru içermiyordu.
Baltık'a ilişkin sözlerinde deniz hukukuna destek ile karşılık verme iradesi birlikte yer aldı. Putin, Avrupa'yla ilişkiler konusundaki açıklamalarında da benzer biçimde askeri hazırlık vurgusunu korurken diplomatik temasları sürdürmeye açık olduklarını söyledi.
Avrupa temasları ve Afrika'nın temsili
Diplomasi başlığında Putin, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ile 27 Ekim'deki telefon temaslarını anlattı. Görüşmeleri Avrupalı liderlerin talep ettiğini ve her iki liderin de Avrupa Birliği adına konuşmadıklarını özellikle belirttiğini aktardı.
Bu anlatıma göre Stubb ve Store, görüşmelerde yalnızca kendi ülkelerini temsil ettiklerini ifade etti. Dolayısıyla Putin'in sözünü ettiği temasların kapsamı, Avrupa Birliği'yle yürütülen bir görüşmeden ziyade Rusya'nın Finlandiya ve Norveç'le ikili iletişimi olarak tarif edildi.
Putin, Avrupa'da Rusya'yla yapıcı temas isteyen siyasetçiler bulunduğunu savundu; Stubb ve Store'nin görüşmeler nedeniyle eleştirildiğini de söyledi. Avrupa Birliği ve üyeleriyle kapsamlı ilişkilerin yeniden kurulmasına katkı sağlayacak girişimleri desteklediklerini belirtti.
Afrika ülkelerinin uluslararası kurumlardaki konumuna ilişkin olarak Putin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dahil karar mekanizmalarında daha adil temsil talebini desteklediğini açıkladı. Kurumsal değişikliklerin hazırlık, denge ve uzlaşı gerektirdiğini söyleyerek reform desteğini bu koşullarla birlikte ifade etti.
Avrupa başlığında Putin'in dile getirdiği diplomatik açılım, ilişkileri yeniden kurmaya yönelik girişimlere destek sözü düzeyinde kaldı; açıklamalarında yeni bir müzakere takvimi yer almadı. Eğer ikili temaslar devam ederse, bunların yalnızca ulusal düzeyde mi kalacağı yoksa Avrupa Birliği'ni kapsayan bir sürece mi dönüşeceği, diyalog çağrısının kapsamını belirleyecek.
More stories
- İsrail'de Netanyahu bloğu koalisyon için 8 sandalye geride kaldı
- İsrail seçimlerine 'dış müdahale' tartışması: Katar suçlamaları reddetti
- Müttefikleri yurt dışından liderlik etmeye çalışan Flavio Bolsonaro'yu geri çevirdi
- Kuzey Kore balistik füze fırlatarak sınırdaki gerilimi artırdı
- AB yapay zeka yarışında Çin ve ABD baskısı altında kalıyor
- ABD'de mahkum olan Eric Nshimiye 10 yıla kadar hapisle karşı karşıya
- Avrupa’da gençlik ayakta: İspanya, Fransa ve İtalya
- Biden ve Trump yönetimlerinden Elon Musk'a Starlink talebi
Son haberler
- Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hedeflerimizle aramıza girmeye çalışanları bertaraf etmekte kararlıyız
- Erdoğan'la Trump 24 saat içinde ikinci kez görüştü
- Binance'te güvenlik krizi: Milyarlarca dolarlık varlık donduruldu
- Demokratlar yapay zeka olaylarının 48 saatte bildirilmesini istedi
- Avrupa borsaları AMB'nin mevduat faizini %2,5'te sabit tutmasının ardından yükseldi

