Mekke Anlaşması Meclis’e geliyor
NATO’nun 5. maddesine benzer savunma taahhüdü içeren anlaşma metni kamuoyuna açıklanıyor. Anlaşmanın bu hafta Meclis’e sunulması planlanıyor.
Atlas Newsdesk ·

Mekke Anlaşması’nın bu hafta TBMM’ye sunulmasının planlandığı belirtiliyor; açıklanmayan metin, üç ülkenin savunma taahhütlerini Meclis gündemine taşıyacak.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Kasım ayında imzalanan düzenlemenin yürürlüğe girmesi için iç hukuk süreci kritik hale geldi. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca bu tür uluslararası anlaşmaların TBMM tarafından kanunla uygun bulunması gerekiyor.
Riyad’da dün yapılan olağanüstü toplantıda Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a “ivedilikle” askeri destek vermesi yönünde karar alındığı bildirildi. Desteğin türü, süresi ve komuta yapısı açıklanmadı.
Meclis onayı hukuki eşik
Anlaşmanın TBMM’ye ne zaman geleceği bir süredir siyasi tartışmanın odağında. Tam metnin kamuoyuna açılmamış olması, anlaşmanın hukuki niteliği ve uygulanabilirliği konusunda daha ayrıntılı açıklama talebini öne çıkardı.
Yeni Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan, düzenlemenin Meclis onayı olmadan nasıl geçerli olacağına ilişkin sorular yöneltti. Tan, metnin ortak savunma anlaşması mı, mutabakat muhtırası mı yoksa yalnızca ortak açıklama mı olduğunun açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Bu ayrım uygulama açısından belirleyici. Bir uluslararası anlaşma TBMM’den geçerse yürütme için kanuni dayanak oluşur; daha sınırlı bir siyasi metin ise askeri yükümlülükler bakımından daha dar bir zemin yaratır.
Riyad masasında askeri dosya
Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin olağanüstü toplantısına Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katıldı. Toplantıda Suudi Arabistan’ın karşı karşıya olduğu güvenlik risklerinin ele alındığı belirtildi.
Yardım kararının sahada nasıl işleyeceği henüz bilinmiyor. Askeri destek hava savunması, istihbarat paylaşımı, eğitim, lojistik veya fiili kuvvet konuşlandırması gibi farklı başlıklara uzanabilir; bunlardan hangilerinin gündemde olduğu açıklanmadı.
Suudi Arabistan’ın Yemen’deki Husilerle bağlantılı güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğu aktarılıyor. Bu çerçevede Riyad’ın beklentilerinin Türkiye ve Pakistan tarafından değerlendirileceği, ancak kararın ayrıntılarının daha sonra netleşeceği belirtiliyor.
Taahhüt kapsamı belirsiz
Anlaşma daha önce 1949 tarihli Kuzey Atlantik Antlaşması ile kurulan NATO’ya benzer bir yapı olarak sunulmuştu. Ayrıca müttefiklere yardım taahhüdü getiren NATO’nun 5. maddesine benzer bir hüküm bulunduğu belirtilmişti.
Bu benzetmenin pratik karşılığı, metnin açıklanmasına bağlı. Yardım taahhüdünün otomatik mi, siyasi karar gerektiren bir mekanizma mı olduğu; hangi saldırı türlerini kapsadığı ve hangi coğrafi sınırlarla işletileceği bilinmiyor.
Eğer Meclis onayı hızlı ilerlerse, Riyad toplantısında alınan destek kararının uygulanması için daha net bir iç hukuk dayanağı oluşur. Bu yol, Suudi Arabistan açısından kısa vadeli güvenlik desteğini; Türkiye ve Pakistan açısından ise bölgesel savunma sorumluluğunun görünür biçimde artmasını beraberinde getirir.
Eğer metin ertelenir veya kapsamı sınırlı bir mutabakat olarak sunulursa, askeri desteğin hukuki zemini daha dar kalır. Bu durumda savunma sanayii, eğitim ve lojistik işbirliği alanlarında ilerleme mümkün olsa da ortak savunma taahhüdünün siyasi ağırlığı sınırlanır.
Küresel düzeyde ana kanal enerji güvenliği ve Kızıldeniz çevresindeki risk algısı olacak. Suudi Arabistan’a yönelik güvenlik tehdidinin yoğunlaşması halinde savunma koordinasyonu deniz ticareti ve enerji akışlarına ilişkin hesapları etkileyebilir; tehdidin azalması halinde anlaşmanın etkisi daha çok diplomatik hizalanma ile sınırlı kalabilir.